Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Blu TV’nin ‘Masum’unun ardından Puhu TV’nin ‘Fi’si de nihayet görücüye çıktı.

        Cuma akşamı lansmana katılamadım ama işlerim biter bitmez ilk işim, platformdaki yerini alan ilk üç bölümü izlemek oldu.

        ‘Grinin 50 Tonu’ tadındaki hikâyesiyle, kadrosuyla, rejisiyle, kurgusuyla, müzikleriyle ve tabii ki 60 dakikalık süresiyle sizi ilk sahneden itibaren içine alan bir iş çıkmış ortaya.

        ‘Masum’ ve bu alanda referans olan Netflix dizilerinin lezzetinde.

        Dizinin esas adamı Ozan Güven, kariyerinin rolünü yakalamış ve hakkını vermiş.

        Serenay Sarıkaya ve Mehmet Günsür süper bir ikili olmuş. Her ikisi de ayrı ayrı döktürmüş.

        EN ZAYIF HALKA BERRAK TÜZÜNATAÇ

        Sarıkaya kariyerini müthiş yönetiyor. Bu projeyle birlikte kendini konumlandırdığı yeri perçinlediğini düşünüyorum. Dans performansına hayran kaldığımı da belirtmeliyim. Koreografisine bayıldığım dans gösterisine de öyle.

        ‘Tatlı Küçük Yalancılar’da yanına bir tik attığım Büşra Develi beni hiç yanıltmadı. Ayrı bir havası ve oyunculuk tarzı var. Fi’nin onun kariyerinde dönüm noktası olacağını düşünüyorum.

        Ana kadronun zayıf halkası Berrak Tüzünataç. Arkadaşlarının üst düzey performansını ne yazık ki yakalayamamış.

        Ben cep telefonumdan izledim diziyi. Görüntü kalitesi açısından bir sıkıntı yaşamadım. Reklam sürelerini de reklam izlemeye idmanlı olduğumuz için makul buldum.

        Yalnız uygulamadan çıktığınızda kaldığınız yerden devam edememeniz çok can sıkıcı. Acilen bu konuda gerekli yazılım güncellemesi yapılmalı.

        Dizide Deniz’in (Mehmet Günsür), Duru’ya (Serenay Sarıkaya) özür hediyesi olarak alıp bahçelerine diktiği limon ağacı, bana Sarıkaya’nın ilk başrolünü oynadığı dizi olan Limon Ağacı’nı anımsattı. Sanki bir gönderme var gibi geldi!

        Gözden kaçmayacak asıl gönderme ise Deniz’in sponsorla ilgili yorumunda sarf ettiği, “Her şeyi dandik televizyon dizisi zannediyorlar” sözleriydi.

        Özge Özpirinçci’nin canlandırdığı dizi oyuncusu Sıla’nın Deniz’e verdiği, “Senin gibi elit, sanatçı insanlar kalkıp dizi mi izleyecek? Onun yerine kalkıp böyle küçümser işte. Ne yaptığımı bilmeyecek kadar şuursuz biri değilim. Dizi işte, sonuçta tüketim malzemesi, bu kadar. Ama bir taraftan da ekmek parası, ne yapacaksın” cevabı da gitmesi gereken yere gitmiştir herhalde!

        Lafı daha fazla uzatmayayım.

        ‘Masum’ ve ‘Fi’ ile birlikte televizyon dünyasında artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı kanaatindeyim.

        Ekranlarımızda da benzer nitelikte işler görmek en büyük hayalim.

        Senaristler mutsuz

        Yukarıda da bahsettiğim gibi, televizyon dünyamızda ve özellikle dizi sektöründe artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

        140-150 dakikaları aşan süreli diziler yavaş yavaş tarih olacak. Bu artık kaçınılmaz.

        Cuma günü bu anlamda önemli bir adım atıldı.

        Senaryo Yazarları Derneği, sürelerden yana duydukları mutsuzluğu dile getiren bir bildiri yayınladı.

        Altında ‘Vatanım Sensin’, ‘Hayat Şarkısı’, ‘Cesur ve Güzel’, ‘Kırgın Çiçekler’, ‘Aşk ve Mavi’, ‘İstanbullu Gelin’, ‘Kara Sevda’ gibi çok izlenen dizileri kaleme alanların da aralarında bulunduğu 97 senaristin imzası bulunan bir bildiri.

        Bildiri de en az dizilerimiz kadar uzun olduğu için tamamına yer veremiyorum.

        Özetle, “140 dakika, çarpı 30 küsur hafta boyunca, hikâye anlatmaya çalışırken dramanın gereği olan tüm temel öğelerden verdiğimiz tavizlerden ötürü, temposuz, akmayan, uzun bakışmalar, müzik-altılar ve flashback’lerle şişirilmiş bölümler yazmaktan ötürü mutsuzuz” diyor senaristlerimiz.

        Artık 60 dakikadan uzun süren diziler yazmak istemediklerini açık açık beyan ediyorlar.

        Talepleri, dizilerin ve kanalların gelir kaynağı olan reklam bütçelerinin, bu sürelere göre revize edilmesi.

        “El birliğiyle, hızla bir batağa doğru giden Türkiye dizi sektörünün intiharına mâni olmak için bu karar ve eylemimizin desteklenmesini bütün oyuncu, set çalışanı, yönetmen arkadaşlarımız ile yapımcılarımıza rica ile beyan ederiz” sözleri kesinlikle yabana atılmamalı.

        Herkes aynı gemide ama nedense sanki öyle değilmiş gibi davranılıyor.

        Bu sese, bu çığlığa herkes kulak vermeli.

        Yoksa yarın gerçekten çok geç olabilir!

        Diğer Yazılar