Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Türk dış politikasını etkileyecek gelişmeler sürüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan Şanghay Zirvesi için Semerkant’a giderken ABD’nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimine (GKRY) yönelik ambargoyu kaldırma kararı geldi. Türk Dışişleri kınama mesajı yayınlayarak bu karardan dönülmesi gerektiğini ortaya koydu. Bunun yeterli olmayacağını ve muhatapların daha ileri adımlar atma yönünde ilerlediği anlaşılmaktadır.

        Öyle ki 1987'den beri yürürlükte olan bu kararın ilk olarak 2020'de koşullara göre kısmen kaldırılacağı ve kararın yıllık olarak gözden geçirileceği açıklanmıştı.

        Söz konusu koşullar, ABD Kongresi'nin 2019 yılında kabul ettiği “Doğu Akdeniz Güvenlik ve Enerji Ortaklığı Yasası'nda” yer alıyor. Buna göre GKRY’nin kara para aklamayla mücadele düzenlemelerini uygulaması ve Rus askeri gemilerinin GKRY limanlarına erişiminin engellenmesi başlıklarının kontrolünü içeriyordu.

        Şimdi bir yıllığına (eğer Rum yönetimi koşulları delmezse) ABD’den silah tedarikinde bulunabilecekler. Bu karar açıkça göstermektedir ki ABD, Doğu Akdeniz’deki gaz yataklarının çıkarılması noktasında Yunanistan, GKRY, Mısır ve İsrail arasındaki sürece destek verme eğilimindedir.

        Bununla birlikte kararın Kıbrıs’ta iki eşit egemen devlet modeline yönelik girişimleri tamamen ortadan kaldırabilecek bir yanı bulunmaktadır. Zira Yunanistan’ın tehdit ve tahrik içeren dış politikasına uyumlu bir biçimde GKRY kısmında bütünleşik bir silahlanmaya gitmesi sürpriz olmayacaktır.

        Pek muhtemel ki bu yöndeki gelişmelerle Türkiye ve KKTC ilişkileri hem yeni bir test sürecinden geçecek hem de Doğu Akdeniz’deki Türk varlığına yönelik tehditler artacaktır.

        Fakat olayın Türkiye’yi ilgilendiren kısmı kadar Rusya açısından da yeni bir politikaya sebep olabileceğini irdelemek gerekiyor. Zira bu durumda KKTC’nin Türk Devletler Teşkilatı’na üyeliği ve ardından Rusya’nın KKTC konusunda bir tanıma girişimine yönelmesi bir anda birçok tanıma kararını beraberinde getirebilir.

        ABD’nin GKRY kararındaki iki madde de Rusya’yı yakından ilgilendiriyor. GKRY’deki karar para trafiğinin büyük bölümü Rus oligarkların yönlendirmesiyle gerçekleşiyor. Buradaki (off-shore) şirketlerde büyük miktarlarda Rus sermayesinin varlığı biliniyor. Daha önce batan bazı Rum bankalarında bu gerçek teyit edilmişti. GKRY’deki yatırımların yüzde 25’i Ruslara ait.

        Bir diğer husus ambargonun devam ettiği süreçte GKRY yine de silahlanmayı sürdürmüştü. Rusya’nın Rum Yönetimine, Mi-35 saldırı helikopterleri, T-80 tankları ve Tor-M1 uçaksavar füze sistemleri tedarik ettiği biliniyor. Kıbrıs’taki garantör ülkelerden biri olan Yunanistan’ın Ege adalarını hukuksuz biçimde nasıl silahlandırdığı da ortadadır.

        Şimdi GKRY, Ukrayna savaşıyla birlikte Rus savaş gemilerinin kendi limanlarını kullanmasını yasaklamıştı.

        Ayrıca dikkat çeken bir gelişme, GKRY’nin İsrail-ABD yapımı olan savunma sistemlerinden alacağı iddiasıydı. Mart ayında Washington’a giden GKRY Savunma Bakanı Petrides’in bu konuda görüşmelerde bulunduğu kamuoyuna yansımıştı. Ancak karar için ABD-İsrail’in onay vermesi gerekiyor. Yine bu gelişme çerçevesinde GKRY için bir başka koşul getirilmişti. GKRY’nin kendisine ait Rus yapımı silahları Ukrayna’ya göndermesi gerekiyordu.

        O tarihten bu yana Rum Yönetiminin Ukrayna'ya nakil olasılığını dışlamadığı ancak bunun bir aracı ülkeyle gerçekleşebileceğini ve teslim edilen silahların yerine önce alternatiflerinin getirilmesini ilettikleri de yansıyan bilgiler arasında.

        İşte son ambargo kaldırma kararı böyle bir süreci hızlandırabilir.

        Tabii bu durumda Moskova’nın GKRY konusunda ne yapacağı merak konusu olacaktır. Türkiye bu tespit ve ihtimaller karşısında elbette askeri/güvenlik tedbirlerini alacaktır ancak bunun dışında Rusya’ya KKTC’yi tanıma konusundaki talebini güçlü bir şekilde seslendirmelidir.

        Diğer Yazılar