Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Station wagon otomobiller Türkiye’de pek yaygın olmasa da veya pek fazla tercih edilmese de, Batı’da oldukça popüler araçlardır. Neredeyse her modelin, bir de station karoserlisi üretilirdi eskiden.

        Son zamanlarda SUV’lar daha fazla talep görür hale gelse de, stationlar yine de özellikle kadınlar tarafından hala çok tercih ediliyor. Tabii Türkiye dışında.

        Ben kendi adıma hiç bir zaman station otomobillerin fanı olmadım. Bana biraz hantal, orijinal modelin bozulmuş hali gibi göründüler hep. Sanki sedan ya da hacthback tasarım yapılır da sonradan bir de station modelimiz olsun diye zorlama bir tasarım yapılır gibi gelirdi.

        Ama bu durumun uzun yıllardır değişmeyen bir istisna markası var. Onun adı da Volvo.

        'STATION'LARI DİĞER MODELLERİNİN ÖNÜNDE

        Belki Volvo dizaynırları bozulacak ama çok açık söylüyorum bence Volvo yıllardan beri station wagon modelleri ile diğer modellerinin önüne geçiyor, tabir yerindeyse Volvo’nun stationları, diğer modellerine fark atıyor.

        Hiç abartmadan söylüyorum, bir Volvo alacak olsam, kesinlikle station wagon bir Volvo’yu tercih ederdim. Özellikle de Cross Country olanını.

        Bugün sizler için denediğim araç da Volvo’nun bir station wagon’u hem de bir Cross Country, yani 4 tekerden çekişli ve hafif araziye uygun olanı.

        Efendim benim Volvo’nun yeni V90’ını bundan bir iki yıl önce ilk gördüğümdeki şaşkınlığımı anlatmam lazım.

        İlk tepkim “Bu ne ya!” oldu. Çok güzel çok etkileyici bir otomobildi.

        Volvo markasını okuyunca şaşkınlığım azaldı ama hayranlığım azalmadı. Çok güzel, çok zarif hatlara sahip, müthiş bir araçtı.

        Hemen Volvo Türkiye’yi aradım. “Sipariş üzerine ithal ediyoruz” demeleri moralimi bozdu.

        Aradan zaman geçti ve bir de baktım ki, Habertürk’ün otomotiv editörü kardeşim Yigit, “Abi sana bir Volvo V90 gelecek. Dener misin” diyiverdi. Hem de Cross Country. Körün istediği bir göz Allah verdi iki göz misali. “Hemen yolla” dedim.

        TASARIMDAKİ ASIL FARK ARKA KISIMDA

        Ve geldi. Hatırladığım kadar değil, unutmak istediğim kadar güzel olduğunu ve hafif makyajın daha da yakışıklı hale getirdiğini gördüm ilk anda.

        Önden görünüşü S90’ın tüm güzelliklerini taşıyordu. Ama asıl farklılık yaratan yandan ve arkadan görünümdü. Uzun ön kaput, oldukça sportif bir izlenim yaratan basık ve uzun tavan, arkaya doğru hafif bir eğimle ilerliyordu.

        Otomobilin ince hatları, büyük jantlarla çok iyi bir kombinasyon içinde, güçlü ve sportif bir izlenim yaratıyordu.

        Arka tarafta Volvo’nun her zaman başardığı müthiş bir gövde ve arka lambalar uyumu, çok şık led arka lambalarla otomobilin yan ekstremitelerini çiziyor ve arka kapağın içinden enlemesine uzayarak çok güzel bir arka görüntü uyguluyordu.

        Volvo V90’a arkadan bakmak bir erkek için Victoria Secret modellerini podyumdan giderken izlemek gibiydi.

        İÇ MEKAN DİĞER VOLVO'LARDAN TANIDIK

        V90’ın içinde ise açık söylemek gerekirse diğer Volvo’lardan pek farklı bir durum yoktu. Markanın bir kaç yıllık yeni iç dizayn konsepti bir değişime uğramaksızın V90’ın içine yansıtılmış, Cross Country’ye özgü bir değişiklik de yapılmamıştı.

        Analog görünümlü dijital göstergeler, ortada dokunmatik büyük bilgi ve eğlence ekranı, Cross Country’lerde kullanılan siyah ahşap kaplamalar. Abartısız yeterli şıklık.

