Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        BİRÇOK turistik beldenin başına gelen, Kapadokya’da birkaç belde belediyesinin de kaderi olmak üzere…

        Sözünü ettiğim, belde belediyesi olarak kalmak için Belediye Kanunu gereği 2 bin nüfusun üstünde kalınması zorunluluğu…

        Bu sayının altına düşmesi halinde de belde belediyesi kapatılıyor, eğer 30 büyükşehir sınırları kapsamı içindeyse mahalle, 51 il kapsamındaysa da köye dönüştürülüyor.

        Son dönem turistik bölgelerin birçoğu aynı stresi yaşamaya başlamış.

        Bu seçim sorun olmamış, ancak böyle giderse gelecek sandıkta belediye hakkını kaybetme olasılığı da kapsama girmiş...

        EVLER OTEL VE İŞYERİ OLMUŞ

        Bu stresin son dönem Nevşehir’de oldukça yüksek oranlı yaşandığını Kapadokya Üniversitesi’nin düzenlediği Gastronomi etkinliği sırasında öğrendim.

        Aynı masayı paylaştığım Ürgüp Belediye Başkanı Ali Ertuğrul Bul ve Uçhisar Belediye Başkanı Abdullah Camcı, son dönem beldeler arasındaki nüfus hareketliğine vurgu yaparken, bazı belediyelerde büyük nüfus düşüşüyle karşılaşıldığını belirtti.

        Bunun hem terk edilen, hem de gidilen yerleşimler için tehlike oluşturduğuna dikkat çekerken, ikisi de benzer gerekçelere vurgu yaptı.

        Aktardıklarına göre, birinci derece SİT alanı içinde bulunan beldelerde evi olanlar yüksek kira geliri nedeniyle boşaltıp butik otellere ve iş yerlerine kiraya vermeye başlamış.

        Bazıları butik otele dönüştürerek kendisi işletmeye başlamış...

        Hemen hepsi de yakındaki il ve ilçelerde apartmanlara taşınmış...

        Nüfus boşalıp 2 binin altına inince de o beldenin durumu çok daha sıkıntılı bir hal almış.

        Öncelikle belediye statüsü muhtarlığa dönüştüğü için hizmet alımlarında aksamalar başlamış; çünkü hizmetin il özel idaresi tarafından karşılanmasının güçlükleri yaşanır olmuş...

        Gündüz muhtarlığa dönüşmüş yerleşimde yaşam sürüp, akşamları da yandaki ilçeye yatmaya giden yüksek nüfusun yarattığı ihtiyaçlar karşılanamaz hale gelmiş...

        Nüfusun taşındığı ilçe de bu olumsuzluktan payını almış.

        Çünkü iş yeri ve vergi ödemesinden faydalanmadığı kişilerin ihtiyaçlarını karşılar hale gelmiş…

        GÖREME'Yİ BEKLEYEN TEHLİKE

        Aktardıklarına göre bundan 10 yıl kadar önce bölgede aynı sıkıntı yaşanmış.

        Mustafapaşa beldesi, yaşam sürenlerin evlerini otellere ve iş yerlerine bırakıp, bir başka yerleşime göç etmeleri dolayısıyla muhtarlığa dönüşmüş.

        O denli ki 50'yi aşkın turistik otel ve yerleşimin olduğu, her birinin bırakın İstanbul'u, Londra'daki otellerden daha pahalı ve lüks olduğu Mustafapaşa'da hizmetlerin il idaresi tarafından karşılanması da zorlaşmış.

        Haksız da değil, bir su patlasa dahi 25 km öteden hizmetin gelmesi zaman alıyor; Dünyanın en güzel turizm köyü seçilen Mustafapaşa'nın temizlik ve çöp hizmetlerinin sürdürülebilmesi de zor oluyor.

        Bölgeye gelmeden önce duymuş ve çok da konduramamıştım…

        İki belediye başkanı da teyit edince anladım ki benzer tehlikeyle Göreme de karşılaşmak üzere…

        Birinci derece SİT alanı içinde bulunan, Alan Başkanlığı kapsamı içinde her bir inşaatı denetlenen Göreme beldesinde, yeni ev yapılması çok zor...

