Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

ABD’de 46 yaşındaki siyahi Amerikalı George Floyd’un bir polis tarafından göz göre göre öldürülmesinin ardından Minneapolis’te başlayıp bütün ülkeye yayılan protestoların nedeni tek başına ırkçılık değil.

Arkasında çok daha büyük yapısal problemler yatıyor.

Harvard Üniversitesi’de dersler veren filozof ve aktivist Cornel West, durumu en iyi tarif eden isimlerden biri.

“Amerika, başarısızlığa uğramış bir sosyal deneydir” diyor ve anlatıyor:

“Son 200 yıldır Amerikan kapitalizmi insanlara onurlarıyla yaşayacakları bir hayat sunmadı.

Hukuk sistemi hak ve özgürlükleri garanti altına alamadı.

Tüketime dayalı hayat kültürü insan ruhunun mana arayışını doyurmadı.

Amerikan emperyalizminin farklı seviyelerdeki çöküşüne şahitlik ettik. Bunun altında tek bir sebep yatıyor: Sistem kendini yenileyemiyor.

Zaman içinde kimi siyahların yüksek mevkilere geldiğini gördük. Obama Başkan oldu. Ama onlar da kapitalist sistemin, militarist ulus devletin, piyasa ekonomisine dayalı tüketim kültürünün uyumlu parçalarıydı.

Ne Beyaz Saray’da yabancı düşmanlığıyla bilinen Trump ne de neo-liberal politikaları savunan Demokratlar bu insanların taleplerini karşılamıyor

Bugün sokak eylemlerinde gördüğünüz işçi sınıfından fakir insanlar. Siyah, sarışın ya da buğday tenli olmalarının bir önemi yok, tek ortak noktaları, güçsüz, umutsuz ve çaresiz hissediyor olmaları.

İşte başkaldırıya sebep olan bu...

Tek çözüm var, o da gücün, zenginliğin ve daha önemlisi saygınlığın demokratik şekilde paylaşılacağı bir devrim” diyor ve sözlerini Samuel Beckett’in meşhur sözleriyle tamamlıyor:

“Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil.”

West’in, CNN International’da Anderson Cooper’ın programında sarf ettiği bu sözleri sadece Twitter’da 10 milyona yakın insanın izlemesi kesinlikle tesadüf değil.

West protestolardan önce verdiği röportajlarda da “Ekonomik virüs koronavirüsten çok daha önce geldi” diyerek sosyal adaletsizliklere dikkat çekiyordu.

Malum, salgın nedeniyle sadece Nisan ayında ABD’de 20 milyona yakın insan işini kaybetti. Üstelik bu durumdan en çok kadınlar, işçiler ve Afro-Amerikalılar etkilendi.

Krizden önce de durum parlak değildi.

ABD’nin güvenilir araştırma şirketlerinden PEW’in Eylül 2019’da yayınladığı anket sonuçlarına göre Amerikalıların yüzde 68’i beyazların sahip olduğu avantajların büyük bölümüne siyahların erişemediğini düşünüyor. Siyahların yaklaşık yüzde 70’i iyi eğitim veren okullara ve yüksek maaşlı işlere çok daha zor eriştiklerini söylüyor.

Salgının derinleştirdiği eşitsizliklerin ayaklanmalara neden olabileceği bir süredir yazılıp çiziliyordu.

Ünlü ekonomist Branco Milanoviç, mart ayında Foreign Affairs için yazdığı makalede “Pandeminin yaratacağı asıl tehlike sosyal çöküş” diyordu.

“Sağlık hizmetlerine erişimi olmayan, işsiz ve umutsuz kalan insanlar, durumu daha iyi olanlara karşı düşmanlaşabilir. Ayaklanmalar, yağmalar başlayabilir” diye uyarıyordu. Maalesef haklı çıktı.

Kısacası George Floyd öldürülmeseydi de ABD’de bu tür eylemler olacaktı muhtemelen. Bu vahşi cinayet neo-liberal kapitalizmin derinleştirdiği eşitsizliklere karşı zaten büyümekte olan öfkeye erken doğum yaptırdı.

Peki bütün bu eylemler neyi değiştirecek?

“Zaman, dene yenil, yine dene, daha iyi yenil zamanı” diyor Cornel West ama öyle görünüyor ki protestolara yağma ve vandallık karıştıkça yenilmeleri zaten kaçınılmaz olacak.

Yani köklü bir devrim şöyle dursun, şiddet olayları barışçıl eylemleri gölgeleyerek statükoya daha fazla meşruiyet kazandıracak ve yaşanan korku iklimi Trump’ın oylarını artıracak.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!