Sigara markalarını yok edecekler...
SİGARA tüketiminin gelişmişlikle ters orantılı çalışması, azgelişmiş ülkede yaşayanların diğerlerinden daha mı akılsız olduğunu gösterir? Yoksa kamusal duyarlılığın, sigara tekellerinin lobi faaliyetleriyle köreltilmiş olması mıdır sorunun temeli?
Ne bileyim, gelişmemiş ülke insanı sigaranın kanser yaptığını bilmez mi? Bu kadar mı cahil? Elbette değil. Hele bu iletişim çağında böylesine global gerçeğin gizlenmesi imkânsızdır. Peki ama neden gelişmekte olan ülkelerde sigara tüketimi düşmez?
Benim yanıtım, zayıf ekonomiye sahip ve gelişmişlik standardı düşük olan ülkelerde otoritenin sağlık konusunda toplumu uyarma ve bu zararlı alışkanlıkla mücadele konusunda elinin bağlanmasıdır. Ve/veya konuya yeterli hassasiyet göstermemesidir.
Sorunun temelinde kamu yöneticileri ve siyasetçiler yatar. Artık dünyada sigaraya ulaşmanın (kullanmanın) maliyetini artırmak, en caydırıcı etken sayılıyor. Kapalı mekânların sigara içimine yasaklanması diğer bir faktör. Bir de yaşlanan nüfus faktörü var. En çok sigara tüketen yaş grubu 20 ile 45 yaş arası. Avrupa'da nüfus yaşlanıyor ve yaşlanan nüfus sigara alışkanlığını terk ediyor...
*
Sigara düşmanı bir Başbakan'a sahip olmak Türkiye için bir şans. Dün Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in attığı twit'i görünce umutlandım. Şimşek, "Sigara paketlerinde markaya son" demiş ve İngiliz Guardian Gazetesi'nde çıkan bir haberi takipçilerine hatırlatmış.
Dünyada Avustralya'nın icat ettiği yeni bir uygulama başladı. Sigara paketlerinin birbirinden farklı boyutta olmasına izin verilmiyor. Ve marka gözükmüyor. İngiltere de bu sisteme geçmek için hazırlık yapıyormuş...
Bana son derece sıcak bir öneri geliyor. Bu uygulama Türkiye'de başlatılamaz mı? Sigaraya başlama nedeni olarak onlarca neden sıralayabiliriz. Ancak çokuluslu firmaları tek bir firma boyutuna indirmek, markaya bağımlılığı bitirmek, onları gizli-açık kampanya yapamaz hale getirmek fena mı?
*
Belli ki bu uygulama dünyada yaygınlaşacak. Sigara üreticisi, ismini neredeyse fark edilmeyecek küçüklükte belli bir karakterde koyabiliyor. Yakında onu da koymayacak ve üreticinin sadece devlet tarafından tanınmasını sağlayacak kodlar yerleştirilecek.
Amerika'da ise ilginç bir tartışma var. Logo ve marka kullanımının sınırlandırılması ve kaldırılmasının ifade özgürlüğüne aykırılığı tartışma konusu. "Her firmanın kendi patentli ürününü ve markasını kullanma hakkı vardır ve tüketiciye kendini anlatma hakkı yok edilemez" denilerek yasağa karşı çıkılıyor. Üstelik bu yasak geldiğinde, "Kalite rekabeti değil, fiyat rekabeti başlar" değerlendirmesi yapılıyor.
Karşıt görüş ise sigaranın bu kapsama sokulmayacak nitelikte zararlı madde olduğuna ve toplumsal maliyetinin yüksekliğine vurgu yapıyor. Fiyat ve kalite rekabetini kamunun düzenleyebileceğini, sigaranın 4, bilemediniz 5 çeşit üretimle sınırlandırılabileceğini belirtiyorlar.
*
Her yıl yüz binlerce kişi sigara kaynaklı hastalıktan ölüyor. Buna rağmen sigara tüketimini azaltan faktörler içinde, bilinçlendirme en son sıralarda geliyor. Artık kısıtlama, yasaklama, fiyatlandırma mekanizması ağırlıklı olarak iş görüyor. Bu mücadele, kaçak sigara satışına ve sahte sigara üretimine yönelik önlemlerle şekilleniyor. Türkiye'yi yönetenlerin bu gerçeğe uygun hareket etmeleri gelecek nesiller için bir şans sayılmalı.