        Mevcut evler de otellere ve iş yerlerine kiralandığı için göç eden nüfus yasal olarak belediye kalabilmek için gereken 2 bin sayısının sınırına gelmiş…

        Bu sayının altına düşmemesi için beldenin yakınında bulunan bir alana TOKİ konutu yapmak gibi bir düşünce hasıl olmuş.

        Beldede dolaşırken dikkatimi çeken ürün fiyatları ve evlerin kiraları oldu…

        Bir esnaf ile konuşurken konu açılınca şu soruyu yöneltti:

        Turizmden bu kadar çok gelir elde eden kişiler TOKİ konutlarında oturur mu?”

        Sorunun yanıtı bende yok; ancak bölgedeki yakın ilçeler dahil hepsi el birliği ile belde olarak kalması için çaba gösteriyor.

        Çünkü bir anda binlerce turistin giriş yaptığı, yüzlerce iş yerinde çalışanların akın ettiği Göreme’nin muhtarlıkla yönetilmesinin imkanı bulunmuyor.

        İKİ YOLU VAR…

        Bundan çıkabilmenin de iki yolu bulunuyor.

        İlki nüfusun bir şekilde teşvik edilerek 2 binin üzerinde kalmasını sağlamak…

        Diğeri de Belediye Kanunu’nun 11’inci maddesinde yer bulan hükmün verdiği yetki kapsamında Cumhurbaşkanı’nın kararı uygulamaması…

        İlgili madde, “Nüfusu 2 binin altına düşen belediyeler, Cumhurbaşkanı kararı ile köye dönüştürülür” hükmünü taşıyor.

        Yani Cumhurbaşkanı karar vermediği anda beldenin köye, yani muhtarlığa dönüştürülmesi imkanı da bulunmuyor.

        ÖZEL STATÜ VERİLMELİ

        Ancak bu gibi bölgelerde benzer durumların bir daha yaşanmaması için kanunun değişmesi kalıcı en iyi çözüm olarak görülüyor.

        Nasıl ki ABD’de veya Avrupa ülkelerinde benzer tarihi ve turistik yerler özel yasaya tabi olarak yönetiliyor ve hizmetleri de bu kapsam içinde özel hükümlere dayalı olarak destekleniyor, benzer uygulamanın Kapadokya için de getirilmesi gibi bir zorunluluk bulunuyor.

        Eğer bu olmaz ise yakın gelecekte nüfusun bu denli aşağı düşmesi olanağı görülmeyen ilçelerin de benzer kaderle karşılaşması kaçınılmaz.

        Nedeni de açık; bir zamanlar patates, soğan, kabak çekirdeği üretimiyle geçimini sağlayan bölge halkı bugün butik otelleri ve balondan çok kazanç elde eden bir refaha ulaşmış durumda.

        Bu kadar geliri bir kenara bırakıp evinde oturmaya devam etmesini beklemek de akılcı gelmiyor…

        Özel hükümden başka yol da bulunmuyor…

        Bu olduğu takdirde sadece nüfusu boşalan beldeler değil, o nüfusun gittiği il veya ilçede yaratacağı sıkıntının da önüne geçilecek…

        İKİNCİ BOLU ÖRNEĞİ

        Bunun canlı örneğini de cadde üzerinde esnaf ile kahvaltı yapmakta olan Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı’nın sözlerinde görmek olasıydı…

        Bolu’nun ardından Suriyeliler konusunda sert önlemler almaya hazırlandığını açıktan söyleyen Başkan Arı, son dönem ilçeye olan nüfus akımından da yakındı.

        Söylediğine göre Suriyelilerin su faturasını %200 oranında arttırma kararı almak için çalışmaya başlamış.

        Bununla birlikte evlenmelerinin önüne geçmek için de her türlü çabayı göstereceğini söyledi.

        Yaşı ilerlemiş bazı kişiler, “Eşlerimizi kaybettik, bari Türklerle evlenmelerinde bunları uygulama” itirazında bulunmasa da kararından geri adım atmayacağının altını çizdi…

        Uygulaması nasıl bir sonuç doğrudur kestirmek zor; ama şurası açık ki gelen her bir nüfus zaten harcamaları ekonomik tedbirler kapsamında kısılmaya hazırlanan belediyeler için yeni bir külfet üretiyor.

        Kimse de buna katlanmak istemiyor…