Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Şimdi şöyle oluyor ve daha beteri olacak:

        Suruç’ta Işid 32 insanı katletti…

        Türkiye, ABD’nin İncirlik’i kullanma isteğini kabul etti.

        Belli ki ABD’den de karşılığında PKK’yı bombalama vizesi aldı.

        Tamam, diyebiliriz ki, “iki müttefik”, biri “İslam”, diğeri Türkiye’nin de bir parçası olan “Kürtler”in silahlı örgütünü bombalamak için anlaştı; çünkü “ikisi de terörist.”

        ***

        Fakat işbölümü şöyle:

        Türkiye Işid’i bombalamıyor…

        ABD, PKK’yı bombalamıyor.

        Hadi “Ankara (Şanlıurfa) – Işid ilişkileri”ne dair iddialar geçmişte kaldı ama durum bu.

        Daha ötesi var.

        Türkiye yine “o da terörist” dediği, PKK’nın Suriye izdüşümü YPG’yi bombalamıyor, bombalayamıyor.

        Çünkü ABD yasakladı.

        Çünkü ABD ile YPG müttefik!

        Çünkü ABD ile YPG (PKK) Işid’e karşı (birlikte) savaşıyor.

        ABD Hava Kuvvetleri, YPG Kara Kuvvetleri!

        ***

        Yani şöyle:

        Türkiye, müttefiki ABD’nin müttefikinin müttefiki ne kelime, müellifini bombalarken; ABD Türkiye’nin bombaladığı ile nihayetinde müttefik.

        İki “NATO müttefiki”, kendi önceliklerini Irak ve Suriye’de bombalıyorlar.

        Ama bir ötekinin bombaladığını bombalamıyorlar.

        Hepimiz unutuyoruz, bir zamanlar Irak ve Suriye diye iki “bağımsız ve tek devlet” vardı.

        Öyleydi, şöyleydi; zalim diktatörleri vardı (ve var) tabii.

        Birinde Şiiler çoğunluk, yönetimde Sünniler, diğerinde Sünniler çoğunluk yönetimde Şiiler.

        Kalemle çizilmiş devletler, kılıçla parçalandı.

        Yine de iki devlet vardı.

        Ve önce Irak’ı, sonra Suriye’yi bu hale getiren ve şimdi orada Işid mişid kovalayan da başta ABD’ydi.

        ***

        Şunu da unutuyoruz.

        Türkiye de unutuyor, YPG de tabii.

        ABD yakın tarih boyu, halkların haklı direnişlerine, isyanlarına karşı da bombalıyor, bombalatıyor, katliamlar yaptırıyor, cinayetler işletiyor, istila ve işgallere girişiyordu.

        Filipinler’den Karayipler’e, Kore’den Şili’ye diyelim.

        Endonezya’da bir gecede bir milyon “komünist”i “Müslümanlar”a kestirdiğinde ABD’nin “İslamcı şiddet”ten bir şikayeti yoktu.

        Yahut Nikaragua’da devrim-seçimle gelen Sandinistler’e karşı “kontgerilla” besleyip silahlandırırken, onlar “terörist” değil, “özgürlük savaşçısı”ydı.

        Arjantin, Şili, Brezilya, Uruguay cuntalarını anmaya bile gerek yok.

        İran ve Irak da bir zamanlar (hem de “laik”) “milli petrolcü” yönetimleri devirirken de.

        Mücahitler, Taliban, El-Kaide ve hatta Işid’in doğuşunu filan da konuşmaya gerek yok.

        ***

        “Savaş” zaten kirli. Bir de özelikle “kirli savaş” diye bir şey var.

        Devletler kirli ve örgütler de.

        Entrika, ihanet, sinsilik işin doğası zaten.

        Doğasının esas değişmeyen tarafı şu:

        Yoksullar yoksulun, sıvasız haneler sıvasız hanelerin kurdu olmak zorunda!

        Bir ötekini katletmek için kimliğine sarılacaksın ki, makul gelsin.

        Kendine benzeyen birinin esasen ne kadar da benzemez olduğunu belleyeceksin.

        Sonra…

        Kendi çocuklarını bedelliye, çürüğe, torpile, avantaya bulayıp başkalarının çocuklarını yok etmekte çok mahir olan kim varsa, onları kendinden sanacaksın!

        Kendi ikbal, ihtiras ve otoritelerinin sürmesini, çocukların birbirlerini katletmesinde bulabilen, haklı ve meşru nedenler dışında, bin tür fesat, kin ve tezgah ile çarkları döndüren;: devlet, parti veya örgüt kim varsa, ağaları kendin sanacaksın.

        İşin bir sırrı da bu Sırrı!

        Sonra istediğin soruyu sor:

        İster “Ne yaptı lan size bu devlet?” diye…

        İster “Neler yapmadı lan bize bu devlet?” diye…

        İster “Ne yapamadı lan hepimize bu devlet?” diye.

        Bir otoriteye tapındığın sürece, ona baktığın sürece, o vesileyle kendini de otorite sanacak kadar ahmaklaştığın sürece, kendinin, kendi çocuklarının ezildiğini bile göremiyorsun ya…

        İşin bir kuralı da bu Vural!

        ***

        Esasen düşük hükümetin başbakanı olan Başbakan onca “Sünni blok” macerasından, “Dolmabahçe mutabakatı” şaşkınlığından sonra, torunları hatırına iyi bir şey yapsın; CHP’yle koalisyon yoluyla ülkeyi ve Ankara’yı normalleştirmeye çalışsın.

        Seçimden Cumhurbaşkanı’nın değil, bu Meclis’in çıktığını hatırlasın.

        Bütün sıvasız hane anneleri için.

        Bu kadar çok yanılıp yanıltan bir iktidarla daha karanlık bir tarih yazmaya yeminli değillerse!

        Kendisi de astsubaylıktan gelen, “süreç için kelle koymuş” Fidan’ın da hiç mi vicdanı sızlamıyor; yarattıkları barış illüzyonu ardından, zaten ezilen “sıvasız hane çocukları” dağın iki yanında düşerken!

        Diğer Yazılar