Öne Çıkanlar
Son Dakika
19.11.2017 - 07:02 | Güncelleme:

İşte, Dürrîzâde’nin Kuvâ-yı Milliye aleyhinde verdiği fetvaların asılları

Günlerdir tartıştığımız Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi’nin yazdıklarını ve yaptıklarını dikkatle incelerseniz, iki ayrı Mustafa Sabri Efendi’nin mevcut olduğunu görürsünüz. İlki, 20. asrın önemli bir din âlimidir, diğeri ise hatâ üstüne hatâ yapmış bir politikacıdır! İşte, Mustafa Sabri Efendi’nin yazdığı zannedilen Kuvâ-yı Milliye aleyhindeki Dürrîzâde fetvalarının, yani hem “Bey”, hem de “Efendi” unvanlarına sahip olan Dürrîzâde Abdullah Bey Efendi’ye ait beş adet fetvanın öyküsü... 

TOKAT’taki bir imam-hatip lisesine Mustafa Sabri Efendi’nin isminin verilmesinin ama gelen tepkiler üzerine bir şehidin adı ile değiştirilmesinin sebep olduğu tartışma hâlâ devam ediyor.

Hadisenin duyulması üzerine konudan haberdar olmamaları bir tarafa, doğrusunu öğrenebilmek için gereken birkaç dakikalık zahmete bile tahammül gösteremeyecek kadar meşgul olan bazı yazarlarımız, ortalıkta senelerdir dolaşan yanlış bilgileri, yani Kuvâ-yı Milliye hakkında 10 Nisan 1920’de çıkartılan ölüm fetvalarının Mustafa Sabri Efendi’ye ait olduğu palavrasını internetteki daha da büyük yanlışların sosuna bulayıp hemen tekrar ettiler...

 

Mustafa Sabri Efendi (sağda), son senelerinde Mısır’da

 

Geçen gün fetvaların Mustafa Sabri Efendi ile alâkasının bulunmadığını, bunları bir sonraki Şeyhülislâm Dürrîzâde Abdullah Bey Efendi’nin verdiğini yazdım ama bu defa ortaya başka bir tuhaflık atıldı ve “Fetvaların altında her ne kadar Dürrîzâde’nin imzası var ise de metinlerini Mustafa Sabri yazmıştır” dendi!

Yazılı kaynak mı arıyorsunuz? Tabii ki yok! Kulaktan dolma birtakım garip iddialar ve söylediğim gibi internetteki birbirinden yanlış bilgiler kâfi geliyor ve üstelik artıyor bile! Tarihi ideolojiye hizmetkâr kılmaya heves edildiği için fetvaların nasıl verildiği hakkında birşey bilmek, araştırmak ve okumak gerekli görülmüyor; “fetvahane”, “müsevvid”, “mübeyyiz”, “fetva emini”, “iftâ” yahut “istiftâ” kavramlarının ne olduğunu öğrenmeye de asla lüzum hissedilmiyor.

Bugün bu sayfada, meşhur fetvaların görüntülerini yayınlıyorum...

Önce, fetvalarda neler yazıldığından bahsedeyim:

GARİPTEN DE ÖTE BİR İDDİA

10 Nisan 1920’de yayınlanan fetvalar beş adettir, hiçbirinde “Kuvâ-yı Milliye” ifadesi geçmez ama hepsinde Anadolu’daki hareket kastedilir. İlk fetvada Halife’nin emrine karşı çıkanların katledilmelerinin meşru ve farz olduğu söylenir; ikinci fetvada savaşma gücü olanların Sultan Vahideddin’in etrafında toplanmalarının vacip görüldüğü, üçüncüsünde Halife’nin tarafını terkeden yahut firar eden askerlerin dünyada cezaya ve ahırette de azaba müstahak oldukları ileri sürülür. Dördüncü fetvada “isyancıları” katledenlerin “gazi”, onlar tarafından öldürülenlerin de “şehid” olacakları; son fetvada da Sultan’ın emrine karşı çıkanların şeriatın belirlediği cezalara uğrayacakları yazılıdır ve hepsinin altında “Dürrîzâde Abdullah” imzası vardır.

Fetvaların Dürrîzâde’ye değil de Mustafa Sabri Efendi’ye ait olduğunu iddia etme garabeti neyi hatırlatır, bilir misiniz?

Hani 1980’de Süleyman Demirel’in aldığı, Turgut Özal’ı ekonominin başına getirdiği ve sistemi baştan aşağı değiştiren meşhur 24 Ocak kararları vardı ya...

 

Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi’nin
ailesi ile bundan 29 sene önce,
Kahire’de yaptığım röportaj

 

24 OCAK, ECEVİT’İN Mİ?

“Fetvaları zamanın şeyhülislâmı Dürrîzâde Abdullah imzalamıştır ama o fetvaları aslında bir önceki şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi yazmıştır” demek ile “24 Ocak kararlarının altında gerçi Süleyman Demirel’in imzası vardır ama kararlar aslında bir önceki başbakan Bülent Ecevit tarafından kaleme alınmıştır” demek arasında tuhaflık ve saçmalık bakımından hiçbir fark yoktur. Üstelik bir şeyhülislâmın o makamda daha önce bulunan bir başka şeyhülislâmın hazırladığı fetvayı imzalaması, yani Dürrîzâde’nin Mustafa Sabri Efendi’nin yazdığı metni kendi ismi ile yayınlaması onun dinî malûmat bakımından zayıf olduğunu iddia etmektir ki, şeyhülislâmların siyasî kanaatleri ne olursa olsun, bilgi bakımından yetersiz bulunmaları mümkün değildir.

Şimdi de 1869 ile 1954 seneleri arasında yaşamış olan Tokatlı Mustafa Sabri Efendi’den bahsedeyim:

Yazdıklarını ve yaptıklarını dikkatle incelediğiniz takdirde, iki ayrı Mustafa Sabri Efendi’nin mevcut olduğunu görürsünüz.

İlki, 20. asrın önemli bir din âlimi olan, meselâ hilâfet ve siyaset münasebetlerinin anlatıldığı “En-Nekîr Alâ Munkiri’n-Ni’me mine’d-Dîn ve’l-Hilâfe ve’l-Umme”nin, kader konusunun ele alındığı “Mevkıfu’l- Beşer Tahte Sultâni’l-Kader”in, kelâm ilminde önemli bir eser kabul edilen “Mevkıfu’l-Akll ve’l-Ilm ve’l-Âlem”in ve daha başka kitapların yazarı olan, Batı felsefesini de ciddî eleştirilerde bulunacak kadar iyi bilen Mustafa Sabri Efendi’dir ve yazdıkları hâlâ kaynak olarak kullanılmaktadır.

 

Dürrîzâde Abdullah Bey Efendi’nin Kuvâ-yı Milliye’nin aleyhinde verdiği fetvalar.
Sultan Vahideddin’in Damad Ferid Paşa’yı dördüncü defa işbaşına getiren sadaret
fermanı ve hükümetin Kuvâ-yı Milliye aleyhinde yayınladığı bildirinin yeraldığı bu
matbu belgenin, İngiliz ve Yunan uçakları tarafından Anadolu’nun dört bir tarafına
atıldığı söylenir (Başbakanlık Osmanlı Arşivleri, İ.DUİT. 9/140-11).

 

YILLARCA SÜRGÜNDE KALDI

Diğer Mustafa Sabri Efendi ise hatâ üstüne hatâ yapmış bir politikacıdır! Dinî eserleri kaleme aldığı sırada gayet sert siyasî yazılar da yazmış, kısa bir müddet İttihadçılar’a yakın durmuş ama sonradan muhalif partileri desteklemiş, Hürriyet ve İtilâf Partisi’nin kurucuları arasında yeralmış, gençlik senelerinden itibaren sık sık sürgüne gitmek zorunda kalmış, Damad Ferid Paşa’nın dört ayrı hükümetinde şeyhülislâmlık ve bir ara sadrazam vekilliği yapmış ve Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya gönderilmesine şiddetle karşı çıkmıştır. Hattâ, Ferid Paşa’yı bile Kuvâ-yı Milliye’ye karşı gerektiği kadar sert davranmadığı için eleştirip hükümetten istifa etmiş, Sevr Andlaşması’nın imzalanması gerektiğini savunmuş, gazetelerde Kuvâ-yı Milliye’nin aleyhinde sert ve hain yazılar yazmış, Lozan Andlaşması’nın ardından 150’likler listesine alındığı için ailesi ile beraber sürgüne gitmiş, vatandaşlıktan çıkartılmış, Romanya’da, Yunanistan’da ve Mısır’da yaşamış ve hayatını Kahire’de noktalamıştır.

 

Kahire’de 1954’te vefat eden Mustafa Sabri Efendi’nin cenazesi Mısırlılar ve Mısır’da okuyan Türk öğrenciler tarafından kaldırılıyor

 

İşte, ortada birbirinden tamamen farklı, bir yanda ciddî bir İslâm âlimi, diğer tarafta ise Mustafa Kemal’in başarılarının ardından Türklükten istifa edecek kadar hınç dolu olan ve “Ben de aynıyla reddedip Türk’ü / Attım üstümden en elîm yükü / Tevbe yârabbî tevbe Türklüğüme / Beni Türk Milletinden addetme” diye şiirler yazan iki ayrı Mustafa Sabri Efendi vardır ve her iki Mustafa Sabri Efendi’nin de ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.

