Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ESKİ Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında "Terör örgütü üyesi değildir" denilerek darbe planlamaktan ağırlaştırılmış müebbet istenmesinin hukuksal dayanağını anlamakta zorluk çekenlerdenim.

        "Başbuğ ne zaman darbe planladı, ne zaman beceremedi, kim engelledi, nasıl engellendi?" diye boşuna sormanın da bir anlamı yok. Yanıt bulmak için kendinizi zorlamanız gerekir ki böyle bir çabanın bile kendi aklıma ihanet olduğuna inananlardanım.

        Bildiğim şudur:

        30 yıldır süren bir terörü bitirmek için yeni bir süreç başladı. Ben buna "tay tay dönemi" diyorum. Tay tay yöresel bir ifade. Yürümeye henüz başlamış bebekleri teşvik etmek için söylenen bir sözdür. "Tay tay oğlum, tay tay kızım..." diye teşvik edilir bebekler.

        Bebek iki ayağı üzerine dikilir, sendeleyerek, güvensiz adımlarla kendisine tay tay diyene doğru telaşlı adımlarla koşar adım yürür.

        Aile bireyleri, bebeğin tay tay döneminde çok dikkatli olurlar. Aile, bebeği koruma altına alır. "Aman düşmesin, aman başını vurmasın, kafasını patlatmasın, ayağını kırmasın" dönemdir tay tay dönemi.

        Yani bu ülkede oluk oluk kan akmasına yol açan nedenleri ortadan kaldırmaya yönelik yepyeni bir dönemdir. Barış süreci, bebeğin ilk adımı atmasına çok benziyor. Sorumluluk sahibi herkes bu bebeğe tay tay muamelesi yapıyor.

        *

        Askerlere gelince, onlara uygun gördüğümüz davranış biçimi biraz farklı. Onlara hayırsız evlat muamelesi çekiyoruz. Buna bir isim bulmak gerekirse "çak çak süreci" diyebilirim. "Nasılsa yapmıştır, nasılsa yapacaktı" denilerek itip kaktığımız aile bireyi onlar. Evin düzenini bozan, babanın otoritesini sarsan, mahallede racon kesen delikanlıya çak çak dönemindeyiz...

        10 yıl sonrayı göreniniz var mı? Ben bir fal açayım. Türkiye başkanlık sistemine geçecek. 3 veya 4 bölgeye ayrılmış yerel yönetimlerin yetkilerinin güçlendirildiği yeni bir dönem başlayacak. Abdullah Öcalan ile darbeci oldukları gerekçesiyle hapislerde çürütülen İlker Başbuğ başta olmak üzere herkes dışarıda olacak.

        Öcalan köşkünde (gözetimli serbestlik mi yoksa tam serbestlikli bilemem) ve kapısında her gün yüzlerce insan olacak. Kürt siyasetçiler için "bir bilen" olacak. İnsanlar ona dokunmak ve konuşmak için birbirlerini çiğneyecek.

        İlker Başbuğ ile diğer komutanların kapısını ise sadece araştırmacılar ve gazeteciler çalacak. Öcalan bir siyasi aktördür. Tay tay dönemiyle yeni sürecin mimarı olarak anılacak. Kurduğu örgütün neden olduğu ölümler konuşulmayacak.

        Başbuğ ise sıradan bir vatandaş muamelesi görecek ve demokrasiyi yok etmeye çalışan birisi olarak kayıtlara geçecek. Peşinden tek bir adam bile koşmayacak. Özetle "tay tay" ve "çak çak" dönemi bitecek. Yeni bir Türkiye kurulacak. Bu Türkiye'nin nasıl kurulduğunu ise kuranlar hariç hiç kimse anlamayacak!

        Diğer Yazılar