Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bir zamanlar şöyle bir teori vardı; “her şeyi” açıklıyordu.

        Teorinin sahipleri de, bugün kimi Havuz dışında kalmış olsa da, kimi halen derin Havuz’da ördeklik yapmakta olan birileriydi.

        Çok akıllıları da vardı ama şaşkın ördek şeyinden dalar denecek olan da vardı elbette.

        Kâtipler, zabitlerin içeri alınışını, “Rusçu, İrancı ekibin tasfiyesi” olarak açıklıyordu.

        Biraz açarsak, şöyleydi:

        Bazı Rusçu, İrancı general ve subaylar Türkiye’yi yörüngesinden çıkarmak istemiş, ABD de müdahale edip “darbe planları”nın ortaya dökülmesini sağlamıştı!

        ***

        Bu teorinin bir dayanağı hakikaten (NATO’da görev süresi rekoruna sahip) Tuncer Kılınç “Paşa”ın “Rusya ve İran’a (Bir de Çin’e) açılma ve ittifak tezi” ile aranan bir emekli generalin Rusya’da (iş yaparken) ortaya çıkmasıydı!

        Böyle zengin ve derin bir dayanak işte.

        Tabii bu teori (aynı kimi “ulusalcı” teoriler gibi), Bush yönetiminin en şahin kanadı olan Neo-con’ların, o zaman da, sonra da, tutuklamalar ve davalar sırasında da neden o “paşalar”ı desteklediğine, neden Harp Akademileri’nden Genelkurmay’a konferanslara çağrıldıklarına, neden paşaların ABD’de onların “düşünce merkezleri”ne çağrılıp konuşturulduğuna, neden “senaryolar” üzerinde çalıştıklarına bir cevap vermiyordu!

        ***

        Neyse geçmişi çekiştirmeyelim, gelelim bugüne.

        Şimdi, o Havuz kâtipleri ne düşünüyor bilmiyorum ama şaşkın ördeklik artık resmi şaşı devlet politikası.

        AB’ye bir çakıp ertesi günü kutlayan…

        “Üst akıl” filan diye ABD’ye de şey edip “ne istedilerse verdik” olan…

        Ortadoğu’da önce Suudi-Katar dolduruşuyla “lider ülkelik ve Sünni Blok mimarlığı” taslayıp sonra bloklar arası paslaşmayı bile kaybeden; Suudi tezgâhına düşen bir devlet politikası.

        Rusya ve İran’a sarılmaya çalışıyor zaman zaman.

        Tam da, Rusya’nın Ukrayna yüzünden, İran’ın da o karambolda, “düşürülen petrol fiyatları” ile hırpalandığı bir dönemde.

        Olabilir, kötü gün dostluğu da caizdir.

        Fakat şaşkınlık orada da vaki zaten:

        Ukrayna için “fikir ayrılığı” bir yana; senin “despot, kanlı diktatör Esed” dediğinle Rusya kanka.

        İran zaten tek yürek.

        Hadi onu da bırak.

        Daha çok yenilerde, Cumhurbaşkanı, İran dini lideri Hameney’in “Esad övgüsü”ne kızıp “Böyle dini lider olur mu hiç” deyivermiş, bir üniversitede çocukların önünde herkesi azarlarken.

        Oysa sık sık İran’a gidilip “böyle dini lider” övülmüştü.

        Yetmedi.

        Daha yeni, Adalet Bakanı “17 Aralık başarılı olsa, Gülen Humeyni gibi gelecekti” deyiverdi; “İran Devrimi”ni darbeye benzeterek ve kendi ölmüş olsa da hala Humeyni’nin hüküm sürdüğü bir İran mevcutken.

        ***

        Olsun, bu şaşkınlıklar da bir yana; o “Rusçu, İrancı zabitler” teorisinin sahibi kâtipler ne diyorlar acaba bu Rusçu, İrancı yönelişlere?

        Öyle ya, tam “Rusçu, İrancı” dedikleri zabitler de tahliye edilmişken!

        ***

        İktidarın büyük teorisyenlerinin, özellikle Havuz dönemindeki bir büyük çuvallaması da, “Sünni Blok” meselesi.

        Şöyle yakın arşive bakarsak, S. Arabistan, (Mursi dönemi) Mısır, Katar, Kuveyt ile askeri anlaşmalar, işbirliği, ortak Suriye politikası nasıl da övülmüş.

        “Darbeci” Mısır ordusu, şaşkınlıkla Türkiye’nin sırlarına ortak yapılmış.

        Nasıl da oradan “Sünni Blok Liderliği” teorileri yaldızlanmış.

        Şimdi bakıyorsun; blok hakikaten var yine.

        Ama sen bloklanmışsın!

        Hadi özgür seçimin olsa neyse; ama önce Mısır’da satış yapmış usta saraylar; ardından “Kasa, kutu” müttefikimiz Katar’ı bile yanlarına çekmişler.

        Elimizde bir Işid kalmış, Sünni Blok adına.

        Bir de daha dün Sisi’ye de koşmuş Fas Kralı’na şimdi “Sisi darbeci” dedirtmişiz ki, bravo.

        Bir hanedanın, bir kralın darbecileri kınaması da o kadar demokratik olur yani!

        Yani sadece şaşkınlık yok…

        Bir de Körfez Sarayları’nın bizim saraya oynadığı oyunlar ve adeta çırak çıkarması var.

        Tamam, sıcak para, vakıflara bağış filan yolladıkları sürece, tilki saraylara kızıp bağırmayız…

        Bu da bizim efendiliğimiz olsun!

        ***

        Yazının sonunda başlığa baktım yeniden:

        Bir tek Havuz vaki ve baki.

        Dış politika yok.

        Zaten bahar filan da yok!

        Diğer Yazılar