Sıcak Suriye gündemi ile birlikte ihmal ettiğimiz Irak bugün itibari ile bir kez daha gündemimize geliyor. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başbakanı Mesrur Barzani bugün günü birlik bir ziyarette bulunmak üzere Ankara’da.

Gündem sıcak...

Gelişmeler sıcak…

Suriye’de işler giderek karmaşık bir hal alıyor…

Irak’taki liderliği devirmeye ve siyasi sistemi değiştirmeye yönelik protestolar ülkeyi kasıp kavurmaya devam ederken, İran’da işler karıştı…

İşte bu sıcak gündemin yaşandığı Irak’tan bugün Ankara’ya önemli bir misafir geliyor. Irak Kürt bölgesel yönetimi başbakanı Mesrur Barzani, başbakanlık koltuğuna oturduğu günden buyana ilk kez Türkiye’ye geliyor.

Daha önce Kürt yönetimi güvenlik ve istihbarat ajansı Parastin’in tepe yöneticisi olarak bir çok kez Türkiye’ye gelen Barzani, Türk diplomasi tarzını 2000’li yılların başından beri biliyor. Zira askeri, güvenlik ve siyasi görüşmelerin neredeyse tamamında yer alan Barzani Irak’ın içişlerinde en zorlu süreci yaşadığı bir dönemde Ankara’ya ziyaretini gerçekleştiriyor.

Gündem elbette kalabalık. Ancak, en önemli gündem başlığı 17 Temmuz’da Kürt yönetiminin başkenti Erbil’de, silahlı bir saldırı ile şehit edilen diplomatımız Osman Köse’nin katilleri resmen istenecek. Zira Ankara bu durumu bir samimiyet testi olarak görüyor.

Katiller yakalanmış, medyanın önünde sergilenmişti. Ancak katiller arasında Türk vatandaşları olmasına rağmen diplomatımızla birlikte Irak vatandaşlarının da öldürülmesi nedeniyle süreç Erbil’de devam ediyor. Ankara görüşmelerde katileri isteyecek.

Suriye iç savaşı ile birlikte terör örgütü PKK’nı yayın organlarının başlattığı propagandalar nedeniyle Türkiye’nin bölgedeki Kürtlerin tamamına savaş açtığı yönündeki söylemlerinin aksine Ankara, “Türkiye bir savaş içinde değil tam tersine terör örgütleri ile mücadele halindedir” mesajını verecek.

Irak’ın içişleri karışırken, Ankara Barzani’den Bağdat’ın siyasi ve askeri olarak toparlanması için gerekli desteğin verilmesini talep edecek. Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması ve olası kargaşanın ülkede kırılmalara neden olmaması için Erbil’in taraflar arasında katalizör rolü üstenmesi istenecek.

PKK’nın Sincar bölgesi, Mahmur bölgesindeki faaliyetleri ve Suriye’nin kuzeyindeki varlığına dair faaliyetler değerlendirilecek. Özelikle örgütün bölgedeki hareketliliğine dair rahatsızlıklar iletilecek.

Terör örgütünün hattındaki 9 farklı bölgede tespit edilen haraketlilik ve Kürt yönetiminin bu 9 bölgedeki güvenlik önemlerini arttırması talep edilecek.

HER GEÇ KALIŞ BİR MALİYET

Türkiye Irak, İran ve Suriye’deki bu ateş çemberinin tamda ortasında. Her gelişme siyasi, ekonomik ve sosyolojik olarak bizi doğrudan etkiledi, etkileyecek de. Bu anlamda bölge dinamiklerini okumakta biraz gecikmeli okuduğumuz gerçeği ile yüzleşmemiz şart.

Eski Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun kitaplardan okuduğu Ortadoğu ezberleri beklenildiği gibi çıkmadı. Çıkarların ve dengelerin her saat değişebildiği veya her hamleden sonra yeni projeksiyonların ortaya çıktığı bir coğrafyada şimdilerde daha fazla zorlanıyoruz.

Suriye iç savaşı başlarken Baas rejimi ve İran karşımıza terör örgütü PKK kartı ile çıktı. Salih Müslüm ve beraberindeki 52 arkadaşını hapishanelerden çıkarıp ülkenin kuzeyinde PYD yapılanmasını oluşturmaya çalışan Suriye ve İran, Kobani savaşı ile PKK’yı yani PYD/YPG’yi ABD’ye kaptırdı. Sonraki süreci zaten hepimiz eş zamanlı okuduk takip ettik. Suriye’de dengeli bir Kürt politikası geliştirmekte zorlandığımız için de süreç istediğimiz gibi gitmedi.

ABD’nin, AB’nin, İran’ın, Suriye rejiminin ve Rusya’nın sahada Kürt dostları oldu. Oysaki biz, Rejimin “Osmanlı Kürtlerisiniz” deyip de dışladığı, kimlik dahi vermediği Kürtlerle istenilen düzeyde ilişki kurmakta zorlandık.

Gelelim Irak’a… Siyasi sistemi değiştirmeye yönelik halk hareketleri tam hız devam ediyor. Zira vaktiyle Irak’ta hükümet kurulduğunda, ABD desteği ile İran yanlısı bir yapının iktidar koltuğuna oturduğunu, bunun bir yerde patlayacağını herkes görüyor ve biliyordu.

Geçtiğimiz hafta sızdırılan “İran belgeleri” ile Irak içinde İran istihbaratının nasıl çalıştığını, üst düzey yetkililerle sıkı ilişkileri okuduk… Şii mezhebi üzerinden Bağdat üzerindeki etki zaten malum. Ancak Irak’ta her şey mezhep dayanışması üzerinden şekillenmez. Misal, Kürt ve Sünni partilerin ve siyasi çevrelerin de İran ile sıkı ilişkileri mevcut.

Bölgeyi okumakta gecikiyoruz dediğim işte tam da bu.

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’in cumartesi günü Irak’a gerçekleştirdiği sürpriz ziyaret de bu gelişmeler ışığında önemli.

Orta Doğu’nun kaygan siyasi zemininde ittifaklar bu kadar hızlı değişirken Irak’taki Kürtlerin yeni oluşuma nasıl hazırlandığı iyi izlenmeli, ittifak zemini yitirilmemeli diye düşünüyorum.

Zira Suriye’deki geç kalınmışlığın maddi ve manevi maliyeti gün gibi ortada.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!