Sen ağlama, Esma!
Bu yıl (da) sanırım “Suudi Yılı” olacak.
Hem kültürel, hem ekonomik açıdan; esas askeri bakımdan.
Kültürel veya ekonomik olarak halka nasıl yansır bilemem ama askeri bakımdan şöyle bir yansıma olabilir:
“Kral’ın Ordusu”na siz de çocuklarınızı asker olarak yollayabilirsiniz.
Kesin değil.
Mümkün!
***
Burada da artık “Saray” varken bile “Suudi Sarayı”na epeyce ziyaret yapıyoruz.
Muhtemelen onların Saray Erbabı bizler kadar enerjik değil.
Fakat acaba biz hakikaten ne yapıyoruz?
***
Tamam, “Batı demokrasileri” denen oportünist rejimler de Suudi Sarayı’na hürmette bazen “Sünni Blok”a bile şapkayı ters giydirir ama…
Bizim için önemli olan şu: Biz bu (yani oradaki) Saray’la ne yapıyoruz, ne yapacağız, nerelere gideceğiz?
Bu ülkenin tarihi, ruhu, “mozaik”i filan “Kılıç”ın her darbesine eşlik etmekten utanç duymayacak mı?
“Darbe”yi ister mecazi alın: Irak, Suriye, Yemen diye… İster “hakiki mana”da alın: Kafaya inen kılıç darbesi veya kafaları koparan Mısır Darbesi olarak.
Hiç utanıp sıkılmayacak mıyız?
Yani “Osmanlı mirasını kazıyan” bir Krallık’a kanka olmak, nasıl diyorsunuz, “milliyetçi-muhafazakâr dokumuz”a dokunmayacak mı?
Yani “Mısır darbesini parasıyla, puluyla, silahıyla yaptıran” ve “Kardeşimiz Mursi”yi seçildiği mevkiden indirip hapse attırmış, “Esma kızımız”ı katlettirmiş, “Darbeci Sisi’ye de Kâbe kapısını özel olarak açtırmış” bu efendilere herhangi bir biat “aşırı demokrat kültürümüz”e halel getirmeyecek mi?
Türkiye’nin iki komşusunun canına okuyan süreçlerin müsebbiplerinden, esas üçüncü komşu İran’ı kuşatmak isteyen, “Şiiler ve Aleviler”i baş düşman gören bir despotluk rejimiyle Ortadoğu’ya sözde demokrasi ve insan hakları nakliyatı yapıyor olmak hiç mi yüz kızartmayacak?
El-Kaide,e Işid ve benzerlerinin kaynak sponsor memleketinin sarayıyla birlikte “Anti-terör ordusu” şey etmek hakikaten akla, vicdana çok mu münasip olacak?
***
Nasıl olacak bu?
Suudi Arabistan’ın siyasi-askeri-hegemonik emellerine bir de asker yazılmak, hiç mi yaralamayacak?
Suudi despotlarının koluna yapışmış, bir yandan da İsrail’le kucaklaşmış bir Türkiye değil miydi zaten 12 Eylül’ün, 28 Şubat’ın bölgesel fonksiyonu?
Buna bir de “Üniter devlette başkanlık sistemi mesela Hitler Almanyası’nda ve başka yerlerde pekala uygulanıyordu” eklendi.
Bu yıl hakikaten çok bereketli!
Umarım herkes için öyle olur.
Olmazsa da olmaz, değil mi!
***
Yeni Anayasa 12 Eylül’ün şeyini değiştirecekmiş.
Neyini, açıkçası çok anlamadım:
Başkansa, başkan…
Yüzde 90 oy ise, işte oy…
Diyarbakır ise, Diyarbakır…
S. Arabistan’ın Rabıta’sı ise, bu da benzer bir rabıta işte Rabia!