Görevimiz Tehlike
Yıllar önce Türkiye'de de gösterilen televizyon dizilerinden birinin ismi "Görevimiz Tehlike" olarak Türkçe'ye çevrilmişti. Dizinin asıl ismi "Mission Impossible" idi. Tam tercümesi olarak "Olanaksız Misyon" ismi kullanılabilirdi. Gerçekten de, dizinin kahramanları çok zor ve tehlikeli işlere girerdi. Girdikleri işleri başarıyla bitirmeleri neredeyse olanaksızdı.
İçinde yaşadığımız şartlarda, Merkez Bankasından beklenenlere, Merkez Bankasına biçilen misyon, bir anlamda "Mission Impossible" olarak nitelendirilebilir. Öyle bir denge istiyoruz ki, Merkez Bankası'nın elindeki araçlarla arzulanan dengeyi oluşturabilmesi olanaksız. Dolayısıyla, Merkez Bankası hiç kimseye yaranabilecek bir konumda değil. Öncelikler ortaya konursa, Merkez Bankası en azından kendi açısından daha rahat edecek. Kamuoyu Merkez Bankası'nın ne yapmaya çalıştığını daha iyi anlayabilecek.
FAİZ VE KURLAR ARTIK ARTMASIN
Nedeni ne olursa olsun Türkiye ekonomisinden sermaye çıkışı var. Yabancı yatırımcılar dış şartlara bakarak ve/veya iç gelişmeleri göz önüne alarak Türkiye'deki yatırımlarını azaltıyorlar. Türk Lirası'ndan çıkıp dövize dönüyorlar. Döviz talebi artıyor. Kurlar artıyor. Önceleri ses çıkarıl-madıysa da, kurların geldiği noktada artık kur artışlarının durması arzulanıyor. Dolayısıyla, Merkez Bankası göreve çağrılıyor.
Merkez Bankası piyasaya döviz satmaya başladığında, döviz alanların elindeki Türk Lirası, Merkez Bankası tarafından emilmiş oluyor. Piyasada Türk Lirası'nın azalması doğal olarak para piyasasında Türk Lirası faizinin artmasına neden oluyor. Para piyasası faizinin artması Hazine bonosu faizlerinin de artmasını tetikliyor. Çünkü, bir bölüm yatırımcı Türk Lirası ihtiyacını para piyasasından sağlamak yerine, elindeki bonoları satarak karşılıyor. Aynı anda, yabancı yatırımcıların bir bölümü de Hazine bonolarını satmaya çalışıyor. Hazine bonolarının fiyatları düşüp faizleri artıyor. Ama, faizlerin artmasını istemiyoruz.
"Artık döviz kurları da artmasın, faizler de artmasın" diyorsak içinde yaşadığımız ortamda Merkez Bankası'na olanaksız bir misyon biçmiş oluyoruz. Faizlerin artmaması için Merkez Bankası'nın döviz satışları yoluyla çektiği Türk Lirası'nı yeniden piyasaya vermesi gerekir. O takdirde, Merkez Bankası bir eliyle döviz satıp TL toplarken, diğer eliyle piyasaya TL verip yatırımcıların yeniden döviz almalarına olanak verecek kaynak yaratmış oluyor. Bu yolla belki faizler artmayabilir, ama döviz kurlarını belli bir noktada tutmak da mümkün olmaz. Kısırdöngüyü kıracak tek gelişme piyasa şartlarının değişmesidir: Yabancı yatırımcılar yeniden Türkiye piyasasına girmeye başlamadan, en azından çıkışları durmadan, arzulanan denge oluşturulamaz. Piyasa şartları değişmediği sürece, "kurlar da artmasın, faizler de artmasın" başarılabilecek bir misyon olmaktan çıkıyor.
ÖNCELİKLER ORTAYA KONMALI
Böyle ortamlarda ekonomi yönetimi, özellikle Merkez Bankası önceliklerini ortaya koymak durumunda. Geçmiş deneyimler gösteriyor ki, döviz kurları konusunda oluşan belirsizlikler ekonomiyi çok daha fazla hırpalıyor. Faizlerin yükselmesinin olumsuz yanları göreli olarak daha az. O halde, öncelik döviz kurları üzerindeki belirsizliklerin asgariye indirilmesine verilmeli. Bu aşamada faizlerin yükselmesi kabullenilmeli. Aksi takdirde, döviz kurlarındaki belirsizlikler hem kurların hem de faizlerin daha da artmasına yol açabilecek. Geçmişte bunu da çok gördük.
Faizlerin artmamasına, hatta faizlerin düşürülmesine yönelik piyasa şartları ile uyuşmayan her türlü girişim faizlerin daima daha yüksek düzeyde oluşmasına neden olur. Kısacası, daha da tehlikeli bir denge yaratılmış olur.