Liv Boğaz'daki 'inci'nin adını koydu: İstinye Üniversitesi
Serpil Yılmaz yazdı
Ayak ve ayak bileği cerrahisi uzmanı Prof. Dr. Tahir Öğüt‘ün, eşimin üzerine basamadığı ayağını muayene ederken ağzından ilk çıkan cümle; “Halı saha maçı mı?“ oldu... Yaşı 40’ın üstünde halı saha maçı yapanlarda kaçınılmaz son! Uyarmayı borç bilirim. Öğüt‘ün Liv Hospital’da gerçekleştirdiği ameliyat süreci ve öncesinde yaşadıklarımızdan çıkardığım sonuçları paylaşayım.
KAMU VE ÖZEL UÇURUMU BÜYÜYOR
Birincisi; kamu ile özel sağlık arasındaki kalite uçurumu büyümüş. Özelde kalite almış yürümüş; devlet hastanesi ise ayakta duramayan hastaya bir MR çekimi için bile “Bugün git, yarın gel” diyor.
İkincisi; özel sağlık hizmetlerinden yararlanırken, özel sağlık sigortası poliçenizle aranızda kopmaz bir bağ oluşuyor. Zira çıkan faturanın altından başka türlü kalkamazsınız.
Üçüncüsü; kentleşme ile birlikte sağlık hizmetlerine artan erişim talebi, sektörü büyütüyor. Hastayı yolunacak kaz gibi görenler de bu fırsatı kaçırmıyor. O nedenle etik ve nitelikli tıp hizmeti önem taşıyor. Bu noktada da, uzman hekim ve hemşire talebini karşılayacak, tıp tedavilerinde yeni nesil yöntemleri geliştirecek, finansman gücü yüksek özel üniversite ihtiyacı doğuyor. Açık ortada: Avrupa’da 100 bin kişiye 272, bizde ise 88 uzman hekim düşüyor. Sağlık sisteminde üçlü sacayağı kurulmuş: özel sigorta, özel hastane, özel üniversite...
ÜNİVERSİTE HASTANELERİ YAYGINLAŞIYOR
Liv Hospital’ın ortaklarının kurduğu Medical Park Sağlık Grubu; İzmir Üniversitesi ve Bahçeşehir Üniversitesi ile işbirliğine gitmişti. Türkiye’de faaliyet gösteren 1000’in üzerindeki hastanenin yüzde 50’si özel sektör tarafından işletiliyor. Özel denince, hepsi de güzel olmuyor tabii... Özel hastaneler arasında satın almalar, birleşmeler ve kapananlar oluyor. Yapılan tahminlere göre 15 yıl sonra özel hastane sayısı 250’ye düşecek.
Elif Ergu‘nun 24 Mart 2013’de yayımlanan röportajında, Liv Hospital ve Medical Park Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Usta, 2015 yılında Boğaz’da hayata geçireceği üniversite yatırımını anlatırken, özetle “Boğaziçi Üniversitesi gibi değerli bir incinin yanına, bir inci de biz koyalım istiyoruz; kardeş üniversite olsunlar“ diyor. Usta, aynı söyleşide kurulacak üniversite için YÖK’ten onay çıktığını, Bakanlar Kurulu kararı beklendiğini açıklıyordu ki; durumda henüz bir değişiklik olmadı.
Usta‘nın ifadesiyle belirtecek olursam, “Boğaz’daki 2’nci incinin“ adı; İstinye Üniversitesi olacak. Liv Hospital Genel Müdürü Meri İstiroti ise yaptığımız sohbette, 2015 yılına kadar Ankara Tunus Caddesi’nde, İstabul’da ise Bahçeşehir, Çamlıca ve İstinye’de (üniversitenin yerleşkesinde) de Liv Hospital açacaklarını söylüyor.
GÜNDE 50 YABANCI HASTA GELİYOR
Hastanede “Zorlu Vaka Konseyi“ kurduklarını söyleyen İstiroti; “Onkoloji, kalp alanlarındaki uzman hekimlerimiz halk sağlığı hizmeti de veriyor. General Electric işbirliği ile 10 bin kişiye kanser taraması yaptık. Bu ay da Şişli Belediyesi ile birlikte 5 bin kişinin kalp skoru analizini yapmayı hedefliyoruz” diyor. 120 milyon dolar yatırımla SGK’dan hizmet almayan A plus hastalara, uluslararası sağlık hizmeti vermek üzere kurulan Liv Hospital’a günde 50 yabancı hasta geliyor. Bulgaristan ve Bakü’de ofisleri bulunuyor. Avrupa ülkelerinden ve Amerika’dan gelen hastaların cepten harcama yapılan, estetik, varis cerrahisi, tüp bebek gibi tedaviler için Türkiye’yi tercih ettiğini söyleyen İstiroti; bölge ülkelerden de nitelikli sağlık hizmeti talebi oluştuğunu belirtiyor.
Her gelen “Burası hastane değil, otel gibi” yorumunu yapsa da, bana göre Liv’in mimari projesini üstlenen Zoom TPU’nun tasarımı; vücudun jandarmalığını üstlenen akyuvarların nöbet tuttuğu bir “sağlık üssü“ duygusu uyandırıyor. Sağlıkta özel sektör çıtayı öyle bir yükseltmiş ki; insan gördüğü günü arayacak hale gelmekten korkuyor! Çünkü çizginin öbür tarafı hâlâ çok aşağıda...