Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Bir seçim daha geride kaldı. Seçimin ardından anket şirketleri, analistler, kimi yazarlar ve medya okuması yapan yorumcuların neredeyse tamamı sınıfta kaldı. Ortaya çıkan sonuçlar oldukça şaşırtıcı ve Türkiye sosyolojisine de uygun sonuçlardı.

        Son iki aydan buyana siyaseti spor müsabakaları gibi galip-mağlup dualitesi üzerinden işlemeye çalışan yorumcular ve anket şirketleri hiç zaman kaybetmeden somut rakamlar üzerinden başladılar yoruma…

        Öyle ki, seçimden önce tartışmaların boyutu ve tarafların birbirini yok hükmünde görme alışkanlığı, ülkeyi çok ciddi bir kamplaşmaya sürükledi. Siyasi parti temsilcileri ile yaptığım her sohbette seküler, liberal, etnik ve mezhep odaklı kesimler ile muhafazakar kesimlerin nasıl kamplaştığını konuştuk. Sonuçta sosyolojik bir değerlendirme yapacak olursak da, adeta şehirlerin ve aynı şehir içinde ilçelerinin dahi nasıl bölündüğü gerçeği ile karşılaşıyorsunuz.

        Son beş yılda taraflar adeta federal bir ülkede yaşıyormuşçasına, ‘‘şurası şu partinin, burası bu partinin hakim olduğu alan’’ diye kentlerimizi, ilçelerimizi kategorize ederken aslında ötekileşmeyi teşvik eder hale geldik.

        Öncelikle, tüm anket şirketlerinin ve yorumcuların Milliyetçi Hareket Partisi’ne büyük bir özür borcu bulunuyor. Zira tüm anketlerde ve yorumlarda MHP hep kaybeden taraf olarak gösterildi. Ancak önümüzde somut bir yeni durum şekillendi. Seçimleri hangi tarafın kazandığından bağımsız olarak, Türkiye'nin gelecek on yılı için kesin olan şey, tarihinde hiç görmediği kadar ciddi ve güçlü bir ‘’milliyetçi’’ rüzgar oluştuğu.

        MHP, İYİ Parti ve Sinan Oğan üzerinden ortalama bir yorum yapıldığında ülkemizdeki her dört vatandaşımızdan biri güvenlik politikalarını, beka konusunu, terörle mücadele konseptini önceleyen ve Türk milliyetçiliğini ön planda tutan bir tercih yaptı. İktidar ve muhalefetin farklı milliyetçi modellerini popülist kazanç araçlarına çevirmesi bu sürecin başlangıcı oldu.

        Milliyetçi partilerin ve tarafların aldığı oy %25. Önümüzdeki 10 yıl süre ile iktidara kim gelirse gelsin Türkiye'de uzun bir süre siyaset Türk Milliyetçiliği’nin etkileriyle yapılacak gibi duruyor. İktidara aday her iki kanat da Türk milliyetçiliğini ciddiye almaya, temsilcileriyle pazarlık yapmaya mecbur…

        REKLAM

        CHP açısından bakıldığında ise daha önce kaleme aldığım “Türkiye bir Obama hikayesine hazır mı?” başlıklı yazımda, Kılıçdaroğlu’nun ilk turda neden galip gelemeyeceğini ifade etmiştim. Kılıçdaroğlu dürüstlüğü ile bilinen bir siyasi lider ancak arka arkaya kaybettiği seçim sonuçları ve ülkemizin sosyolojik durumu ile muhalefet olarak karşıt siyasi tarihsel pozisyonunu da dikkate aldığımızda seçilmesi en zor aday durumundaydı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, Cumhurbaşkanı Erdoğan karşısında bir Obama hikayesi oluşturmak yerine Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş ile seçime gidilmesi yönünde görüş ortaya koyduğunda, Akşener’i siyasi öngörüsüzlükle suçlayanlar şu aşamada kendini sorgulamalı.

        CHP, AK Parti'ye karşı ilk kez kaybetmiyor. Ancak bu sefer durum farklı. Daha önce AK Parti elindeki büyükşehir belediyeleri ve diğer belediyelerin imkanlarını kullanarak avantajlı konumdaydı. Bu sefer de CHP Türkiye’nin en büyük belediyelerini elinde tutmasına rağmen bekleneni tabanına veremedi.

        Öte yandan iktidar özellikle deprem sonrasında duymaya en çok ihtiyaç duyulan “güven” parametresi üzerinden bir politik söylem oluşturamadı ve enkaz altında kalan şehirlerimizde yaşayan aileler taziyelerini bitirdikten ve hayata tutunmak için, hayata devam edebilmek için somut vaatleri bekledi. Bu durumda iktidar bedava konut vaadi yerine “yaparsa Erdoğan yapar” söylemini tercih ettiler.

        Gelelim anketlere… Bu durum sağ popülizmin sosyal medya soluyla karşı karşıya geldiği her ülkede böyle oldu. Aslında bir anda gerçeklik gitti ve sanal bir alanda yaşanan baskı ve kavga vatandaşı sessizliğe zorladı. İnsanlar sağcı liderlere oy vereceklerini gizlediler. Bunun en iyi örneği ABD seçimlerinde Trump'ın son seçimde aldığı rekor oyun anketlerde hiç görünmemesiydi.

        Sonuçta kazanan, kaybeden… Herkes için özeleştiri zamanı…

        Diğer Yazılar