09 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
28 Eylül 2016 Çarşamba, 00:55:44 Güncelleme:08:40:21

Ne kadar övünsek azdır

 

Arda Turan’ın, Barcelona’daki başarısıyla İspanya’yı fethetmesi, Enes Ünal’ın Hollanda’daki çıkışı, Burak Yılmaz’ın Çin’e gittikçe ısınması, Gökdeniz Karadeniz’in Rusya’da ‘Kazan’ kaldırması...

Yunus Mallı’nın, Hakan Çalhanoğlu’nun Almanya’da, Mevlüt Erdinç’in Fransa’daki çıkışları... Mesut Özil’in İngiltere’deki değeri ve daha niceleri... Türkiye, dünyada en büyük prestij kazandığı alanlardan birinde yükseldikçe yükseliyor...

Ekmek parası kazanmak için Avrupa’ya işçi olarak giden, maden ocaklarında çalışan, horlanan, dışlanan Türkler, şimdi başarısıyla kendini kabullendirmekle kalmıyor... Ülkemize, döviz ve gurur kazandırıyor...

Anadolu’nun gençleri de yine ekmek parası için ama bu sefer futbol oynamak ve gittikleri takım ve ülkelere de gurur yaşatmak için gidiyor...

***

Türkler’e sempati duyulması, prestij kazandırması ve gurbetçilerimize güven gelmesi için spor, önemli bir adımdı... Kaleyi içten fethetmenin, kendini kabul ettirmenin yolu bu oldu...

Nitekim de Mehmet Scholl’un Bayern ve Alman Milli Takımı’ndaki başarısı, kaptanlığa yükselişi çok önemli bir adımdı...

Mesut Özil’in de nöbeti devralarak Başbakan Merkel’in bile övgüsüne mazhar olan başarısı, Almanlar’ın Türk varlığına olan alerjisini dindirmek için ciddi bir fırsattı...

Çünkü onların en çok itiraz ettiği olay da, Türk futbolcularını yetiştirdikten sonra, Türk takımlarına kaptırmaları... Hele de, Almanya’yı bırakıp Türk Milli Takımı’nı tercih etmeleri...

Bizim görev dönemimizde yoğun görüşmeler sonunda Alman hükümetiyle bunda bir formül bulmuştuk... Almanya ve Avrupa’da yaşayan gençlerimizi serbest bırakacaktık... Hangi takımı istiyorlarsa onu seçmesine itiraz etmeyecektik, onlar da gençlerin tercihine saygı duyacaktı...

Mesela Almanya, Avusturya, İsviçre veya bir başka ülke... Gurbetçi gençlerimiz hangi ülkeyi seçerse seçsin “vatan haini” muamelesi yapmayacaktık, hatta övünecektik... Böylece mutabık kaldık...

“Hatta merak etmeyin; eğer gençlerimizi dışlamaz, gerekli yatırımları da yaparsanız, bu gençler 2020’ye kalmaz, sizin de, bizim de milli takımlarımızı ihya ederler” diye de espri yapmıştık... Şimdi ise bunlar gerçek oluyor... Avrupa’nın her yanından başarıdan başarıya koşan Türk gençleri fışkırıyor...

Sayıları o kadar çoğaldı ki, artık takip edemez hale geldik... Bir de Türkiye’den gidip orada tutunmayı başaran ve en önemli liglerde fırtınalar estirenleri düşünürsek, övüncümüz katlanarak artıyor...

***

Arda Turan’ın, dünyanın en büyük kulübü Barcelona’daki performansı bütün ülkeyi gururlandıracak boyutlara ulaştı... Genç Enes Ünal da, Hollanda’da gol krallığında zirvede...

Hakan Çalhanoğlu, Burak Yılmaz, Gökdeniz Karadeniz, Yunus Mallı, Mevlüt Erdinç ve daha niceleri... Gençlerimizle ne kadar gurur duysak az... Onlar bizim gerçek elçilerimiz... Daha da uzun süreli ve başarılı olmaları, Türkiye için büyük fırsat...

O zaman ufak tefek ihtilafları bir kenara bırakacağız ve bu gençlerin etinden, sütünden, derisinden yararlanacağız... Onlarla övünmesini bileceğiz.

***

70’li yıllarda Erhan Önal, Bayern Münih’le anıldığında dünyalar bizim olmuştu... Sonra Belçika’nın Standard Liege takımına transfer oldu, yıllarca onu takip ettik...

İlyas Tüfekçi, Stuttgart ve Schalke 04’teki parlak futbolculuk hayatı, Almanya’daki bütün Türkler’in tek övünç kaynağıydı... Onu Borussia Dortmund’da sahne alan Erdal Keser izledi... Sonra da bütün Almanya’yı ve Avrupa’yı, baştan başa kaplayan bir Türk fırtınası...

Irkçı Avrupalılar, külfet görülen gençlerimize, nimet olarak sarıldılar şimdi.. Tabii ki bu kolay olmadı... Ezilmişlik ve horlanmışlıktan, şahlanma psikolojisine erişmek basite alınacak bir şey değil... Kimliğini muhafaza ederek, kültürünü koruyarak hem de... Büyük bir başarı öyküsü...

Övünelim, övünmek için pek çok sebebimiz ve de yıldızımız oldu...

 


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300
HAVA DURUMU
Perşembe 20 MPH
Güneşli