İŞ-YAŞAM HABERLERİ

07 ARALIK 2016

Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker, Milat Gazetesi'nden Serdar Arseven ile yaptığı söyleşinin yayınlanmasının ardından sosyal medyada dile getirilen görüş ve eleştiriler üzerine, bir kez daha Arseven'in sorularını yanıtladı.

Ülker, Milat Gazetesi'nde Serdar Arseven imzası ile yayınlanan röportajı kendi Twitter hesabından yayınlarken, röportaj Yıldız Holding internet sitesine konuldu. 

İşte Murat Ülker'in o açıklamaları;

1. FETÖ tartışmaları içinde Ülker'in yer almasına ilişkin görüşlerimiz;

Sosyal medyada zaman zaman ortaya çıkan paylaşımlar için öncelikle belirtmek istediğimiz mesnetsiz, kaynağı belirsiz ve doğru olmamanın ötesinde yakışıksız iddialar olduğudur. Nedenleri üstüne açık bir fikre sahip olmamız mümkün değildir. Ama tahminlerimiz olabilir. Bazıları belki de iyi niyetle iş hayatının dahası küresel ölçekte marka olarak büyümenin güçlüklerini doğal olarak bilmeyen, bu nedenle de kendince bazı ölçüleri kaçıran ifadelerle paylaşımda bulunanlar diye düşünüyoruz. Daha ileri gidenlerin ise özel amaçla belki de yıpratma ya da haksız rekabet kaynaklı tahriklerle ilgili olabileceği ihtimaldir. Ama niyeti ne olursa olsun hepsi de uydurma ve gerçek dışıdır. 1999 yılında kurucumuz merhum Sabri Ülker'in “Ülker ve Yıldız Holding'in, kuruluşundan bu yana hiçbir cemaat, grup tarikat ve benzeri oluşumla ilgisi olmamıştır. Biz, Cumhuriyetin temel ilkelerine gönülden bağlı bir sanayi kuruluşuyuz” açıklaması bugün de altına imza atacağımız bir açıklamadır.

2. Bu tweetlerde FETÖ ile büyüdüğünüz söyleniyor.

Böyle bir terör örgütü ile ilişkinin sadece bulunmadığını değil bulunmayacağını da ifade ediyorum. Zaten bence, en küçüğünden en büyüğüne bir ticari ya da sinai işletmesinin bu kabil bir ilişki içinde bulunması büyük yanlıştır. Bu gibi ilişki içinde olanların, işleri ancak belirli bir dönem yürüyebilir. İlan Ahi sürdürebilmenin mümkün olmadığını düşünüyoruz. 70'lerde değil, 80'lede değil, 90'larda hiç değil, şirketimizin kuruluş tarihi 1944'tür. İSO şirket büyüklüğü anketlerini ilk kez 1968 yılında yapmış. 100 büyük şirket bulmuş. Biz daha 1968'de 46. Olmuşuz. 1960 yılında yapmamış ama yapsaymış, yine muhtemel 100'ün içinde olurduk. O yıldan bugüne Türkiye'nin en büyük şirketleri sıralamasından hiç düşmeyen bir şirketten söz ediyoruz. Ki arada iktidarlar gelmiş, iktidarlar geçmiş, nice terör örgütü başını kaldırmış. Şu anda en son yapılan ankette 12 şirketimizle varız. Dünya ölçeğinde ise dünyanın en büyük üçüncü bisküvi şirketiyiz. Yani bu tip ilişkiler içinde bulunarak, işini rasyonel ölçütlere dayandırmadan bu işleri yapmak, bu büyüklüklere ulaşmak mümkün müdür? Aslında işimiz anlayana, açık ve net bir cevaptır. Aile olarak ise rahmetli babamın ifade ettiği gibi bizler kendi halinde sade ve inançlarını yaşamaya çalışan, kendimizle meşgul bir yaşantı içindeyiz. Fazlasını ne aklımızdan geçiririz ne de buna zamanımız olur. Zamanımızın ülkemiz için de değerli olduğuna inanırız. Vatanını seven herkes gibi. 1944'te kurulup dünya çapında bir üne kavuşan, 350 yıla yakın bir tecrübe ile global bir hale gelen, dünyada 3. olan bir şirket ile her yönüyle başarısız bir terör örgütüne yakınlaştırmak akıl ve mantık dışıdır.

3. İçinize sızmış olamazlar mı?

Net olarak cevap verelim ki, olamazlar. O niyetle gelmiş olan varsa da zaten tutunamamış, ayıklanmıştır. Neden derseniz?

