Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Hıncal Uluç'un cuma gün yazdığı yazıyı okurken sözlerini Sezen Aksu ve Pakize Barışta'nın yazdığı Sertab Erener'in seslendirdiği o nefis şarkı 'İncelikler Yüzünden' çalıp durdu kafamın içinde... Elinde Prada çantası, gözünde Ray-Ban gözlükleriyle 301 isçiye mezar olan madenin önünde poz veren Ayşe Arman"Kız Soma'ya gazetecilik yapmaya gitti" diye savunan Uluç'un yazdığı kelimeler Sertab o billur gibi sesinin içinde eriyip gitti yavaş yavaş:

        "Siz yine de incelikli davranın benim kadar değilse de..."

        ANGELINA EN SADE HALİYLE KİLİS'TE

        Twitter'da Facebook'te Ayşe Arman'ı eleştirenleri eleştiren ve onları (Türk Dil Kurumu'nda çok daha başarılı bir şekilde Onur Baştürk'ün uydurduğu) 'Sosyal Medya Şekilciliği' (ŞŞ) yapmakla suçluyan Hıncal Uluç'a katılmıyorum!

        Ayşe Arman'ın onlarca Prada çantası, yüzlerce Miu Miu ayakkabısı, binlerce Chanel elbisesi, onbinlerce Vakko eşarbı olabilir ama bir gazeteci olarak en azında o gün, o madenin önünde kıyafet konusunda daha özenli davranabilirdi diye düşünüyorum.

        Muhabirlik konusunda Ayşe Arman'dan hiç aşağı kalmayacak olan Christiane Amanpour'un dünyanın dörtbir yanında olayların göbeğinde yayın yaparken kolunda Prada çantayla gördüğümü hatırlamıyorum mesela...

        Ya da 2 yıl önce Hıncal Uluç'un memleketi Kilis'te en küçük bir marka izi taşımayan, adeta 'Beşiktaş' çarşısında alınmış, sade mi sade simsiyah kıyafetiyle Suriyeli mültecilerin kampını ziyaret eden Angelina Jolie, Soma'da Arman'ın kolundaki çantanın benzerlerinden onlarcasına sahiptir sanırım.

        TÜRKİYE'NİN YARISI SOSYAL MEDYADA

        Hıncal Uluç'un "Sosyal Medya, ortaya ille de doğru eğilim çıkarmaz.." sözlerine katılıyorum ama şunu da eklemek istiyorum: "Sosyal Medya, ortaya ille de yanlış eğilim de çıkarmaz.."

        "Akıllı telefonu olmayan, olsa da kullanmayan, sosyal medyaya hiç girmeyenler bu ülkede en az yüzde 70.." diyen Uluç'a sosyal medyada bir şeyler söylemek için illa akıllı telefona gerek olmadığını (maalesef bazen akıla bile gerek olmayabiliyor!) ve Türkiye'nin sadece Facebook'ta 34 milyona yaklaşan (neredeyse nüfusun yarısı) aktif kullanıcıyla dünyada en ön sıralarda geldiğini de hatırlatmak isterim...

        DAHA ÇOK 'MUCİZE'YE İHTİYAÇ VAR

        Hal böyle iken Ayşe Arman'ın (bence kendisinin bile sonradan pişman olduğu) o kıyafetine gelen tepkileri 'sosyal medya şekilciliği' diye kulak arkası etmek en başta gazetesinin 10 yıl önce taşındığı binada 'asansöre binerken kendisini bekleyen' ve 'günaydın Hıncal Bey' diyen" gençlerin 'inceliğini' "10 yıldır ilk kez şahit oluyorum" deyip 'Mucize' başlığıyla köşesinde yazan Hıncal Uluç'a yakışmaz bence...

        Kaldı ki Arman'ın 'sosyal medya'daki fotoğrafında çantasının markası açıkça görünürken gazetesi 'incelikli' düşünüp aynı fotoğrafı çantanın markasını üzerini başlıkla kapatarak kullanmışken sosyal medya 'vatandaşın gerçek eğilimi' hakkında bir fikir vermese de 'vatandaş vicdanı' hakkında bir fikir sahibi olmamızı sağlayabilir.

        BENİM DERDİM 'ŞŞ' OLMAK DEĞİL

        Ayşe Arman'ın yaptığı işteki başarısına laf söylemek haddim değil ama siyasetçisinden gazetecisine, sporcusundan yöneticisine herkesin ellerinde kelimelerden palalarla birbirlerini doğradığı bugünlerde ondan o madenin önünde bu 'inceliği' beklemenin hakkım (hakkımız) olduğunu düşünüyorum... Yani anlayacağın derdim onu ŞŞ yapmak değil tam da Sertab'ın dediği gibi;

        "ben bu yüzden, incelikler yüzünden belki daha çok üzüldüm..."

        Bu proje 'like'lanır!

        Fotoğraf tutkusunu Instagram'da aldığım 'like'larla tatmin etmeye çalışan biri olarak, konu fotoğraf olunca objektif davranamıyorum maalesef!

        Günbatımı, martı, kedi, eski eve, ak saçlı dede, sümüklü çocuk fotoğrafları arasında günlerim işaret parmağını telefon ekranına 'tık'layarak geçerken gördüğüm bazı iyi fotoğrafçıların işleri karşısında ağzım bir karış açık kalıyor.

        Geçtiğimiz haftalarda The Guardian'da İranlı fotoğrafçı Azadeh Akhlaghi'nin 'By An Eyewitness' adlı projesinden kareleri gördüğümde az kaldı işaret parmağımla bilgisayarın ekranını deliyordum...

        İRAN TARİHİNDEN CİNAYETLER

        Ülkemizde 'fotoğraf' ve 'proje' kelimeleri cümle içinde kullanıldığında Mehmet Turgut'un artık iyiden iyiye birbirini tekrar eden ve incir çekirdeğini doldurmayan projeleri için şekilden şekile girmiş ünlüler akla geldiğinden Akhlaghi'nin İran'ın yakın tarihini derinden etkilemiş bazı cinayetleri yeniden canlandırdığı fotoğraflar basit bir 'like'tan çok daha fazlasını hakediyor... İşte bu yüzden Azadeh Akhlaghi'nin bu harika projesini ve fotoğraflarını sizlerle de paylaşmak istedim. İyi pazarlar...

        Diğer Yazılar