'Emekliye iki maaş ikramiye' bütçe dengelerini bozar mı?
Kılıçdaroğlu’nun emekli ikramiyesi vaadi ekonomik dengeleri nasıl etkileyecek? Devletin bütçe açığının milli gelire oranı halen yüzde 1.4 dolayında. İki maaş ikramiye verdiğinizde bu oran yüzde 2.8’e yükselecek. Zaten Maastricht kriterlerine göre bu oranın yüzde 3 olması gerekiyor.
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun emeklilere iki maaş ikramiye önerisi belli ki hükümeti telaşlandırmış. Başbakan Ahmet Davutoğlu, Kılıçdaroğlu’nu mirasyedi gibi devletin kaynaklarını harcamakla suçladı. Siyasi bir eleştiri. Sadece AK Parti’nin ilk iktidar döneminde hem de enkaz devraldığında emeklilere yüzde 20 oranında zam yaptığını hatırlatmakla yetineyim. Kılıçdaroğlu’nun önerisine gelince; ekonomik dengeleri sarsan bir öneride mi bulundu? Bence hayır...
5 MİLYAR TL KAYNAK GİRER
Öneri ekonomik bir tercihi gösteriyor. Beğenip beğenmemek, ekonomiye etkilerini tartışmak normal sayılmalı.
Rakamlara bakalım. Sayfada yer alan tabloyu incelemenizi öneririm. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) konsolide nakit akımına baktığınızda, SGK yılda 20 milyar TL açık veriyor. Bu açık devlet bütçesinden karşılanıyor.
SGK, 2014 yılında 134 milyar TL aylık ödemiş. 2015 yılında bu rakamın 158 milyar TL olması bekleniyor. SGK gelirleri her yıl yüzde 10 oranında artıyor. Kılıçdaroğlu’nun önerisi, SGK’ya yılda 26 milyar TL ek bir yük getirecek. Bu yükü devlet üstlenecek. Ancak unutmayın. Emekli, ikramiyenin üzerine yatmayacak. Harcama yapacak. Harcamalar üzerinden devlet kasasına en az yüzde 18’i (yaklaşık 5 milyar TL’si) ekstra kaynak olarak girecek. Yarattığı ekonomik canlılık nedeniyle çarpan etkisini de dikkate aldığınızda vergi gelirlerinde daha yüksek artış sağlanacağı söylenebilir.
Bu yük ekonomik dengeleri bozar mı?
Önce bütçe dengesinde durumu özetleyeyim.
Devletin bütçe açığının GSYH’ye oranı yüzde 1.4 civarında. Maastricht kriteri yüzde 3. Bütçe harcamalarını kısmadan, emekliye iki maaş ikramiye vermeye başladığınızda açık rakamının GSYH’ye oranı yüzde 2.8’lere tırmanacak. Yeni bir borçlanma ihtiyacı doğacak ve faiz oranları üzerinde baskı yaratacak. Ancak CHP veya bir başka parti diyebilir ki: “Ben diğer kamu harcamalarında kısıtlamaya gideceğim. Kanal projesi gibi projeler uygulanmayacak. Bu projeye ayrılacak kaynağı maaş artışı için kullanacağım. Üstelik artan vergi gelirleriyle bütçe açığı sanılandan daha düşük olacak.’’
Tartışmaya; ekonomiyi, emekliye verilecek maaş artışı mı yoksa daha fizibilitesi yapılmamış, getirisi bilinmeyen 50-60 milyar TL harcama yapılacak kanal projesi mi canlandırır diye başladığınızda, ortada bir miras yeme durumu olmadığını da kabul etmeniz gerekir.
Partiler tercih yapıyor ve biz o tercihleri tartışıyor, ona göre karar veriyoruz... Sağlıklı bir tartışma yerine, söze ‘’Biz biriktirdik, onlar harcıyor’’ diye bir eleştiriyle başlamak vatandaşın kafasını karıştırmak dışında bir sonuç üretmiyor. Belki de amaç budur.
FON ÖNEMLİ MEKANİZMAYDI
Bir başka örnek vereyim. Türkiye’nin en önemli sorunu, iç tasarruf oranlarının uzun vadeli yatırımları destekleyecek noktadan uzak olması. Ekonomistlerin, ekonomiyi yönetenlerin ortak fikri bu. Kıdem Tazminatı Fonu bu anlamda en önemli mekanizmalardan biriydi. Davutoğlu dün bu konuda bir çalışma yapmadıklarını söyledi.
Seçime giden bir hükümetin tepki çekecek bir uygulamayı devreye alması beklenemez. Tekrar iktidar olduklarında ise bu uygulamanın yasalaşacağına eminim. Emin olduğum bir başka şey de CHP iktidar olduğunda emekliye iki maaş ikramiye verecek, ekonomik dengeleri bozmama adına kanal projesini iptal edecek. Oy verirken tercihlerinizi etkiler mi bu durum bilmem. Özet budur...