Ulusal çıkar mı ideoloji mi?
AMERİKA'nın tavrını nasıl açıklayacağız? İnsan hakları ve demokrasiyle mi? 100 bin kişinin öldüğü bir iç savaşta, artık sadece bir istatistik olarak algılanan sayılara, kimyasal bomba ile bin kişinin daha katılması neden onları rahatsız ediyor?
Çok net. Korkuyorlar. Savaşın kimyasal ile kendi topraklarına ihraç edilebileceğinden endişe ediyorlar. "Eğer cezasız bırakırsak önünü alamayız" diyorlar... Eninde sonunda bunun hesabını (bugün-yarın) soracaklar, suçlu ilan ettiklerine. O süre zarfında değil 100, 500 bin kişi ölse de "hayıflanmak ve üzüntülerini bildirmek" dışında ellerinden bir şey gelmeyecek!
Bir de düşünüyorlar ki, temas kurmak anlamına gelecek karasal askeri harekâtlarda kamuoyuna hesap veremeyecekleri kadar can kaybı oluyor. Girdikleri her savaşa battılar. Vietnam, Afganistan, Irak tipik örnekler. Ulusal çıkarlarına yapacağı katkıyı hesaplamadan adım atmıyorlar. Ve ulusal güvenlik çıkarlarına sadakatle bağlılar ve buradan taviz vermiyorlar.
*
Suudi Arabistan. Krallıkla yönetiliyor. Öyle seçim-sandık işine kafaları basmıyor. (Aynı Birleşik Arap Emirlikleri gibi) Tehlikenin adı Müslüman Kardeşler... İlk fırsatta, kendilerine tehdit oluşturacak Müslüman Kardeşleri silindir gibi ezen darbenin teşvikçisi ve destekleyici oluverdiler. Ulusal çıkarları bunu gerektiriyor. Suriye ise İran'ın uydusu olma yolunda hızla ilerliyordu. Suudiler 700 milyar dolar yatırım yaptığı Batı'nın İran politikasına (kendi mezhep kaynaklı düşmanlığını da dikkate alarak) destek verdi. Suriye'de Müslüman Kardeşler'in etkisine girmeye başlayan Özgür Suriye Ordusu'nu mu yoksa cihatçıları mı destekliyor en azından ben net anlamış değilim. Ama haklılar! Petrol bittiğinden yılda 7-8 milyar dolar hac gelirleriyle o lüks hayat sürmez. Uluslararası firmaların ortağı olarak global düzenin zengin üyesi olmayı, Müslüman dünyasının kaosuna tercih ettikleri çok açık.
*
Filistin'de Hamas ki İhvan'a destek veriyordu, baktı pabuç pahalı darbeye tavır almaktansa "Bu Mısır'ın içişleridir, karışmayacağız" dedi. Ama yine de cuntacıların hedefinden kurtulamadılar. Sürekli iç karışıklık çıkarmakla suçlanıyorlar. İsrail'le mücadelesi ve iç çekişmelerde Mısır'ın desteğini kaybetmek Hamas'ın çıkarlarına uygun değil, ama ağabeylerinin düştüğü duruma da tepki vermesi gerekiyor!
(Türkiye Hamas'ı eleştirmedi. Lübnan'da İsrail'e kök söktüren ve Suriye'de Esad'ı destekleyen Hizbullah'ı, şeytan olarak görmeyi yeğledi.)
*
İsrail, Suudi Arabistan'dan bir tehdit gelmeyeceğini biliyor. Ulusal çıkarları İran'ın etkisizleştirilmesi ve Şii hareketin bölgeden sökülüp atılmasında. Attıkları her adım ulusal çıkarlarına uygun...
*
Örnekleri çoğaltabilirim. Ülkelerin davranışlarına, dış politikalarına damgasını vuran politikalar ulusal çıkarlarına uygun. Türkiye ise bu anlamda biraz anlaşılmaz bir ülke haline geldi. Hatta Birleşik Arap Emirlikleri'nin 12 milyar dolarlık Afşin Elbistan termik santral yatırımından vazgeçmesinin bile Mısır politikasıyla bağlantısı olduğundan bahsediliyor.
*
Ve Suriye konusunda en şahin ama en yaptırım gücü sınırlı ülkenin Türkiye olmasına ne demeli? Hani ABD şöyle Suriye'ye bir dalsa, bizimkilerin ardından gireceğine yemin bile edebilirsiniz. Ve vatandaşına ve onun vekillerine bu konuyu danışmayı bile düşünmeyecek nitelikte bir şahinlik içindeyiz. Bunun hangi ulusal çıkarımıza uygun olduğunu en azından ben anlayamadım. Bizim politikacıların ergenlik öfkesine benzeyen tepkiler verdiğini düşünüyorum. Normalde medya filan savaş naraları atarken, devlet adamları soğukkanlı olunması gerektiğini söylerdi. Şimdi şahin hükümetimize biraz sakin olsak diye akıl verir hale geldik.
(Konuya yakın değilim yine de şöyle bir tahlilim var: Müslüman coğrafyada 3 akım güçleniyor: Müslüman Kardeşler, Şii hareketi ve cihat-çılar. Hepsiyle mücadele eden Suudi Arabistan ve etkisi altındaki ülkeler, Türkiye'deki iktidarı Müslüman Kardeşler ile özleştiriyor olabilir mi?)