SON DAKİKA
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.

G20’ye Lagarde’ın ‘küçük büyüme tuzağı’ uyarısı damgasını vurdu

09 Eylül 2016 Cuma, 01:20:04 Güncelleme:09:53:21
Serpil Yılmaz

Serpil Yılmaz

[javascript protected email address]

 

Asya’nın sanayi ve turizm kenti Hangzhou’da düzenlenen “G20 Liderler Zirvesi- 2016”nın ev sahipliğini üstlenen Çin’in, Türkiye’den davet ettiği tek kadın konuşmacı, W20 (Kadın20) Açılım Grubu’nun KAGİDER adına Organizasyon Komitesi Kurucu Başkanı Gülden Türktan’dı.

Liderler Zirvesi paralelinde düzenlenen B20 (İşdünyası20) Konferansı’na Türkiye’den 3 konuşmacı katıldı.

Türktan’ın yanı sıra Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ve B20 Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da birer konuşma yaptı.

Konferansın içeriğine geçmeden önce “kadının ötekileştirilmesi” algısını kuvvetlendiren bir resmi göstereceğim.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın G20 Zirvesi’ne giderken uçağına Hisarcıklıoğlu ve L20 (İstihdam20) Başkanı Ergün Atalay davet edilirken, Çin devlet protokolü ile ağırlanan Türktan, bir günlük konferans için kendi bilet parasını ödeyip yollara düşüyor…

Türktan bu eleştirime, “Konferansa katılım onayını yarım saat içinde vermem gerekiyordu. Bilet peşine düşmedim” karşılığını veriyor.

Bileti kimin aldığından çok, Cumhurbaşkanlığı prokolüne takılmış durumdayım...

‘ERKEKLER KULÜBÜ’ GİBİLER

Türkiye, 2015 yılı G20 Dönem Başkanlığı’nda kurulan W20’de; 2025 yılına kadar kadın-erkek arasındaki istihdam eşitsizliği arasındaki farkı yüzde 25 azaltmayı taahhüt etti.

Dünyanın en gelişmiş 20 ülkesi (G20), “uygulama” şartına bağlı olarak altına imza attığı Antalya Bildirgesi’nin üzerinden geçen 1 yılda, kadının güçlenmesi yönünde hangi adımları attı?

3-4 Eylül tarihlerinde düzenlenen B20 oturumlarında yer alan toplam 50 toplam konuşmacının 4’ü kadındı.

Yalnızca bu tablo bile G20’nin karakterini “Boys20” (Erkekler20) olarak tanımlamaya yeter.

Türktan bir ekleme yapma gereği duyuyor:

“Kadın çağı yaşıyoruz… Hayatın her alanında çok sayıda güçlü kadınlar göreceğiz. Değişimler, yenilikler, farklılıklar kadından gelecek.”

Türktan’a bu sözleri tanıdığımızı hatırlatıyorum.

2010 yılında ABD’nin popüler haber sitesi Huffingtonpost’a bir makale yazan Coca-Cola Şirketi Başkanı ve CEO’su Muhtar Kent, 21. yüzyılı Çin veya Hint değil, ‘Kadın yüzyılı’ olarak tanımlamıştı.

Türk iş dünyasının da peşine düştüğü bu söylemin üzerinden 6 yıl geçti; kadınlar güçlendi mi?

Kapitalizm kadın-erkek eşitsizliğini gidermeyi gerçekten istiyor mu?

Türktan olumlu bakışı temsil etmeyi sürdürüyor:

“IMF Başkanı Christine Lagarde’ın sunumu, birçok çok konuşmacı tarafından alıntılandı. Lagarde orada çok net biçimde şunu söyledi: Çok küçük büyüme, yüksek eşitsizlik ve yapısal reformların yavaş ilerlemesi; ülkeleri düşük büyüme tuzağına düşürecek. Ülkeler kapsayıcı, eşitsizliğin giderilmesi yoluyla yoksulluğu azaltacak güçlü politikalar oluşturamıyorlar.”

Türktan, “En büyük kapsanmayan grup kadınlar olduğuna göre, temel eleştiri bu alana yönelik” diye de vurguluyor.

 

İYİLİK ANDI İÇTİLER

Türktan, 48 maddelik sonuç bildirgesine eklenen, 4 maddelik “Hangzhou Konsensus”a işaret ediyor.

İnovasyon: Büyüme için yeni sürücülerin katalize edilmesi, yenilikçi ve sürdürülebilir ekonomik büyümeye yol açar.

Entegrasyon: Sosyal gelişme, çevre, işgücü, istihdam ve sosyal politikalar etrafında; talep ve arz yönlü reformlar arasında tutarlılığın artırılmasını sağlayan, kısa, orta ve uzun vadeli politikaların belirlenmesinin; yenilikçi büyüme kavram ve ilkelerinin uygulanmasının takipçisi olacağız.

Açıklık: Korumacılığı reddeden, şeffaf bir dünya ekonomisini inşa etmek için daha çok çalışacağız. Kapsayıcı büyümeyi amaçlayan, çok taraflı ticaret sisteminin güçlendirilmesi de dahil olmak üzere, geniş tabanlı fırsatlar sağlayan küresel ticaret ve yatırımlara kamu desteği sağlayacağız.

Kapsayıcılık: Eşitsizlikleri gidermek için; tüm ülkelerin yararını, daha kaliteli işler üretmelerini hedefleyeceğiz. Özellikle kadınlar, gençler ve dezavantajlı gruplar dahil, insanlara hizmet ederek, yoksulluğun ortadan kaldırılması için çalışacağız.

Bu maddeleri; Çin'e özgü bir tolerans ya da kapitalizme vicdan nakli olarak mı okumalıyız acaba?

BU YAZIYA İLK YORUMU SEN YAZ
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
GÖNDER

DİĞER YAZILARI


TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYIN