ROBERTO Carlos ayrılırken herkesin aklında olumlu izler bıraktı kuşkusuz... Onu sevdik, zaman zaman performansını eleştirsek de kariyerine ve ismine hep saygı gösterdik. Bu saygı ve sevgiye verilecek en iyi örneklerden biri ise veda maçının ardından yaşandı. Karşılaşma bitti, herkes Carlos’un peşinde. Hatıra fotoğrafı çektirmek isteyen, imza almak isteyen, röportaj yapmak isteyen, ortalık curcuna... O sırada konuşma engelli bir taraftar çıktı Carlos’un karşısına. Daha doğrusu kalabalığın içinde Carlos onu fark etti. Genç taraftarın elinde bir poşet. Belli ki içinde bir şeyler var. Konuşamadığı için Carlos’a derdini elleri ile anlatmaya çalıştı. Sonra bir hediye paketi çıkardı. Paket açıldı ve içinden sarı lacivert renklerde bir bebek tulumu çıktı. Carlos’un doğacak çocuğu için hediye almıştı. Tabii herkes duygulandı. Carlos da aynı şekilde. Çok samimi bir şekilde sarıldı taraftara. Ve onu öptü. Bu an, ‘Altın Top‘tan daha büyük bir hediye ya da ödül olmalı bir futbolcu için. Taraftar hediyeyi belki son parası ile aldı bilemiyorum ama şuna eminim ki Carlos’un aldığı hediyeler ve ödüller içinde en unutulmazlar arasına girecek. 2.5 yıl boyunca Roberto’nun konuştuğu tek gazeteciydim. Meslek olarak biz muhabirlerin, gazetecilerin ilk amacı doğal olarak haberdir. Ama benim için Carlos söz konusuyken durum böyle değildi. Bunu kendisine de söyledim. Benim için kendisiyle evinde karşılıklı içtiğim bir bira, ettiğim sohbet, anılarını ve geçmişteki tecrübelerini dinlemek her haberden, her röportajdan daha değerliydi. Çünkü nasıl olsa haber öyle ya da böyle bulunur ama Roberto Carlos gibi bir adamın dostluğunu ve öğreteceklerini başka bir yerde bulamazsın... İsmine, işine, kariyerine bakmadan karşısındakine saygı göstermesi en büyük özelliğiydi. “Ben Real Madrid’den geldim. Dünyanın en iyi oyuncularından biriyim” gibi kaprisleri de hiçbir zaman yapmadı. Her zaman paylaşımcı ve pozitif oldu. Etrafına hep neşe saçtı. Sonunda beklenen oldu ve ayrıldı. Bir daha Türkiye’ye bu kadar büyük bir futbolcu gelmeyecek. Bundan eminim. Ne isim olarak ne de ‘kalp’ olarak. Benim için ne büyük mutluluk ki bu ülkeye gelmiş en büyük futbolcu ile bu kadar yakın oldum. Bize evinin kapılarını açtı, her telefonumuza çıktı. En samimi şekilde hesap kitap yapmadan sorularımıza cevap verdi. Hem mesleki olarak hem de bireysel olarak Carlos’tan çok şey öğrendim. Umarım onun gibi bir adamı tanımak herkese, onun gibi bir futbolcuyla röportaj yapmak da her gazeteciye nasip olur. Her şey için teşekkürler EFSANE...