CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, konuşmasında Mekke anlaşmasına da değindi
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) gerçekleştirilen grup toplantısında açıklamalarda bulundu.
Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısındaki konuşmasında öne çıkanlar şöyle:
"Evlatlarımız için mücadele edeceğiz. Tarihin bize yüklediği bir sorumluluk var, ona göre hareket edeceğiz. Çünkü bizim adımız Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Tarihin yüklediği sorumluluğu yerine getirmek boynumuzun borcudur.
Hiç endişe etmeyin, arınacağız. Sadece biz değil, tüm Türkiye arınacak. Yetimin malına el uzatandan, fakirin hakkına el uzatandan hesap soracağız. Bizim görevimiz bu. 86 milyon vatandaşımızın hiçbirini ötekileştirmeden kucaklayacağız. Bu yüzden biz CHP'yiz. Halk için mücadele edenlerin partisiyiz.
Samimi bir şey söyleyeyim. Kadınlar bir şeye el attıysa sorun çözülmüş demektir. Ülkenin sorunlarını çözmede en duyarlı kesimin kadınlar olduğunu bilmemiz lazım. Yani kadınlar bir şeye el attıysa iş çözülecek demektir.
Kadının olmadığı bir hayat, hayat değildir. Sorunun çözülmesini istiyorsanız kadın el atmalıdır.
Hiç kimsenin önünde diz çökmeyiz, eğilmeyiz. Sel felaketi oldu. 10 vatandaşımız hayatını kaybetti.
Akıllı olan insan, yağmur yağdığında sel oluyorsa oraya karşı önlem alır. Bariyer yapar ama ev yapılmasına izin vermez.
Rantiyeci sınıfı, derelerin geldiği yere ev yapıyor. Sonra bakıyorsunuz, başta bakan, arkasında bürokratlar, başkanlar orada geziyor. Neyi geziyor, görüyor musunuz? Herhangi bir ilde yapılan binanın kaç katlı olacağına oturduğunuz Ankara'dan karar verebiliyorsunuz.
Belediyenin bütün kararlarına müdahale edebiliyorsunuz. Dere yataklarına hangi gerekçeyle izin verdiniz? Acıları paylaşıyorsunuz.
Muhtarlarımızın hakkını her yerde savundum. Bakın, CHP'nin sizin için düşündüğü çok güzel şeyler var. Sizin mahallenizle ilgili bir karar belediye meclisinde görüşülecekse kesinlikle siz de ona katılacak ve söz ile oy sahibi olacaksınız.
Bunu sağlayacağız, göreceksiniz. Sizden habersiz mahallede bir şey yapılmayacak. Mecliste sizin yeriniz olacak.
Bir ülkede tarım olmazsa olmaz. Son 20 yılda çiftçinin borcu tam 230 kat artmış. Kimler kazandı? Foncular, vurguncular, beşli çeteler... Kim kaybetti? Çiftçiler, üreticiler. Senin hakkını savunan partinin adı CHP'dir.
İcra borçları 27 milyar liraya ulaşmış vaziyette. Diyor ki İcra ve İflas Kanunu'nun 82. maddesi: Çiftçinin traktörü haczedilemez, ürünü edilemez, tarlası edilemez.
Tarım Kanunu'nun 21. maddesi ne diyor? Millî gelirin en az yüzde biri her yıl çiftçiye verilir. Her yıl verilecek para, yaklaşık 772 milyar lira. Verilen 168 milyar lira. Çiftçinin alacağı 604 milyar lira verilmedi. Bunu araştıracağız. Yaparken de çiftçilere haber vereceğiz. Çiftçiler için de hak, hukuk ve adaleti savunacağız. Hiç kimse endişelenmesin.
Günümüzün olayı fon. Vurgunlar var. Peki, vurgunlar sadece fonda mı oluyor?
Bir soru sormuştum: Bu fon olayı nasıl ortaya çıktı? Henüz yanıt yok. Tekrar soralım.
Bir vakıf var, Hüdai Vakfı. Bunların bir bildirisi yayımlandı. Bazı bölümlerini okumak isterim. Diyor ki: 'Toplumlar bir günde yıkılmaz. Önce utanma ölür, sonra kötülüğün adı değişir, en son kötülük alkışlanır.
Kadim değerlere bağlı olmaktan bilerek koparılıyor. İnsan, beğeni sayısı uğruna onurunu kaybediyor. Bunlar şuna çıkıyor: İnsan değersizleştiriliyor, değerlere bağlı kalınmıyor. Biz bunu kabullenmiyoruz' Evet, CHP olarak biz de bunu kabullenmiyoruz.
455 bin 758 kişinin hakkını savunmak bizim görevimizdir. Bu yüzden soruların yanıtlarını bekliyor ve bunun takipçisi olacağız.
Her sorunun çözüm adresi kesinlikle CHP'dir. Sorun varsa çözüm vardır. Çözümü, akılcı politikalarla ve insan onurunu koruyarak sağlayabiliriz.
CHP bir teklif yaptı. Bu çocukların anneleri besleyemiyor. Mutfakta bir şey yok. Bunlara bir tas çorba verin, dikkati dağılmasın.
Mekke Anlaşması bugün geliyor. Mekke Anlaşması gelmeden bu sorunun ne olduğunu bilmemiz gerektiğini söyledik. Türkiye'nin çıkarlarına aykırı tek cümle bulursak karşı çıkarız. Elbette anlaşmalar yaparız ama bir ülkenin çıkarı için gidip sonra bölgede daha büyük ve derin bir çatışmaya zemin hazırlayan anlaşmanın altına imza atmayı doğru bulmuyoruz.
Türkiye gerçekten kendi bağımsız bölgesel güvenlik mimarisini mi kurmaktadır bu anlaşmayla, yoksa ABD'nin Orta Doğu'daki askerî yükünün giderek daha büyük bir bölümünü bölge ülkelerine aktardığı yeni bir güvenlik mimarisinin parçası mı olmak istiyoruz, olmak istiyorlar? Bunun da üzerinde durmamız gerekiyor.
CHP, Mustafa Kemal'in dediği gibi, her fabrika bir kaledir diyenlerin partisidir. O yüzden diyoruz, bilhassa kimsesizlerin partisidir."