Bankalara verilen cezayı patronları ödeyebilir!
"BELİRLİ bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır."
Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 4. maddesi yukarıdaki bu cümleyle başlıyor.
Eski Sermaye Piyasası Kurumu (SPK) Başkanı Ali İhsan Karacan, "Bankaların özel mevzuatına hâkim olan ilke, felsefe ve ruh açısından baktığımızda Rekabet Kurumu tarafından uygulanan yaptırımın hem hukuksal açıdan hem de ruhu açısından doğru ve uygun olmadığını düşünüyorum" görüşünde.
Ama Rekabet Kurumu, yukarıdaki madde kapsamında 12 bankaya toplam 1.1 milyar TL ceza verdi. Farklı bir düzenleme ve denetleme mekanizması altında faaliyet gösteren bankaların rekabetten anladıkları, çimento fabrikalarının anladığından farklı aslında. Örneğin, hiçbir otorite çıkıp, bir çimento fabrikasına veya otomobil fabrikasına "Yıllık üretimin şu noktayı geçmeyecek" veya "Sattığın malın fiyatı şu rakamın üzerine çıkamaz" diyemez. Ama BDDK veya ekonomiden sorumlu siyasi otorite,
"Bankaların tüketiciye vereceği kredi artışı şu miktarın üzerine çıkarsa fena yaparım" diyebilir. Diyor da nitekim. Kredi büyümesinin yüzde 15'le sınırlandırılması örneğin... Bir başka örnek: Başbakan bile sıfır faiz hedefi koymadı mı?
Sizce neden bankaların mevduata verdiği faiz aşağı yukarı aynıdır. Ya da neden ticari veya konut kredilerine aşağı yukarı aynı seviyede faiz uygularlar... Bir araya gelip, "Şu faizi mi uygulayalım" derler... Rekabetin düzeyi ve niteliği bankalar için farklıdır... Ya da bir banka, "Mevduata aylık yüzde 10 faiz veriyorum" diyebilir mi? BDDK tepesine biner. Peki bir çimento üreticisi istediği fiyatı koyduğunda kim onun elini tutar?
*
Karacan bu noktada şu uyarıyı yapıyor: "Bankacılık ve mal sektörünün kamunun makro ekonomik politikaları ile uyumu sorunudur ve Rekabet Kurumu'nun elindeki düzenleme, araç ve bunların kullanımı makro ekonomik politikalarla örtüşmeyebilir."
Karacan'a göre Rekabet Kurumu nun bankalara ceza yazması, ileride yetkileri konusunda düzenleme yapılmasına yol açacak...
Bir başka konu... Ceza alan bankaların 9'u halka açık. Sermaye Piyasası Kanunu'nun 92'nci maddesi var. Karacan thelira.com'da yazdığı yazıda cezaların yargıda kesinleşmesi durumunda SPK'nın'da devreye girerek hâkim ortaklardan kesilen cezayı bankalara koymasını isteyebileceğini belirtiyor.
Gerçekten de o madde bunu anlatıyor. Özetle, ana hissedarların ve onların kontrolündeki kişilerin
"sermayenin veya mal varlığının azalmasına veya kaybına yol açması" halinde SPK'yı devreye sokuyor. Ve ona geniş yetkiler tanıyor.
Kanun maddesi, ancak diyor: "Halka açık olan şirket eğer banka ise işlem yapılmadan önce Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun görüşü alınır... "
Kanun maddesine konulan bu istisna bile bankalara yönelik yaptırım yetkisini (başka bir kurum devreye girecekse bile) BDDK'nın iznine bağlıyor. Başka bir deyişle bu istisna, Rekabet Kurumu nun bankaları denetlemesi için yetkisi olup olmadığını tartışanlara ilginç bir dayanak oluşturuyor.
Maddeye gelince... Sermaye Piyasası Kanunu'nda bu maddenin yer almasının nedeni şu: Eğer bir şirkette yöneticiler nedeniyle bir zarar oluşuyorsa, bu zararda küçük yatırımcıların payı yoktur. Dolayısıyla bu zarar, hâkim hissedar tarafından ödenmelidir...
(Not: Bankalara verilen cezaya neden olan eylemleri rapor detaylı açıklandığında okuyacağız. Kimin kime nasıl e-mail'ler yolladığı magazin konusu olursa hiç şaşırmam...)