Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        TARİHİNDE dört darbe, kayıtlara yansımış/yansımamış 60 civarı da darbe girişimi yaşamış Türkiye, 24 Haziran’daki seçimi başarıyla tamamlayarak 40 yıldır sivil siyasetin liderliğinde devam ettiği demokratik yürüyüş destanına şanlı bir sayfa daha ekledi.

        Batı’daki seçimlerde demokratik değerlere düşman İslamofobiklerin sandıklardan galip çıktığı bir ortamda Türkiye pek çok Avrupa ülkesinde şu an hayal bile edilemeyecek bir şeyi başardı. Çünkü Avrupa’dakinin aksine Türkiye’deki seçimin galibi ülkesindeki 4 milyon göçmeni misafir kardeşler olarak gören ve derin bir demokratik liderlik tecrübesine sahip Recep Tayyip Erdoğan kazandı.

        Tek sebep bu da değil elbette. Türkiye demokrasisine atılan kötü niyetli diktatörlük iftiraları sandıktan çıkan sonuçla birlikte tamamen çürüdü. Sandıktan çıkan sonuç, bu ülkede yaklaşık yüzde 52’lik bir iktidar blokuna karşı son derece renkli ve canlı bir yüzde 48’lik muhalefet cephesinin olduğunu gözler önüne serdi. Cumhurbaşkanlığı seçiminde ikinci olan Muharrem İnce de hem sonuçları samimiyetle kabullenerek hem de mücadeleye devam mesajı vererek Türkiye’nin eriştiği demokratik olgunluk seviyesini tüm dünyaya gösterdi. Tüm bu veriler eksikleri olmakla birlikte Türkiye’nin demokrasisinden tümüyle şüphe duyanların aklından da şüphe edilmesi gerektiğine işaret ediyor.

        Bununla birlikte Türkiye’nin sadece Türkiye olmadığı, öldü-bitti naralarıyla yok edildiği sanılan kadim medeniyetin devamı olduğu gerçeği de bu seçim sonuçlarının dünyadaki yansımalarıyla güçlü bir şekilde tescillendi.

        Cumhurbaşkanlığı seçiminin galibi Sayın Tayyip Erdoğan’ın liderlik tecrübesi, hem Türkiye’nin çıkarlarının savunulması hem de dünyanın demokrasi ve özgürlük talep eden mazlum halkları için büyük bir şanstır.

        Cumhurbaşkanı Erdoğan şiir okuduğu için hapis yatmış, son 40 yılı sandık sınavlarıyla geçmiş, siyasete yerelden başlamış, ülkesinin idaresinde demokrasi basamaklarını bir bir tırmanarak en zirveye çıkmış ve mücadelesini de kararlılıkla devam ettirebilmiş bir liderdir. Bugün isteyerek veya istemeyerek Türkiye’nin demokratik istikbali hakkında felaket senaryoları üretenlerin gözden kaçırdıkları nokta da esas olarak budur.

        ARAP SOKAKLARINDA YAŞANAN SEVİNÇ

        24 Haziran gecesi seçim sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte Arap sokakları ve sosyal medyasında kopan fırtına bir tesadüf olarak açıklanabilir mi?

        Bu sevinç çığlıklarının demokrasiden yoksun, her türlü özgürlük talebinin yasaklı olduğu ülkelerden yükselmesi elbette ki tesadüf olarak görülemez. Erdoğan’ın liderliğini yaptığı Türkiye maruz kaldığı sayısız saldırıya rağmen bu ülkelerdeki özgürlük sevdalıları için umut ve ilham kaynağı olmaya devam ediyor.

        Batı’nın emperyalist çarkının esiri olmuş rejimlerin demir yumruğu altında ezilmekte olan halkların Erdoğan’ın zaferi karşısında duydukları sevincin kendi ülkeleri için hayalini kurdukları istikbalden beslendiğini bilmek için sanırım Ortadoğu uzmanı olmak da gerekmiyor.

        Hasılıkelam, Türkiye kirli ve kanlı çarklarının geleceğini İslam ülkelerindeki baskı rejimlerinin bekasına bağlayan eski dünyacılara karşı, daha adil, özgürlükçü, sömürgecilerin taktıkları prangalardan kurtulmuş yeni bir dünya isteyenlerin cephesi olmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ağırlığını her an omuzlarında hissettiği bu medeniyet iddiasından aldığı bilinçle ve güçle sadece ülkesini değil dünyayı da daha adil bir geleceğe taşımaya çalışıyor. İddia bu kadar büyükken Erdoğan’ın liderliğindeki Türkiye’ye kem gözle bakanların sözlü ve fiili saldırılarının azalmasını beklenmemek gerekiyor haliyle. Bununla birlikte zaferin eski düzenci emperyalist düzenbazların değil, daha adil bir gelecek talep eden yeni dünyacıların olacağından şüphe duymamak gerekiyor.

        Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı tebrik ediyor, yeni dönemin Türkiye’ye her açıdan yeni başarılar getirmesini umuyorum.

        Diğer Yazılar