Kuvâ-yı Milliye aleyhindeki fetvaların Dürrîzâde’ye değil Mustafa Sabri Efendi’ye ait olduğu iddiasında bulunanlara küçük bir hatırlatma daha yapayım:

FETVA SAHİBİNİ KISKANMIŞ

Mustafa Sabri Efendi, Millî Mücadele’nin aleyhindeki fetvayı veren ve sürgüne gitmesinin ardından 1923’te Mekke’de vefat eden Dürrîzâde Abdullah Bey Efendi’ye hayrandır! Bir eserinde Dürrîzâde’den ve fetvadan bahsederken “Mustafa Kemal aleyhinde ‘âsî’ fetvasını vermek şerefi merhuma nasıl nasip olmuşsa, öldükten sonra Hazret-i Hadice’ye komşu bulunmak gibi fetvasının mükâfatı olduğuna şüphe etmediğim en yüksek pâye de, yine bu talihli zâta nisbet olmuştur. Vefatında ben de Mekke-i Mükerreme’de idim. Cenazesinde hazır bulundum ve dünyadaki fetvası gibi âhıretteki mekânını da kıskandım” diye yazar!

HESAPLAŞMA VASITASI

Dünyadan hataları ve sevapları ile beraber bundan seneler önce ayrılmış kişileri ideolojik vasıta hâline getirmeye çalışmanın ve bu maksatla Tokat’taki bir imam-hatip lisesine Mustafa Sabri Efendi’nin isminin verilmesinin ne kadar gereksiz, şuursuz ve kışkırtıcı bir hareket olduğunu söylememe aslında hiç lüzum yok...

Ama karşı tarafın da benzer bir ideolojik hırs ile bilmeden, araştırmadan ve öğrenmeden, sapla samanı birbirine karıştırıp tozu dumana katarak ortaya atılması da saçmalıkta diğerinden aşağı kalmamaktadır ve bütün bunlar, tarihi “hesaplaşma vasıtası” olarak kullanmaktan vazgeçmemizin zamanının çoktan geldiğini göstermektedir!

 

İkinci Meşrutiyet
senelerinin Tokat
mebusu Mustafa
Sabri Efendi


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 24 Kasım 2017 Cuma 10:19
    Hakikaten 10 numarasınız üstad.Dünkü (23.11.2017) gazetelerde bile hala aynı teraneyi anlatanlar vardı.Kalem ve köşe sahiplerinin cahilliği başa bela.
  • Misafir 20 Kasım 2017 Pazartesi 17:57
    Hocam, iyi ki varsın.
  • Misafir 20 Kasım 2017 Pazartesi 06:52
    İlk fotoğraftaki zat, Şeyhulislam Mustafa Sabri Efendi değil, Şeyhulislam vekili Düzceli Zahid el-Kevseri'dir. Önde gelen talebelerinden Suriyeli Abdulfettah Ebu Ğudde ile birlikte. Allah rahmet eylesin.
  • Misafir 20 Kasım 2017 Pazartesi 01:06
    murat bardak ci sen gerçekten 10numara5yildiz bir tarihçisin.. Allah senin gibilerin sayısını cogaltsin bu memlekette senin gibi adam gibi adamlara çok ihtiyaç var... gazalar mübarek olsun
  • Misafir 19 Kasım 2017 Pazar 23:37
    gerçekleri çarpıtmadan anlatabilecek tarih programınızı bekliyoruz.
  • Misafir 19 Kasım 2017 Pazar 21:09
    Kevseri merhumun fotoğrafını koymuşsunuz Mustafa Sabri Efendi yerine ilk karede.
  • Misafir 19 Kasım 2017 Pazar 20:51
    Yalnız hocam dikkatli olalım insanlar iki tane Mustafa Sabri var zannedecekler.Sizin dediğiniz ise bu Mustafa Sabri denen melun herifin bir dinî, bir de politikacı yönü olduğu...
  • Misafir 19 Kasım 2017 Pazar 20:46
    Bu Dürrîzâde hayranı Mustafa Sabri ne haysiyetsiz herifmiş yahu.Hem batıya yakın olan paşalara kızarsın, hem de devlet ölüm döşeğindeyken o an devletini sömürecek olan batıyla el ele iş yaparsın.Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? Hadi karşıydın herkese, vatan kurtulunca niye zehir püskürtmeye devam ediyorsun bre mel’un herif derler adama…
  • Misafir 19 Kasım 2017 Pazar 20:30
    Yukarıda m.Sabri efendinin mısırdaki son seneleri diye verdiğiniz resim Şeyhulİslam vekili m.Zahid elkevseri, yanındaki ise Abdülfettah ebu gudde ye aittir
  • Misafir 19 Kasım 2017 Pazar 20:29
    albirini vur ötekine
Kalan karakter : 2000
Hava Durumu
Perşembe 18 MPH 16°
Kısmen Güneşli