SON DAKİKA
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.

Mülteciler, toplum ve bürokrasi

11 Eylül 2016 Pazar, 09:33:00 Güncelleme:09:33:15
Soli Özel

Soli Özel

[javascript protected email address]

Robert Bosch Vakfı’nın düzenlediği beş gün süren, dört şehirde sabahın köründen gece yarısına kadar buluşmalarla, gözlemlerle ve tartışmalarla geçen “Almanya ve Mülteci Hikâyesi” programı pek çok bakımdan önemli mesajlar ve dersler içeriyordu. Döndükten sonra başka bir toplantı vesilesiyle Berlin’de konuştuğumuz Merkel’in partisi CDU’dan bir siyasetçinin sözleri dört buçuk günün izlenimlerine çok uygun düşüyordu.
Siyasetçinin seçim bölgesinde büyümede bir düşüş yoktu. Genel işsizlik de genç işsizliği de düşük düzeylerdeydi. Ne var ki seçmenleri göçmen/mülteci krizi nedeniyle ayaklanmış durumdaydılar. Resmi rakamlara göre, Türkiye ile yapılan anlaşmanın ardından mülteci akışının radikal bir şekilde düşmüş olması bile kitleyi sakinleştirmeye yetmiyordu. Almanya 2014 yılından beri 1.6 milyon göçmen/ mülteci kabul etmişti. Bunların 1.1 milyonu 2015 dalgasında gelmiş ve ülkenin gerek bürokratik yapısını gerekse maddi ve insani kaynaklarını hayli zorlayan bir baskı yaratmıştı.

Merkezdeki tüm Alman siyaseti, ki buna Yeşiller de dahildi, aşırı sağa özellikle de AfD’ye oy kaybediyordu. Merkel’in mutlak hâkimiyetinde gibi gözüken siyasi düzen çatırdama emareleri gösteriyor, Şansölye’nin siyasi geleceği sorgulanıyordu. Kendi eyaletinde geçen pazar yapılan seçimlerde oyları düşen Merkel “Almanya Almanya kalacaktır” demek gereği duyuyordu. Alman toplumunda giderek yaygınlaşan bir göçmen/ mülteci tedirginliği veya korkusu siyasete yansıyor, bu da siyasetçileri mülteciler konusunda başladıkları işi sonlandırmak konusunda hayli isteksiz kılıyordu.

2015 yılının eylül ayında yani şunun şurasında bir yıl önce Angela Merkel’in “Biz bu işin üstesinden geliriz” sözleriyle hareketlenen, ilk gelen mülteci kafilelerini alkışlarla tren garlarında karşılayan Alman toplumuna ne olmuştu?

Hemen herkesin ortak görüşü havanın dönmesine neden olan gelişmenin geçen yılbaşı gecesi 500 mağrip kökenli delikanlının Köln şehrinin görkemli katedralinin önündeki meydanda gördükleri bütün kadınlara saldırmaları ve onları taciz etmeleriydi. Bize söylendiğine göre düzen konusunda takıntılı Alman toplumu açısından polisin o hengamedeki çaresizliği de anlatıldığı kadarıyla ciddi bir rahatsızlığa neden olmuştu. Entegrasyon meselesi ve özellikle kadın-erkek ilişkilerini belirleyen kültürel farklar kaygıyı artırmıştı. Mültecilerin ezici çoğunluğunun erkek olması durumu daha zorlaştırıyordu.

Gazete manşetlerine geçen, siyasetin diline yansıyan gerçeklik çok tatsız olsa da aslında Alman toplumunun hatırı sayılır bir kesimi mülteciler için ciddi çaba gösteriyordu. Özellikle eski Batı Almanya’nın göreli olarak daha müreffeh bölge ve şehirlerinde sivil toplumun çabaları önem taşıyordu. Kilise örgütlenmeleri, yardım kuruluşları, STK’lar ve bireysel girişimlerle çocukların dil öğrenmesinde epeyce ilerleme sağlandığı anlaşılıyor. Dil işi tüm sistemin en çok hassasiyet gösterdiği konu. Köln’de gittiğimiz futbol kulübünde çeşitli ülkelerden gelen gençleri mütevazı kaynaklara sahip kulüp yetiştiriyor, harcamalar bağışlarla karşılanıyordu. Irkçı Pegida hareketinin merkezi olan Saksonya Eyaleti’nin küçük bir şehri olan Bautzen’de “mültecilere yardımcı olmalıyız” diye kampanya yaparak seçilen belediye başkanı müthiş bir coşkuyla neler yapmakta olduklarını anlattı. Gruptaki herkes açısından turun zirve noktası sayılabilecek Stuttgart’taki Lapp kablo fabrikasında ise kalfalık programında Suriye’li, İran Kürt’ü, Kamerunlu, Eritreli Almancayı gayet iyi konuşan pırıl pırıl gençler iş hayatı için yetiştiriliyordu. Ne var ki sayılar çok düşüktü. Bunun en önemli nedeniyse Alman bürokrasisinin ve siyasetinin dil öğrenilmeden entegrasyon olmayacağı inancıydı. Bu durumda en az beş yıllık bir süre beklenmesi gerektiğine inanıyorlar ve gruptaki çok deneyimli bir Sırp katılımcının söylediği gibi Alman karakterinin ciddiyetini ve esneklik eksikliğini yansıtan bir tavır benimsiyorlardı. Okurların Kurban Bayramını kutlarım.

BU YAZIYA İLK YORUMU SEN YAZ
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
GÖNDER

DİĞER YAZILARI


TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYIN