Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Hıncal Abi, “Adalar benim için faytondur, Kordon’un faytonu olduğu gibi, Viyana’nın faytonu olduğu gibi... Faytonların sokakları kirletmesi önlenecek. Dünya nasıl önlüyor? Faytonların atlarına iyi bakılacak. Adalar’da belediye yok mu? Onu yasakla, bunu yasakla dünyada güzellik bırakmayacağız” diye yazmış! Sonra da “Balçiçek kıyameti koparacak” diye eklemiş!

        Herhalde yazdıklarım anlaşılmıyor. Tekrarlıyorum. Bugün Büyükada’daki faytonlar Viyana’daki faytonlar gibi değil... Mevcut fayton güzel değil! Hayır merak ediyorum, kırk yılda bir gelseniz de nasıl sağlıklı at buluyor da biniyorsunuz? Hepsinin durumu acınası halde...

        Yani sorun sadece pislik değil.

        Özetleyeyim...

        1- Atlara işkence ediliyor... Hepsi bir deri bir kemik!

        2- Faytoncular adalılara işkence ediyor!

        3- Fiziksel ve sözlü saldırıya maruz kalıyoruz!

        4- Kafalarına göre ücret tarifesi uyguluyorlar!

        5- Ve ada, at pislikleri yüzünden b.k kokuyor

        Evet, teoride “Baş edemediğini yasakla” anlayışı doğru değil, kesinlikle katılıyorum. Ama pratikte durum hoş değil. At pisliklerini temizlemekle yükümlü olan Adalar Belediyesi... Faytoncuların bağlı bulunduğu yer ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi... Bu arada deli gibi hızlı fayton kullananlara trafik polisi de lazım, onu da bildireyim...

        Ezcümle, “Fayton yasaklansın” demiyorum... 20-30 tane fayton kalsın. Arabaları şatafatlı olsun, faytoncular şık giyinsin, atlar sağlıklı olsun, tüyleri parıldasın. Mevcut fiyattan 3-4 kat fazla fiyat konulsun, nostalji yapmak isteyen Hıncal Uluç da gelsin adayı tıngır mıngır fayton üzerinde gezsin... Ama bizleri, adada en az üç-dört ay geçirenleri bu fayton sefaletine mahkûm etmeyin, nostalji uğruna... Üstelik atların çalışma koşullarını düşündükçe, binesim yok, çok acıyorum o hayvanlara... O yüzden elektrikli faytonları destekliyorum, hatta dolmuş yapılmasından yanayım.

        Not 1- Hıncal Abi, soyadımı İlter/Pamir yazmışsın. Ben vazgeçtim “Pamir”den, yıllar oldu, sen vazgeçemedin bir türlü. Gerek yok soyadına, yaz “Balçiçek” diye, olsun bitsin.

        Not 2- Bu yaz artık adaya bekliyoruz. Aya Yorgi’de gün batımı, sahilde yemek, ilerleyen saatlerde “Chansonlar”dan seçmeler, sokak dansı... Her şeye rağmen ada çok güzel... Dönüşte “Lokumlu Kurabiye” hediyesi de cabası...

        Not 3- “Baş edemediğin her şeyi yasakla” anlayışından bahsetmişken... Diyorum ki bu hesapla örneğin kumarhaneler de yeniden açılabilir. İlle de ahlak bozulmasın diyorsanız, Türkler girmesin, yabancılar girsin. Hatta Ortadoğu’ya yakın bir merkez kurulsun. Doğu’da, Güneydoğu’da bir Las Vegas Modeli... Bildiğim kadarıyla Vegas’taki kumarhaneler krallarından biri, Maraşlı bir Ermeni... Bir işaret yeter kanımca. Acayip para girer memlekete. Ne dersiniz?

        Işıkları söndürüyoruz!

        Bu akşam, tam 20.30’da... Işıkları söndürüyoruz. Sadece bir saatliğine...

        Neden mi? Daha iyi bir dünya için...

        Dünya Koruma Vakfı’nın küresel ısınmaya ve çevre sorunlarına dikkat çekmek için başlattığı kampanyanın hikâyesi 2007’de Avustralya’da başlıyor. İklim değişikliğine dikkat çekmek için yapılan ilk sivil toplum eylemi bugün küresel bir kampanyaya dönüşmüş durumda. Türkiye’de 4. kez yapılacakmış. Mış diyorum, çünkü bu yıla kadar benim de haberim yoktu.

        “Dünyayı tehdit eden çevre sorunlarını biliyorum ve sesimi çıkarmak istiyorum” derseniz kampanyaya katılın. Bildiğim kadarıyla köprünün de ışıkları sönecek. “Bu arada karanlıkta oturup ne yapacağım?” diye düşünüyorsanız, size bir sürprizim var... http://dunyasaati.wwf.or.tr adresine ışıklarınızı kapatarak girin.

        Ben orada olacağım.

        Diğer Yazılar