Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bir sonraki duruşmada üç yıl olacak.

        Devletin ilgili, yetkili kurumu işini hakkıyla yapmış olsaydı

        İnançlar, ahlak nutukları, itaatler biatler arkasında da azan piyasa iştahı biraz kanaatkâr, biraz insaflı ve vicdanlı olsaydı

        O sabah, elinde yetkisi bile olmayan bir firma tüpleri öyle doldurmamış olsaydı…

        O sabah, tüplerdeki tuzağı fark eden bir işyeri gibi, diğer ikisi de kontrol etmiş olsaydı…

        Bu sabah 20 insan daha yaşıyor olacak, elbet geçimi için kan ter içinde kalacak ama sevenlerinin yanında bulunacaktı.

        3 Şubat 2011’de Ankara Ostim-İvedik’te biri öğlene doğru, biri öğleden sonra iki patlamada 20 işçi öldü.

        Siz deyin, öldürüldü!

        Aralık sonunda, bu yıl biterken 19’uncu duruşma.

        Tamam, mağdur ailelerin itirazıyla ama daha yeniden yeni bir bilirkişi raporu beklenecek.

        Yenilerde 9 sanığın daha ifadesi alınabildi.

        Memleketin Azrail’i son sürat ama Adalet Abla’sı ve ağabeyleri ağır.

        Belki biraz da bu yüzden, geçen dört senede dört bine yakın işçi daha yandı, boğuldu, düştü, çarpıldı, göçükte kaldı, zehirlendi, parçalandı; o 20 işçinin yanına, üzerine ekleniverdi.

        ***

        Üç sene, yine üç işte.

        Dahası da var.

        Büyüyen ekonominin, şımarık eğlencelerin cephaneliği, Davutpaşa’da maytap atölyesi.

        31 Ocak 2008’de patlama, 21 işçi ölü.

        Konya, İstanbul, Giresun, Ordu, Trabzon, Ağrı, Çorum, Bitlis, Van, Kars, Sivas ve de Nahcivan’dan paramparça nüfus kağıtları.

        Bir de 10 yaşında Kadir.

        Kadir Gecesi doğmuş olmalı.

        Maytap Katliamı’nda ölümü.

        Yıl 2003 bitiyor. 15’inci duruşma.

        9 ay önce oluşmuş bilirkişi heyeti. Son duruşma öncesi bilir bir kişi istifasını veriyor.

        Oysa 9 aydır mahkeme dosyası elinde.

        Olsun.

        Ölüler bekler.

        Kıpırdamadan bekler.

        Aceleye ne hacet!

        Yeni bilirkişi olacak, yeniden dosyaya bakılacak, yeniden rapor çıkacak.

        Kadir, 16’sında olacak!

        Yanına 6 yılda “ölü bir sınıf”tan 6 bin işçi daha uzanmış olacak.

        “İş Cinayetlerini Unutma” diyerek nöbet tutan ailelere ve “İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisi” raporlarına göre, sadece geçtiğimiz eylül ayında 127 işçi olmak üzere!

        ***

        İtalya’nın Lampedusa adası kıyılarında yüzen cesetler sayılıyor.

        Yüzemeyen yüz göçmen. Yüzemeyen iki yüz kayıp.

        Akdeniz’in bir yanından öte yanına, maviliklerde köpük köpük eriyen binlerce isimsiz, yurtsuz, kendi biçareliğine tutunmuş, adaletsizliklerden kaçarken demokrasi, adalet, hukuk, hümanizma ülkelerinin duvarları dibine küreselleşmenin ölü balıkları gibi vurmuş siyahlar, sarılar, esmerler, beyazlar, çekik gözlüler, kara gözlüler, ela gözlüler, başı örtülüler, eli kınalılar, masmavi çocuklar.

        Burada, iş, ekmek, geçim umutlarının peşinde piyasanın derinliklerinde yok olmuş, yılda tam 1000 insanına bakarsan Kadir

        Bize her yer Lampedusa!

        Bize her yer kıyılarına cesetler vuran bir ada!

        ***

        Bir büyük not: Bazı davalara bakın. Özellikle muktedirlerin sıradan insanlara, gazetecilere açtıkları tazminat davalarına. Nasıl da hızlı tecelli edebiliyor, 10 yaşındaki Kadir’i toprak altında 16’sına kadar bekleten ve daha da bekletecek adalet!

        ***

        Bir de küçük not: Sanma ki, başına gelen hayatta başa gelebilecek en kötü şeydir.

        Bazen öyledir tabii, ama bir de ötekiler var!

        Üç büyükler, ezeli istismar!

        Futbol aynı zamanda istismar oyunu.

        Tribüne koşturan, hayatını adayan, sahada ter dökenlerin dışında bir de “yöneticiler” var.

        “İdareci”.

        Nice harika insan da geçmiştir, hakkıyla, şerefiyle, yen’iyle, zekisiyle elbette.

        Lakin Galatasaraylısı, Fenerbahçelisi, Beşiktaşlısı bir düşünecek; bu tarih, onca insanın sevdası, asırlık futbolcu emeklerini kim nasıl istismar etti, etmek istiyor diye.

        Paşalarla ilişkilerle askerî ihalecilik…

        İktidarla ilişkilerle AVMedyacılık…

        Kökü dışarıda, gövdesi sermayede ulusalcılıklarla siyasi, ekonomik tezgâhçılık.

        Bu kulüpler bütçeleriyle, ağalarıyla değil, öncelikle tarihleriyle, taraftar ve sporcularıyla büyüdüler.

        O büyüklüğü küçük-büyük hesaplarla istismar edenler; tarihi de, milyonlarca insanın aşkını da kullanıyor, kirletiyor, çürütüyor.

        Siz, biz “başarı” diye körleşirken; aslanı, kartalı, kanaryayı rehin alıp kafesliyorlar!

        Sonra ister kükre, ister kanatlan, ister şakı dur!

        Diğer Yazılar