SON DAKİKA
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.

Sıla en doğrusunu yapmış

17 Eylül 2016 Cumartesi, 00:27:45 Güncelleme:08:41:36
Esin Övet

Esin Övet

 

Malumunuz Sıla, “Demokrasi ve Şehitler Mitingi” için “şov” diyerek maalesef hiç unutulmayacak talihsiz bir açıklama yapmıştı. Bunun üzerine çok kişi konuştu, yazdı, çizdi. Ben hâlâ Sıla’nın bu düşünceyle yapmadığını savunuyorum. Ve gerçekten talihsiz bir durum yaşadığına inananlardanım. Ancak tabii yaptığı açıklamanın hiçbir haklı yanı yok.

Zaten bunun da cezasını çekiyor. Birçok konseri iptal edildi. Ne kadar üzüldüğünü biliyorum. Fakat o kadar açıklamalar arasında bir tek Davut Güloğlu’nu affetmemiş Sıla ki bence çok iyi etmiş.

Davut Güloğlu, kameralar önünde küfretmişti Sıla’ya. Bir erkeğe hiç yakışmayacak türden açıklamalar yapmıştı.

Sıla kendince cezasını çekiyor. Bu anlamda Güloğlu’na açtığı dava gayet yerinde olmuş. Bazı sanatçılar işin dozunu kaçırıyor gerçekten. Mikrofonları gördükleri zaman ne yapacaklarını şaşırıyorlar.

Ki yüzlerce kişiye hitap edenlerin daha dikkatli olması gerekiyor, özellikle kameralar önünde.

 

GÜLE GÜLE BÜYÜK USTA

Çocukluğumuz birer birer gidiyor. Bizi terk ediyor. Tarık Akan bu ülkede doğmuş, büyümüş herkesin evinin bir ferdidir. Herkesin anısında, hatırasında bir yer etmiştir.

Dile kolay, sayısız filmle çıktı karşımıza. Acısıyla, tatlısıyla dokundu bize. Evimizin yakışıklısı oldu.

Şimdi de usta aramızdan sessiz sedasız ayrıldı. Bakın aylardır Tarık Akan hakkında haberler çıkıyordu. En son, “Yoğun bakımda, durumu çok kötü” denildi. Sonra hemen ardından ağzından, “Yok öyle bir şey. Evimde istirahat ediyorum. Tedavim normal sürecinde devam ediyor” açıklaması yapıldı. Tam 6 gün önce.

Önceki gün de Müjdat Gezen’in açıkladığına göre uzun süredir yoğun bakımdaydı ve bilinmesini istemiyormuş Tarık Akan. Yani kısacası ortaya şöyle bir durum çıkıyor ki, hayata gözlerini yumacağı zaman bile kimseyi üzmek, dertlendirmek istememiş.

Eğer Tarık Akan’ın yoğun bakımda olduğu duyulsa, doğrulansa herkes hastaneye akın edecekti. Günlerce sanatçı dostları, hayranları, gazeteciler kapısında yatacaktı. Belli ki bunu bile istememiş. Usta sessiz sedasız bize veda etmek istemiş.

Huzur içinde yatsın. Mekânı cennet olsun. Asla unutulmayacak, yeri doldurulamayacak bir isimdi Tarık Akan. Hiçbir kelimeye, cümleye sığmayan, hiçbir kelimeyle, cümleyle anlatılamayacak bir isimdi.

 

‘DARBE BİZİ VURMADI’

1999 İstanbul depreminden sonra her sektör maddi olarak çok yara almıştı. Ancak yapılan araştırmaları hatırlıyorum. O dönem en etkilenmeyen sektörlerin kadın kuaför salonları ve yemek sektörü olduğu ortaya çıkmıştı. Yemek yemeden olmaz. Karın bir şekilde doyacak. Ama kadın da bakımından ödün vermemiş anladığımız üzere. Hatta o dönem bu araştırma ortaya çıkınca çok konuşulmuştu.

Geçen hafta Bodrum’da ünlülerin, işadamlarının, sosyetenin evine ve teknelerine özel olarak giden manikür-pedikür yapan bir kadınla sohbet ederken aynen şunları söyledi: “15 Temmuz darbesi bir tek bizi etkilemedi Esin Hanım.” Hatta şöyle devam etti:

“Biz Bodrum’da olayın hiç farkında değildik. Bir şeyler oluyordu ama anlamadık. Sabah uyanınca televizyonda gördüm. Hatta o gün gitmem gereken müşteriler vardı. Hepsi de önemli isimlerdi. Mesaj atıp atmamak arasında kararsız kaldım. Çünkü ben mesaj atacağım, bu sefer ‘Kıza bak darbe olmuş, o para derdinde’ demesinler diye düşündüm. Ama gitmesem de ‘Neden gelmedin’ diye kızarlarsa dedim kendi kendime.

Çekine çekine mesaj attım müşterilere. Hepsi, ‘Gel gel canım. Biz de üzüldük ama...’ dediler. 16 Temmuz günü 6 kişiye manikür-pediküre gittim.”

Düşünebiliyor musunuz, olan olmuş ama bakımdan geri kalmayalım durumu. Biz İstanbul’da perişan olmuş, mahallede tüm camlar kırılmış, gece yaşanan jetlerin korkusuyla ne yapacağımızı bilemiyorken bazı kişiler bakımından ödün vermemiş.

Dünya yıkılsa yine böyle bir gerçek var. Yapacak bir şey yok. Ha bu arada manikür yapan kız, “Esin Hanım daha denize adım atmadım. Üç aydır bir saniye boş anım yok” dedi.

Yaz bakım işi yapan kişiler için o kadar yoğun geçmiş anlayacağınız.

 

SİZ UYURKEN

Arnavutköy’de iki kız yürüyüşte. İkisinin de ellerinde köpekleri var. Ama saat geç. Biz de balıkçıda oturuyoruz. Kızlar çok ciddi yürüyüş yaptılar. Ama daha sonra onları McDonalds’ta gördüm. Aman dikkat hanımlar! Yürüdüğünüz boşa gitti.

- Cihangir Geyik’in önünde bir kız bağıra çağıra telefonda konuşuyor. Kız “Sana daha nasıl garanti vereceğim. Seviyorum işte hadi gel. Söz anlatacağım nasıl sevdiğimi” diyordu.

 

BU YAZIYA İLK YORUMU SEN YAZ
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
GÖNDER

DİĞER YAZILARI


TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYIN