Dev şirketler bindikleri dalı kesmek istemiyorlar

17.09.2017 - 17:08 | Güncelleme:

Dev şirketlerin, neden ‘sürdürülebilir tarıma’ bu derece önem vermeye başladıklarının tek cevabı var: Bindikleri dalı kesmemek

Gıda ve temel ihtiyaçlarımız üzerine bildiğimiz veya bilmediğimiz ne kadar marka varsa, çoğu uluslararası 10 dev şirkete ait. Bu şirketleri küresel emperyalizmin bir parçası ve vahşi kapitalizmin en tepe noktası olarak görmek de mümkün. Veya 7 milyarlık dünya nüfusunu besleyen ve bu hizmeti yerine getiren, akılcı yatırımlar ve başarı öyküleri olarak görmek de mümkün. O veya bu şekilde giderek artan dünya nüfusunun karnını bir şekilde doyurmak gerekiyor. HT Pazar'dan Murat Bozok'un haberi...

BİNDİKLERİ DALI KESMEK İSTEMİYORLAR

Beni mutlu eden şey, bu dev şirketlerin ‘sürdürülebilir tarıma’ son birkaç senedir ciddi ciddi el atmaları. Bundan tüm tüketicilerin yarar sağladığı gerçek. Herkesin belirli bir şüpheyle yaklaştığı bu dev şirketlerin, neden ‘sürdürülebilir tarıma’ bu derece önem vermeye başladıklarını sorgulayalım. Sorunun tek cevabı var: Bindikleri dalı kesmek istemiyorlar.

Bütün bu şirketlerin asıl işleri, herhangi bir gıda ürününü işleyip biraz da allayıp pullayarak, rekabetçi ortamda büyük kitlelere satabilmek. Maalesef artık kara gözüktü. Gıda ürünleri, dünyadaki talebi karşılamıyor. Çok kötümser gibi görüneceğim ama bu şekilde giderse yakın gelecekte bu şirketlerin satacak ürünleri kalmayacak. Son 5 yıl içinde gıda fiyatları rekor şekilde arttı. Dolar bazında yüzde 150’lik bu artışın arkasında da üretimin, insanoğlunun tüketimini karşılamakta kifayetsiz kalması yatıyor. ‘Sürdürülebilir tarım’ önceleri büyük devletler tarafından farklı platformlarda konuşulmaya başlandı. G8 ve G20 zirvelerinde ilk kez duyduğumuz bu değişik tanımlama, bir adım ileri gidip çokuluslu dev şirketlerin önceliği haline geldi. Asıl merak edilense bundan sonra ne olacağı... Sektörü çok iyi bilenlerin görüşlerine göre ‘sürdürülebilir tarım’, yakın gelecekte tüketicilerin, yani halkın bir numaralı gündem maddelerinden bir tanesi olacak.

KOLEKTİF AÇGÖZLÜLÜK VE ÇIKIŞ YOLU

Bir kişinin veya kurumun herhangi bir konuyu ciddiye alması için, muhakkak o konuyla ilgili olumlu veya olumsuz bir çıkarının olması gerekiyor. Çokuluslu şirketler çıkarları doğrultusunda, tek başına bir insanın gösterebileceği duyarlılıktan daha aktif ve yönlendiriciler. Sürdürülebilir tarımın en çok sokaktaki vatandaşın ve gelecek kuşakların yararına olacağı gerçeği, yakın bir tarihte günlük hayatımızın doğal bir endişesi olacak gibi duruyor. İnsanoğlunun kolektif açgözlülüğüyle düştüğü bu çukurdan tek çıkış yolunun, el ele vermek olduğu tartışılmaz bir gerçek. Başka çaremiz olmadığını bildiğim halde başarabileceğimizden emin değilim. Umarım yanılıyorumdur..

SEN NE DÜŞÜNÜYORSUN?
YORUM YAZ