Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        SEÇİM için oluşan ittifaklar, seçimden sonra da devam eder mi?

        Veya hangisi daha etkin bir yapı içinde kalır, hangisi ilk günden dağılır?

        Bugünden bu soruların yanıtını vermenin çok erken olacağını söyleyebilirim.

        Ancak görünen bir gerçek var ki geçmişte oluşan ittifaklar uzun sürmedi, kısa zamanda dağıldı.

        Çünkü, ittifakların ağırlıklı bölümü kişisel çıkar ağırlıklıydı; ya kendisini ya da iktidar partisinin liderini Meclis’e taşımayı hedef alıyordu.

        Taşındıktan sonra da bitti...

        1991’de RP’nin MÇP ve IDP, ardından 1995’te ANAP’ın BBP ile kurdukları ittifaklar da benzer sonuç getirdi; Meclis’e girdikten sonra sonlandı.

        Aslında, onların öncesinde de vardı; 1977 seçimi sonrası ortaya çıkan 11’ler olayı da ilklerden biriydi.

        Dışarıdan oluşmuş hiçbir ittifakın sonrasında devam etme şansı olmadı.

        ANAP ve AK Parti ise bünye içinde ittifakı sağladı...

        ANAP “dört eğilim” diyerek farklı kesimlerin iç koalisyonunu sağlarken, AK Parti de Numan Kurtulmuş’un HAS Parti’si örneğinde de görüldüğü gibi ötekini bünyeye katarak ittifakını gerçekleştirip kalıcılık sağladı.

        İSTİŞARE İTTİFAKI

        İlk kez yasal yoldan gerçekleşen yeni ittifakların, yeni Meclis’te kalıcı olmayacağı bugünden belli.

        Çünkü her bir partinin kendi programı ve hedefleri söz konusu; birbiriyle örtüşmesi ise olanaksız.

        Bunun en açık örneğini seçim için ittifak oluşturan AK Parti ile MHP arasında görmek olası; af konusundaki farklı bakış bir süredir kamuoyunun önünde.

        Millet İttifakı’nı oluşturan partiler açısından bakıldığında ise biraz daha farklı bir durum var.

        CHP, İYİ Parti ve SP, baştan ilkelerini belirledi, şu ana kadar da aralarında herhangi bir aykırılık yaşanmadı.

        Hatta oluşturdukları danışma mekanizmasıyla her bir adımda atacakları adımı birlikte belirleyip oybirliği esasına dayalı karar aldıkları için de sorun yaşanmadı.

        Abdullah Gül’ün ortak cumhurbaşkanı adayı gösterilmesine dönük CHP ve SP’nin çabasına İYİ Parti itirazı da bunun en iyi örneğini oluşturdu.

        Bir anlamda istişareye dayalı ittifak modeli geliştirildi; bunun bir örneğiyle de yarın karşılaşılacak.

        İYİ Parti Lideri Meral Akşener, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret ederek seçim sonrası parlamenter demokratik sisteme geçiş için takvim belirlenmesini isteyecek.

        Akşener cephesi gittikleri her yerde parlamenter sisteme dönüş isteğinin dile getirildiğini belirterek, “Bunu bir takvime bağlayıp halka parlamenter sisteme dönüş konusundaki kararlılığımızı göstermeliyiz” dedi.

        Bunu Kılıçdaroğlu’na da aktaracaklarını belirterek, ortaya çıkan bazı algı kırılmalarını da bu kapsamda ortaya konulacak takvimle ortadan kaldırmayı amaçladıklarını belirtti.

        PAMUK İPLİĞİ

        Seçim bittikten sonra benzer ilkeler etrafında hareket ediyor olsa da ittifakların bugünkü gibi yarışa dayanmadan devam etme şansı yok.

        Çünkü Meclis’in yeni sistemi de eskisi gibi siyasi partileri rekabet içinde tutan yapıyı taşıyor.

        Dolayısıyla bir süre sonra seçim biter ve parlamentoda siyasi bakışa dayalı adımlar öne çıkar; topluma giydirilmiş deli gömleği olarak da tanımlansa ideoloji bütün hücreleri yeniden harekete geçirir.

        Bu da ne kadar zorlanırsa zorlansın ittifakları pamuk ipliğine bağlı hale getirir.

        Diğer Yazılar