25 MART 2017
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
10 Şubat 2017 Cuma, 00:38:03 Güncelleme:08:37:15

Gülsem mi ağlasam mı!

 

“YA başımıza bir çılgın gelirse!” Olabilir... Bunun garantisi yok ama geliyorsa bir çılgın senin başına, bu ülkeyi yönetmeye, seçme hakkı senin kardeşim. Ee sen bir çılgının seni idare etmesine razı geliyorsan, valla sen de bayağı bir çılgınsın demektir.

Kusura bakmayın lafa “güm” diye girdim, ama yeni sistemle ilgili “Hayır” blokunun diline pelesenk olmuş şu gülsem mi ağlasam mı dedirten, “Bir cumhurbaşkanına bu kadar yetki verilemez! Ya bir gün bu yetkiler bir çılgının eline geçerse!” vesvesesinin fazlaca paranoyakça olduğunu yazımın en başında söylemem gerekiyordu.

Değerli okurlarım... Elbette ki eleştiri hakkı demokratik bir haktır ve sonuna kadar da kullanılmalıdır. Ama böyle de olmaz! Milletin kararını etkilemek için ipe sapa gelmeyen saçma sapan bir argümana da sarılınmaz. Sakın ola bu söylediğimden, “Niçin itiraz ediyorlar bu değişime?” falan anlamı çıkarmasın kimse. Elbette itiraz edilecek. Elbette referanduma götürülen yeni sisteme dair insanlar endişelerini, kaygılarını dile getirecek. Böylesi zaten doğal olandır.

SIRADAN BİR SEÇİM DEĞİL

Nihayetinde bu sıradan bir genel ya da yerel seçim değil. Önemli bir seçim. Hep beraber ülkenin yönetimiyle ilgili kritik bir karar vereceğiz. “Bu değişim doğru mu olur yanlış mı?” tartışmalarının yaşanması da elzemdir o yüzden. Bırakın herkes fikrini açık açık söylesin. Neden “Hayır”, neden “Evet” diyor vatandaş kendini ifade etsin. Nedir bu iki tarafın da birbirine ettiği hakaretler!

Daha önce de birkaç kez yazdım biliyorsunuz. Çok can sıkıcı buluyorum, “Hayır”cılara göre “Evet” diyenin kara cahil, aptal, salak, yalaka, yağcı; “Evet”çilere göre de “Hayır” diyenin vatan haini, bölücü, terörist bilmem ne şeklinde yaftalanmasını. Biz niye bu çirkin yaftalamalar eşliğinde gidiyoruz referanduma? Adam gibi niye tartışamıyoruz? Niçin aklıselim bir şekilde birbirimizin itirazlarını dinlemiyoruz.

Neyse... Değişik bir milletiz vesselam. “Tahammülsüzlük galiba genlerimizde var” diyeceğim, üzerime hoplayacaklar yine. Onun için demiyorum. Vazgeçtim.

Gelelim şimdi Anayasa değişikliğiyle ilgili yapılan birkaç normal itiraza...

Deniyor ki mesela; Cumhurbaşkanı’na yeni Anayasa paketinde yargıya tamamen hâkim olacağı yetkiler veriliyor: Anayasa Mahkemesi, HSYK gibi yargının adil düzenini sağlayacak kurumların üyeleri Cumhurbaşkanı’nın iki dudağı arasına bırakılıyor.

Her iki kurumla ilgili ortaya atılan bu iddia doğru değil efendim. Neden? Çünkü birincisi mevcut Anayasa’mıza göre mahkemenin 17 üyesi var değil mi? Bunların zaten 14 üyesini Cumhurbaşkanı seçiyor. 3 üyesini de TBMM...

Yeni sistemde nasıl olacak durum peki? Askeri yargı ortadan kalkacağı için askeri üye olmayacak Anayasa Mahkemesi’nde. Cumhurbaşkanı’nın seçtiği 14 üye kafadan 12’ye düşecek. Toplam üye 15’e inecek ve bunların 12’sini Cumhurbaşkanı, diğer 3’ünü ise yine Meclis seçecek.

OHAL KALKMALI!

HSYK’ya gelince... Yeni sistemde tamamını Cumhurbaşkanı belirleyecekmiş gibi bir algı yaratılıyor. Bu külliyen yalan efendim. Bir kere yeni sistemde kurumun üye sayısı 13’e düşürülüyor. Ve bunlardan sadece 4’ünü Cumhurbaşkanı seçiyor. 7’si ise Meclis’te salt çoğunlukla seçilecek. Peki bu ne anlama geliyor? Önce TBMM seçeceği 7 üye için 367 milletvekilinin oyunu sağlamaya çalışacak. Bu durumda tüm partilerin konsensüsü şart. Aksi halde 367 mümkün değil. İlk turda bu rakam sağlanamaz ise ikinci turda 330 sayısı devreye girecek. Özetle “Yeni sistemde yargı tamamen Cumhurbaşkanı’na terk ediliyor” sözü sadece bir safsatadan ibaret, bunun altını çizeyim.

Ama şunu da yazmadan geçmeyeyim. Benim Anayasa değişikliği oylamasıyla ilgili tek itirazım, referandumun OHAL’de yapılması. Bunu kesinlikle doğru bulmuyorum. Zira sonuç eğer EVET çıkarsa seçimin adil ve objektif olduğu tartışmasını da beraberinde getirir ve lekeli olur. Bu lekenin olmaması için bir an evvel OHAL uygulamasının ortadan kaldırılması da bir gerekliliktir!


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300
HAVA DURUMU
Cumartesi 2 MPH 15°
Az Bulutlu