Mahkeme heyeti iyilik yaptı!
İSTANBUL Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Adem Sözüer ne demiş:
"Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 178'inci maddesi açık. Mahkeme bir tanığın dinlenmesini reddederse, sanık bu tanığı mahkemeye getirebilir. Mahkeme de tanığı dinlemek zorundadır. Kanunda, 'Bu kişiler duruşmada dinlenir' diyor. Dinlenmemesi, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur. Şayet mahkûmiyet kararı verilirse, sırf bu nedenle karar hukuka aykırı olur."
Ergenekon duruşmasında hâkimler, mahkeme salonunda bulunan ve eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un dinlenmesini istediği tanıkları dinlemedi. Bu kadar açık bir hükme rağmen, "Maddi gerçeklik ortaya çıktı" diyerek tanıkları dinlemeyen mahkeme heyeti acaba bize şu mesajı mı veriyor:
"Valla bu karışıklık içinden çıkmayacağım. Size en büyük iyiliği bu tanıkları dinlemeyerek yapıyorum. Ben bir hüküm tesis edeceğim. Siz bir üst mahkemeye gideceksiniz. Üst mahkeme de 'Savunma
hakkı kısıtlanmış' diyerek davayı usul yönünden bozacak."
Bence hâkimler doğru yapmış! O tanıkları dinleyince fikirleri nasıl olsa değişmeyecekti. Üstelik bu tip davalar esastan değil de şekil açısından bozulunca, kimse uzayıp giden davaların sanıkları için kesin bir yargı kararından bahsedemeyecek.
Sanıklar yattıkları süre nedeniyle tahliye edilecek, davaları ise yıllarca sürecek. Pek çoğu ölecek. Kamuoyu ilgisini kaybedecek. Bu nedenle İlker Başbuğ artık sağa sola mektup yazarak kendisini yormasına gerek yok. Hele Şemdin Şakık örneklerini vermesine de gerek yok.
Muteber tanık sıfatına maalesef Sakık giriyor, generaller girmiyor. Bu dönemin kendine has özelliği budur ve geçicidir... Bu süreç bitene kadar da mahpus yata yata bitecek!
Hayali ithalat
SABAH Gazetesi ekonomi servisi, yıllık 10 milyar dolar hayali ithalat yapıldığını ileri sürüyor. İlginç bir haber. İddiaya göre, kimi ithal üründe (haksız rekabeti engellemek için) referans fiyat uygulamasının yapıldığı başta Çin olmak üzere pek çok Uzakdoğu ülkesinden yapılan ithalat çifte rakamlardan oluşuyor.
Referans fiyat, hammadde, işçilik, elektrik gibi girdi fiyatları baz alınarak minimum seviyelerde oluşabilecek birim fiyatlar hesaplanarak elde ediliyor. Bu fiyatların altında gerçekleşen ürünlerin ithalatı mercek altına alınıyor ve referans fiyat uygulamasına geçiliyor.
Bu tip haberler umarım yerli sanayiciyi haksız rekabetten korumak için yapılan bu uygulamadan vazgeçilme sonucunu doğurmaz. Belki de bu amaçlanıyor. Bilmiyorum.
Bir de Çin'den Türkiye'ye yapılan ihracat rakamı ile Türkiye'nin Çin'den yaptığı ithalat rakamı arasındaki farkı anlamak isteyenler bir başka noktayı da dikkate almalı.
İhracat rakamları FOB, ithalat rakamları CIF olarak hesaplanıyor. Transit beyannameler ile ihraç ürünlerinin çıkış beyannamelerindeki farklar da yanıltabilir insanı. Yani doğru düzgün hesaplama yapmadan hayali ithalat lafını etmek hatalı olabilir.