İstanbul'daki plajlar güvenli mi?
İBB, merak edilen soruyu yanıtladı
Serkan AKKOÇ / AHT
Önceki gün Şile’de 4 gencin boğulmasının ardından İstanbul’daki plajların güvenliği de tartışılmaya başlandı. Plajlarda ne gibi önlemler alınıyor, kaç plajda cankurtaran var? Bu hizmetleri kim veriyor? İstanbulluların kafasını günlerdir meşgul eden bu soruları, en yetkili makama, kentteki plajların güvenliğini sağlayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne sorduk. İBB’den de şu yanıtları aldık:
“İBB, 45 bin 500 m uzunluğundaki 35 plajda 421 cankurtaran ile hizmet veriyor. 2005 yılında 3 plajda verilen cankurtarma hizmeti, 2014 yazı itibarıyla 35 plajda devam ediyor. Cankurtaran hizmetleri, 31 adet jet-ski, 7 adet kurtarma botu, 13 adet ATV aracı ve 177 adet gözetleme kulesi ile veriliyor. Ekipler, boğulma vakalarında, 300-500 metrelere 20-30 saniyede, 4-5 km uzaklıktaki vakalara 2-2.5 dakikada müdahale edebiliyor. 10 yılda 23 bin 759 kişi boğulmaktan kurtarıldı. Hizmet verilen plajlarda denize girilebilecek güvenli bölgeler bariyerler ile çevrilerek güvenli bölgelerde denize girilmesiyle ilgili yönlendirme yapılıyor.”
İBB yetkilileri, plajlarda alınan önlemleri böyle sıralarken, cankurtaran olmayan noktalarda denize girilmemesi gerektiğinin de altını çiziyor. Peki bu önlemlere rağmen neden boğulma vakaları her geçen gün artıyor? ‘Yüzme bilmeyen bir toplumuz’ diyen uzmanlar, dalga varken denize girilmemesini öneriyor...
'AKINTIYA KARŞI YÜZMEYİN'
İTÜ öğretim üyesi Doç. Dr. Barış Barlas, “çeken akıntı”ya karşı şu uyarılarda bulundu: “Bu akıntılar insanları dibe değil, yatay şekilde kıyıdan açığa taşır. Boğulma olayları, sığ sulardan açığa çekildiğini fark eden insanların, panikle çırpınarak kıyıya dönmeye çabalamaları ve sonuçta yorgun düşerek kendilerini su üzerinde tutamamalarıyla gerçekleşiyor. Şile’nin yanı sıra, Arnavutköy, Eyüp, Sarıyer ve Beykoz açıklarında da aynı tür ‘çeken akıntı’ var. İTÜ Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Beji ise, dalga ve rüzgâr varken denize girilmemesi gerektiğini söyledi:
“Okyanuslara özgü bildiğimiz ‘çeken akıntı’ Karadeniz’de de var. Kötü havalarda, 200-300 metre içeriye çekebiliyor. Yakaladığı gibi götürüyor. Dalga ve rüzgâr varken kesinlikle denize girilmemeli. Akıntıya karşı yüzmemek lazım. Tek yapılacak şey, bir müddet kendini akıntıya bırakmak ve yüzeyde kalmaya çalışmak. Akıntı zayıfladığında akıntının dışına doğru gidin.” Yüzme eğitmeni Ali Eyüboğlu da “Ölümleri azaltmak için denizlerde gerekli önlemler almak ve yüzme dersi almak gerekiyor” diyor. GS Ergin Gürsoy Olimpik Yüzme Havuzu Tesis Müdürü Mehmet Ayata ise yüzme bilmeyen bir toplum olduğumuza dikkat çekiyor: “Yüzmeyi bildiğimizi zannediyoruz ama yüzme bilmiyoruz. Şile gibi bazı yerlerde gelgit hareketi var. Dalga geldiğinde kıyıya kumları getiriyor, geriye çekildiğinde kumla beraber yüzen kişileri de çekiyor. Yüzme bilmiyorsa ayağı kayıyor ve boğuluyor.”