Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İSRAİL'in Gazze'ye saldırısı, Mısır, Ürdün, Lübnan, Suriye'yi de içine alan bölgesel bir çatışmaya döner mi? Kestirmek çok güç. Ancak İsrail, Hamas'ı saldırılarını durdurmaması halinde Gazze'yi işgal etmekle tehdit ediyor. Bu Filistin topraklarına 2002 yılından sonra İsrail'in büyük çaplı asker sokması anlamına geliyor.

        Bizim açımızdan konu çok basit: Biz Filistin'in her koşulda yanındayız ve İsrail'i işgalci ve saldırgan olmakla suçluyoruz. Filistin'i kim temsil ediyorsa etsin, yöntemleri ne olursa olsun her koşulda her türlü eylemi meşru görüyoruz. Müslüman toplumlar da benzer bir tutum içinde.

        Güçlü diasporasının da etkisiyle dünyanın geri kalanı ise İsrail'in taviz vermez güvenlik politikalarına (onay vermese de) ses çıkarmıyor.

        Uluslararası hukuk açısından durum ne olursa olsun, Gazze ve Batı Şeria Filistinlilerin vatanı. Yaklaşık 5 milyon Filistinli yaşıyor.

        Ancak bildim bileli büyük bir sefalet içindeler. Kişi başına milli gelirleri birkaç bin doların asla üzerine çıkamıyor. İşin en komik tarafı ise "Filistinlilerin yaşam hakkı, devlet hakkı, özgürlük hakkı, bizim hakkımızdır" diyen Arap âleminin ikiyüzlü tutumudur. İsrail karşıtlığını ulusal bir politika olarak benimseyen zengin Arap ülkeleri aslında bu bölgede Filistinlilerin sefaletiyle hiç ilgili değiller. Suriye'de otoriter Alevi rejimi devirmek için neredeyse sınırsız bütçe ayıran Arap ülkeleri, konu Filistin olunca üç maymun politikası güdüyorlar.

        *

        Örneğin Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Irak (ve İran)... Her biri dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz üreticisi. Petrol üretirken de öyle büyük maliyetlere katlanmıyorlar. 100 dolara satılan bir varil petrol İran'da 5, Suudi Arabistan'da 4, Irak'ta ise 2.5 dolar maliyetle çıkarılıyor. Suudi Arabistan dünyanın en büyük petrol üreticisi ve ihracatçısı. İran 4'üncü, Irak ise 9'uncu sırada.

        Bu ülkelerin petrolünü üreten ve satan şirketlerinin sırasıyla Suudi Aramco 300 milyar varil, İran petrol şirketi 289 milyar varil, Katar Petrol şirketi 162 milyar varil, Irak petrol şirketi 133 milyar varil, Abu Dabi Petrol 124 milyar varil, Kuveyt petrol şirketi 108 milyar varil petrol ve doğalgaz rezervine sahip. (Kaynak: Dr. Ayhan Erdem, Türkiye Petrol Borsası kitabı.)

        Aynı ülkeler İran hariç, Batı için en büyük kaynak. Araplar, yüz milyarlarca doları (petrodolar) yine Batılı şirket ve bankaların hisselerini satın almak için harcıyor. Her yıl 10 milyarlarca dolar silaha para yatırıyorlar. Batılı silah şirketlerini ihya ediyorlar. Sanırsınız ki bu silahlar bir gün İsrail'e dönecek ve o gün İsrail barışa zorlanacak ve işgal altında tuttuğu topraklardan çekilecek. Hayır asla böyle bir şey olmayacak. Çünkü korkuyorlar. Onlar kendi aralarında mezhep savaşlarıyla birbirlerini yemekle meşguller.

        Hadi biraz empati yapalım ve diyelim ki her biri açısından Batı'yla ters düşmenin kaldırılamayacak maliyeti var. Bir an için bunu da kabul edelim. Peki ama her yıl sattıkları petrolün değil yüzde 10'unu sadece yüzde 1'ini Filistin halkının refahı için ayıramazlar mıydı? Kutsal toprak diyeceksiniz, İslam diyeceksiniz ama Filistin halkının sefalet içinde yaşamasına göz yumacaksınız... Anladık, İsrail'le savaşmak akıl kârı değil. Peki sizi Gazze ve Batı Şeria'da yaşayanların hayatını iyileştirmekten alıkoyan kim?

        Her yıl 500-600 milyar dolar petrol satacaksınız. Dünyanın en büyük binalarını yapacaksınız. Zevk ve sefa içinde yaşayacaksınız. Altın kaplamalı otomobiller, uçaklar kullanacaksınız. Neredeyse develerinize altın suyu içereceksiniz. Konu insani yardım, kalkınma olduğunda Filistinlilere üç kuruşu esirgeyeceksiniz. Sonra sıra İsrail'e karşı tavır almak olunca, Hamas'ın, Hizbullah'ın sırtını sıvazlayacak, yan gözle de "Mısır, Türkiye nerede" diye bakacaksınız...

        Valla ben kılımı kıpırdatmam...

        Diğer Yazılar