        Daha iyisiyle değiştirilmesi yerinde bir hareket olacak olan vites kolu ve vites kolunun yanında tüm Volvo’larda bulunan sürüş modu seçeneklerini ayarlamaya yönelik küçük silindir buton.

        Elektrikli rahat deri koltuklarda kaba bir zarafet. Dışardan görünüşün aksine hiç de basık olmayan bir tavan, geniş, aydınlık bir iç mekan.

        Volvo’nun bir süredir kullandığı bilgi ekranı, artık biraz eskimeye başlayan ara yüzüne sanki bir dokunuş gerekmeye başlamış gibi. En azından daha okunaklı hale getirilmesi gerekiyor sanki.

        Önde ve arkada yeterliden de öte diz mesafeleri. Çok iyi bir havalandırma sistemi. Oldukça iyi bir ses sistemi. Ve station wagon bir otomobil için alışılmadık derecede düşük iç mekan gürültüsü ve tıkırtısı.

        Teknolojinin getirdiği tüm aktif ve pasif güvenlik donanımları var. Öyle ki, Volvo sanki otonom sürüşe artık yarım adım mesafede kalmış. Yapabiliriz de henüz ortam uygun değil gibi bir durum.

        TÜRKİYE'YE TEK BİR MOTOR İLE GELİYOR

        Anahtarsız giriş ve anahtarsız çalıştırma özelliğine sahip araçta 2 litrelik turbo dizel bir motor var. Geniş motor yelpazesi içinden, Volvo’nun Türkiye’ye getirdiği tek motor bu.

        Son derece yeterli bir 235 beygirlik güç üreten motor 8 ileri bir şanzımana, şanzıman da dört tekerleğe güç veren akıllı bir diferansiyel sistemine bağlı.

        Audi’nin şahane Allroad’u ile birlikte 4 tekerlekten çekişli arazi uyumlu stationların atası olan Cross Country, Audi’ye oranla off road koşullarına daha uygun gibi.

        Otomobili çalıştırdığım zaman dizele benzer bir ses yok. Gaza basınca da durum değişmiyor. Çok hızlı tepki veren iyi bir motor.

        Motorun aklını başına toplaması çok küçük bir zaman aralığı alıyor ama atla deve bir vaziyetyok ortada. Kabul edilebilir bir durum.

        Volvo V90 Cross Country asfalt sürüşlerinde sedan Volvo’lardan farksız. Çok net söylemek gerekirse Volvo SUV’lardan çok çok daha iyi. Ki bu şaşırtıcı değil. Alçak yapısı ile beklenen bir durum.

        Üstelik de müthiş bir yol tutuş ve viraj alma kabiliyetine sahip. İlk hızlanma da, ara hızlanmalar da çok çok iyi. Otomobil 200 kms sürate çok rahat bir şekilde ulaşıyor. 250 kms’ye doğru da ilerlemeye devam ediyor.

        YOL DIŞINDA DA KONFORDAN ÖDÜN VERMİYOR

        Asıl fark ise yol dışına, hafif araziye girince ortaya çıkıyor. Hiç abartmadan söylemek gerekirse V90 Cross Country, kullandığım pek çok SUV’dan daha başarılı bir arazi performansına sahip.

        Elbette bir arazi canavarı değil ve yüksekliği ile ön ve arka yaklaşma açıları gerçek bir arazi otomobilinden beklendiği derecelere sahip değil ama zemindeki olumsuzluklara aldırış etmeden, kötü yollarda yol tutuş özelliklerini fazla yitirmeden konforlu bir sürüş sağlıyor.

        Söylemeden duramayacağım XC60 ve hatta XC90 alacağıma Cross Country’yi tercih ederim.

        TÜKETİM DEĞERİ SUNDUĞU GÜCE ORANLA MAKUL

        Uzun yıllardır küçük hacimli motorlardan turbo marifetiyle büyük güçler elde etme alanında uzmanlaşmış bir marka olan Volvo bu kez de bu işi çok iyi başarmış.

        Üstelik de bunu makul tüketim değerleri içinde yapıyor. V90 235 beygire rağmen ortalama 10 litre civarında bir tüketim değeri ile şaşırtıcı.

        Fiyatına gelince. Vallahi fiyat kalite ve kabiliyet orantısında V90 Cross Country’nin eline su dökmek güç görünüyor. Bu şahane otomobil 606 bin TL’lik etiketiyle elbette ucuz değil. Ama makul bir fiyata sahip.

        Diğer Yazılar