Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        YURDUNU, milletini büyük bir tutkuyla seven, bu uğurda her türlü özveriye katlanan kimseye yurtsever ya da vatansever deniliyor. Türk Dil Kurumu böyle özetlemiş. Üzerine kitaplar yazılır. Barış ve huzurun sürdüğü dönemlerinde bu kavram asla ayrıştırıcı değildir. Hemen herkes anlaşır. Çatışma ve sıkıntılı siyasi dönemlerde ise yine herkes vatanseverdir ama bu kavram üzerinden insanlar bölünür. Ülkeni büyük tutkuyla sevmekten herkes başka bir şey anlamaya başlar. Herkes vatanı için bir hayal kurar ve bu hayalin nasıl gerçekleşeceğine dair bir fikir sahibidir. Sanır ki o fikir için savaşmak ve o ülküye göre hareket etmek vatanseverliktir.

        Diyebilirsiniz ki bu sularda niye dolaşıyorsun? Ne oldu?

        Olanı söyleyeyim, İsrail uçakları, Suriye'de bir yerleri bombalayınca bu ülkede birbirine girmiş insanların, olayı vatanseverlik bağlamında nasıl değerlendirdiğini merak ettim.

        Suriye'deki babadan oğluna geçen rejimin bir an önce yıkılıp gitmesi için silahlı mücadele veren muhalifler, hiç kuşkusuz kendilerini vatansever görüyordur. Zaten özgürlük savaşçıları diye adlandırıyorlar kendilerini. Ve her Arap gibi İsrail düşmanlığı ortak paydaları... Bu vatanseverler, İsrail bombaladığında sevinç çığlıkları mı atmıştır yoksa üzülmüşler midir? Yoksa adı konmamış da olsa, İsrail ile aynı safta yer almak, yurtseverliklerinde derin bir yaraya mı neden olmuştur?

        İktidar yanlıları ise asıl kendilerinin yurtsever olduğunu ileri sürüyordur kuşkusuz. Özgürlük savaşçılarının Türkiye, Katar, Suudi Arabistan, ABD ve Batı ülkeleri tarafından desteklenmesine dikkat çekip ülkelerini koruma adına vuruyorlar, savaşıyorlar, ölüyorlar. Ama İsrail'in tepelerinde uçak uçurup istediği yeri bombalamış olmasına, tepki bile veremeyecek bir iktidarın oluşu onların da ruhlarında derin yarıklar oluşturmuş olmalı.

        Yani herkes vatansever ama birbirini öldürüyor. Herkes Müslüman ama birbirlerine kıyıyor. Hepsi, sorarsanız özgürlükçü ama birbirlerini yakaladıkları an, yargısız infaz kapsamında kafalarına sıkıyorlar. Biri ülkedeki diktatörle savaşırken, dış güçlerin oyuncağı olmuş; biri yaşam biçimi değişecek diye diktatörün eteğine yapışmış.

        Suriye'de yaşasaydım, Suriye vatandaşı olsaydım şüphesiz vatansever diye tanımlardım kendimi ama kimin yanında yer alırdım? İtiraf edeyim mi, bırakır kaçardım ülkeyi... Kardeşine mi kurşun sıkacaksın, kardeşinden mi kurşun yiyeceksin! Dünyanın en trajik, en anlamsız ve en acımasız savaşıdır kardeş savaşları. Ve bakın bu tip savaşların içinde olan ülkelere, hiçbirisinde demokrasi ve insan hakları kavramları ön planda değildir. Din, mezhep, etnik kimlik etrafında toplanan insanlar adeta afyonlanmak için vatanseverlik kavramına sarılırlar. Din ile yoğrulurlar. Dini kendi savaşlarının örtüsü yapmaya kalkarlar.

        Suriye'de olup bitenler, Türkiye'nin sarılacağı tek ipin demokrasi ve insan hakları olduğunu bir kez daha ispatlıyor. Esas olan kişilerin etnik kimlikleri değildir, soyu değildir. Esas olan insan haklarına önem vermektir. Kişi hak ve özgürlüklerine sahip çıkmaktır. Tüm inançların ve kimliklerin özgürce ifade edilebilmesine olanak sağlamaktır. İdeolojik yaklaşımlardan ve dini/etnik referans noktalarından özenle uzak durmaktır. Bunlar yok ise ülkenizde bir gün gelir düşman bellediğiniz ülkenin uçaklarına selam durur, siz de kendinizi hâlâ vatansever sanırsınız!

        Diğer Yazılar