Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        YAŞANANLARA inanmak mümkün değil.

        Hiçbir taşkınlığı olmayan ve bir talebi seslendiren insanların üzerine yürüyen devlet, nasıl bir ruh hali içinde? Bir değil, binlerce insan bir araya gelse, kime ne zararları var?

        Uyuyan insanların yüzüne gaz sıkanlar, çadırları yakanlar, yıkanlar nasıl bir tehlikeyi bertaraf ettiklerini düşünüyorlar?

        Demokrasi, özgürlük diye iktidara gelenlerin, farklı düşünenlere yönelik, "Seni tanımam, takmam, umursamam; kes sesini ve otur oturduğun yerde" tavrı nasıl açıklanabilir?

        Birkaç gündür Taksim'de yaşananlar demokrasi çıtamızın ne kadar düşük olduğunu bir kez daha gösterdi. Binlerce insanı bir araya getirmemek için bölgeyi gaza boğdular. Olaylar, kimin haklı olduğunu değil, "Yapılan iş yanlıştır" diyenlere yönelik devletin tahammülsüzlüğünü göstermiştir...

        Kendi adıma sözün bittiği noktadayım. Demokrasi, insan hakları, gösteri hakkı gibi evrensel değerleri bir kenara bırakın. Bu ülkenin, bu toprakların sözü dinlenir, eli öpülenlerini hatırlamak bile bize ne oldu demek için yeterli...

        *

        Merhem ve mum gibi ol!

        İğne gibi olma!

        Eğer hiç kimseden sana fenalık gelmesini istemezsen,

        Fena söyleyici!

        Fena öğretici!

        Fena düşünceli olma!

        (Mevlânâ'dan oğluna tavsiye...)

        *

        Hiç hata yapmayan insan, hiçbir şey yapmayan insandır. Ve hayatta en büyük hata, kendini hatasız sanmaktır.

        Olsun be aldırma Yaradan yârdır. Sanma ki zalimin ettiği kârdır. Mazlumun ahı indirir şahı. Her şeyin bir vakti vardır.

        Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil.

        Eğer bir müminin kalbini kırarsan Hakk'a eylediğin secde değildir.

        (Yunus Emre'den sözler)

        *

        Ey oğul! Beysin...

        Bundan sonra öfke bize, uysallık sana.

        Güceniklik bize, gönül almak sana.

        Suçlamak bize, katlanmak sana.

        Acizlik bize, yanılgı bize, hoş görmek sana.

        Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize, adalet sana.

        Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize, bağışlama sana.

        Ey oğul! Bundan sonra bölmek bize, bütünlemek sana.

        Avun oğlum avun. Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın, ama bunları nerede, nasıl kullanacağını bilemezsen sabah rüzgârında savrulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup aklını yener.

        (Şeyh Edebali'den Osman Gazi'ye tavsiye)

        *

        Hararet nârdadır, sacda değildir

        Keramet baştadır, tacda değildir

        Her ne ararsan kendinde ara

        Kudüs'te, Mekke'de, hacda değildir.

        (Hacı Bektaş Veli)

        --

        Diğer Yazılar