İşimizde bizi bir araya getiren yine iştir. Sistemimiz çok basittir, Yıldız Holding'de Yönetim Kurulu Başkanından, genç uzman yardımcılarına kadar herkesin patronu da iştir. Şirketimizde iş ne gerektiriyorsa, tüketicimiz ne istiyorsa, o yapılır. Bunun haricinde, birisi başka bir saikle davranıyor ise, mesela parti mensubu olabilir, tarikat mensubu olabilir, bir dernek üyesi olabilir. Ama iş yerinde bunlarla ilgilenmek kesinlikle yasaktır. Olabilir, insanlar bu alanlara ilgi duyabilir, hatta işlerinden daha fazla bu konularla ilgilenmek isteyebilir. O zaman kendilerini işlerinden ayrılmaya davet ediyoruz. Hele terör amacıyla bir araya gelmiş insanların bizim bu iş odaklı sistemimiz içinde elenmemeleri imkansızdır. Özetle, bu kurallar mesai saatleri içinde çalışanlarımızın politik ya da benzeri hiçbir alanda faaliyette bulunmasına müsaade etmez. Ayrıca mesai içinde zaten olmaz da mesai dışında da çalışanlarımız şirket adını, şirketteki pozisyonlarını, unvanlarını ve şirkete ilişkin kaynakları kullanamazlar. Bu, bu kadar nettir. Aksi halde de gereği yapılır.

4. Boş Çerçeve konusu

Bu konuda epey bir paylaşım oldu. Bu paylaşımların hepsini göz önüne aldık. Fakat niyeti halisane olmayan, hakaret amaçlı olanları dikkate almadık. Çünkü kural olarak ‘küfür, hakaret' bizim kapımızdan içeri giremez. Değer görmez, hesaba katılmaz. Eleştiri niteliği taşıyanları ise dikkate alırız. Aldık da zaten. Bedri Baykam dahil hepiniz biliyorsunuz bu boş çerçeveyi niye aldım ve kaç para verdim. Tercihim de zaten yanlış bir tartışmaya mahal vermemek için boş çerçeveyi almaktı ki içini zenginleştireyim. Yakında şahit olacaksınız. Bize göre artık, söz konusu eser ‘boş değil. Çok sık tekrarlanan sosyal medya paylaşımlarıyla, bu çerçevenin içi çoktan doldu. Artık içi bir sürü lafla dolmuş bir çerçeve bu. Sadece biz de değil, modern sanat dünyada da zaman zaman böyle tartışılıyor. Ne diyelim, yine de bir sanat eserinin nasıl olursa olsun konuşulması iyidir. Aslında Yıldız Holding'de klasik dönem İslam ve Türk eserleri ile, çağdaş eserlerden oluşan kimi zaman halkla da çeşitli organizasyonlarda paylaşılan bir koleksiyon var. İsterdik ki bunlar da gündemde olsun. Mesela Allah'ın 99 Adı sergimiz, dijital olarak da halkla paylaşıldı ve 9 milyon tekil kişi tarafından görüntülendi. Çok az müze su kadar kısa sürede böyle bir başarı elde edebiliyor.

5. Koç Holding'le işbirliği

Kuruluşumuzdan bu yana gerek Türkiye'den gerekse dünyada kendi alanında söz sahibi ve başarılı olan ortaklarımız oldu. Hala başarıyla sürdürdüğümüz ortaklıklarımız mevcut. Bazıları ile ise bir araya gelme ihtiyacımız sona erdiği için yollarımızı ayırdık. Bundan sonra da ortaklıklarımız olacaktır. Türkiye'nin sanayisinde önemli bir yeri olan Koç Holding ile de bir ortaklık girişimimiz oldu fakat gerçekleşmedi. Durum bundan ibarettir. İşbirliklerimizde ortak seçimimiz daima ülkemize ve işimize katkısı olacak işletmelerdir. Koç Holding ile hiç bir ortak işimiz veya işbirliğimiz olmamıştır.

6. Cumhuriyet Sözcü

Bir mecrayı ismi ile zikrederek niçin diye sormak sadece haksız rekabet niyetiyle yapılır. Ülker'de reklamlarımızı ne kişisel tercihlerimiz ne de siyasi saiklerimizle veririz. Ülker herkes içindir, toplum içindir. Ve hatta artık pladis ile birlikte dünyada 77 millete ürün yapıyoruz. Herkese seslenebileceğimiz mecraları profesyonel arkadaşlarımız değerlendiriyorlar.

7. Market zincirlerine bakkal fiyatının altında mal verdi

Bizim tek bir fiyat listemiz var ve müşterilerimize tavsiye ettiğimiz tek bir tavsiye satış fiyatımız var ama müşterilerimiz kendi aralarındaki rekabet için karlarından fedakarlık ederek veya verimli çalışarak tüketiciye cazip fiyatlar sunabiliyorlar. Kanunen bizim müdahelede bulunmamız mümkün değil. Kurucularımızın bize emanet ettiği bazı değerler var. Bunlardan biri de müşterin velinimetindir. Biz velinimetimizi her şeyden üstün tuttuk. Bu 70 yıl önce de böyleydi, bugün de böyle. Örneğin 70 yıl önce Anadolu'ya bakkalın ayağına navlunsuz ürün götürdük. Uygulama o dönem için devrimdi. Bir de yakın zamandan 2001 krizinden bir örnek vereyim. Krizin ertesi günü yeğenim Ali Ülker aradı, o zaman satış şirketlerinin başındaydı. Dedi ki, “Devalüasyonun arttı, yüzde 40'lar yüzde 50'lere ilerliyor, nakit darlığından dolayı faizler fırlamış. Alınan siparişlerde iptaller başlamış, bazı şirketler yoldaki kamyonları geri çevirmiş. Ne yapalım?” “Bir şey yapmayın” dedim. “Yeniden fiyatlandırma yapmak, fatura kesmek için elinizdeki hammadde stoklarına bakın. Elinizdeki hammaddenin yarısına kadarını eski fiyatla değerlendirin. Aksi bir şey yapmayın, zam yapmayın. Eski fiyata çok talep olacağı için herkese kotası kadar mal gönderin. Kimseyi mağdur etmeyin.”

O hafta eski fiyattan yüklü miktarda mal gönderdik müşterilerimize. Bilgisayar sistemi ile çalışıldığı için distribütörlerden bakkallara giden malları görmek mümkün oluyordu. Biz bakkallara ucuz mal verdik. Distribütörlere zam yapmamaları için ricada bulunduk. Bunun karşılığını da çok şükür aldık. Velhasıl-ı kelam, müşterimiz her daim velinimetimizdir.

8. Şeker – glukoz tartışması

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Türkiye'de en çok pancar şekeri kullanan üreticiyiz. 250 bin ton pancar şekeri kullanıyoruz, mısır şekeri kullanımımız ise bunun yüzde 10'u bile değil. Şeker ve glukoz konusuna gelince: Dünyada şeker üç temel tarım ürününden elde edilir. Şeker kamışı, şeker pancarı ve mısır. Bunun 70'i şeker kamışından, yüzde 20'si şeker pancarından, yüzde 10'una yakını da mısırdan üretiliyor. Türkiye'de ise bu oran yüzde 87,5'e yüzde 12,5 pancar lehine. Bütün şekerlerin özü aslında aynı, glukoz ve früktoz… Doğadaki pek çok ürünün içeriğinde aynı iki madde var. Bal mesela, %49 glukoz, %51 oranında fruktoz içerir. Muz ve şeftalide bu oran yarı yarıya. Kayısıda ise %29 glukoz ve %71 oranında fruktoz var.

Kaynağı ne olursa olsun şeker dilimize değdiği anda glukoz ve fruktoza ayrılır. Reçelin üzerine limon sıktığımızda da şekeri glukoz ve fruktoza ayırmış oluruz ve reçelin bozulmasını önleriz. Biz de glukozu bu amaçla kullanıyoruz. Yoksa bütün üretimde şekerin yerine ikame etmiyoruz. Tüm gıdalar gibi şekerin de yeterli miktarda alınması ve aktivite ile aldığımız kalorinin yakılması önemli. Unuttuğumuz ya da unutmak istediğimiz nokta bu.

Şeker ve glukoz tartışmasında bir tek doğru var. Her şeyin azı karar çoğu zarar. Çeşitli şeker molekülleri (sakaroz, fruktoz, dekstroz, maltoz, laktoz) arasında metabolik açıdan bilimsel olarak hiç bir fark yoktur. Yani şeker hastaları için şeker tüketmek sağlıkta tehlikeler meydana getirirken normal insanda zaruri bir ihtiyaçtır ama gerektiği kadar.

9. Yurtdışına yatırım meselesi

Ülker'i de içinde bulunduran pladis adındaki global atıştırmalık şirketimiz Yıldız Holding'in %40'ını oluşturuyor. pladis'in yurtdışı yatırımları ise % 60'ını oluşturuyor yani Yıldız Holding'in ¼ ü global. Yıldız Holding'in tamamı Türkiye'de yerleşik Ülker ailesinin malıdır. Şu konunun netlik kazanması için tekrar altını çiziyorum: Yıldız Holding yüzde 100 Türk sermayeli bir şirket. Kazandığı her kuruşun vergisini Türk devletine ödüyor. Karını Türkiye'ye getiriyor. Yurtdışında şirketlerinin ve fabrikalarının olması Türklüğünü etkilemiyor. Bilakis dünyaya Türk adının ulaştırılmasına, Türkiye'nin dünyada tanıtılmasına katkıda bulunuyor. Konuya doğru çerçeveden bakılması gerektiğini düşünüyorum. Babam rahmetli Türk devletinin imkanları ile okudu ve devletine karşı sorumluluğunu her zaman bildi. Ben İstanbul'da doğdum ve inşallah burada nefesimi vereceğim.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
  • Misafir 09 Kasım 2016 Çarşamba 09:59
    sız sevılen ve takdır edılenlerden olarak kalacaksınız.murat bey,
Kalan karakter : 300
Sermaye Piyasası Araçları Vergilendirme