Uluslararası Para Fonu  (IMF) Heyeti, Türkiye'deki çalışmalarını tamamlamasının ardından, 4. Madde Görüşmeleri ve Program Sonrası İzleme
değerlendirmesini yayımladı. IMF’nin Türkiye ekonomisine yönelik yaptığı değerlendirme genel hatlarıyla olumlu olurken, bundan sonrası için alınması gereken önlemlere de vurgu yapıldı. Değerlendirme raporunda, Türkiye’nin likidite bolluğu döneminde yaptığı ekonomik reformların, krizle ortaya çıkan uluslararası ekonomik ve finansal dalgalanmaların daha kolay atlatmasına imkân sağladığı tespitinde bulunuldu. Raporda, Merkez Bankası’nın son çeyreği beklenmeden politika faizlerinde artırım yapmasının yerinde olacağı imasında bulunuldu. Merkez Bankası’nın çıkış stratejilerinin hızlandırılması gerektiği vurgulanan raporda, “Enflasyon beklentilerindeki yükselme ve banka kredilerindeki hızlı büyüme dikkate alınarak parasal sıkılaştırma hızlandırılmalıdır” denildi. Değerlendirmede, Türkiye’nin ekonomik dengesizliklerinin Avrupa’daki diğer yükselen piyasa ekonomilerine kıyasla daha sınırlı olduğu belirtildi.

‘İÇ TALEP ODAKLI BÜYÜME RİSKİ VAR’

Heyet, büyümenin tekrar başladığını belirterek, ancak, fazlasıyla iç talep odaklı olması riskinin bulunduğuna dikkat çekti. 2001 krizi döneminde
istikrarsızlık kaynağı olan bankacılığın dayanıklılığının bu krizde
kanıtlandığı belirtilen raporda, yılbaşından bu yana kredilerde yıllık bazda
yüzde 30 artış olduğuna vurgu yapıldı. Son aylarda geçici olarak çift haneli rakamlara ulaşan enflasyonun, maktu vergi artışlarının baz etkisinin
ortadan kaybolması ve para politikası tepkisiyle kademeli olarak hedefe yönelmesi beklendiği raporda, işsizliğin, bir miktar azalmış olsa da halen yüksek seyrettiğine dikkat çekildi.

‘TÜRKİYE EKONOMİSİ 2010’DA % 6.25 BÜYÜR’

Rapor, Türkiye’nin 2010 yılı büyüme beklentisinin de yükseltildiği gözlendi.
Büyümedeki toparlanmanın devam etmesinin beklendiği belirtildiği raporda, yıl içindeki güçlü ivme ve baz etkisinin, ekonominin 2010 yılında yüzde
6.25 civarında büyümesine katkıda bulunacağı, takip eden dönemde ise bu oranın yüzde 4 civarında seyredeceği öngörülüyor. Raporda, güçlü reel
kur ve temel ticari ortaklarda gözlenen yavaş toparlanma, talebin
ticarete konu olmayan malların tüketimine ve yatırımına kaymasına neden olacağı ve nihai iç tüketim ve ara mallar içerisinde ithal malların payını
artacağı öngörüsü paralelinde, cari işlemler açığının GSYH’ye
oranının kademeli olarak 2010 yılında yüzde 4.75 seviyesine, orta vadede ise yüzde 6 civarına çıkmasının beklendiği kaydediliyor.

‘Mali Kural olumlu ama uygulanmasını güçlendirici mekanizmalara ihtiyaç var’

Raporda, Mali Kural olumlu  bulunurken, uygulamanın nasıl olacağı ve hükümetin kararlılığının büyük önem taşıdığının altı çizilirken, mali
kuralın uygulanmasını ve koordinasyonunu güçlendirici mekanizmalara ihtiyaç olduğuna vurgu yapılıyor. Mali sıkılaştırma ve yapısal mali düzenlemelerin çok önemli olduğuna vurgu yapılan raporda, büyüme ve
enflasyonun bütçe öngörülerinin üzerine çıkmasına bağlı olarak bütçe
gelirlerinin artacağı, ama buna bakarak harcamaların kesinlikle artırılmaması
gerektiği uyarısında bulunuyor. Raporda, Euro bölgesi ülkelerinde yaşanan krizini Türkiye’ye doğrudan etkisinin sınırlı olacağı belirtiliyor. Raporda, “Euro Bölgesi ülkelerinden, bankacılık ve ticaret kanalları yolu ile gelebilecek doğrudan yayılma etkisi sınırlıdır. Bu nedenle birçok gelişmekte olan ülkede
devam etmekte olan güçlü toparlanma süreci ile birlikte Türkiye daha yüksek ithal emtia fiyatları ile karşı karşıya kalabilir” denildi.

IMF’nin ekonomi yönetimine uyarıları:

Büyüme esasta iç  talebe dayalı ve ihracat tarafından desteklenmiyor.
Bu da enflasyon ve büyümenin devamlılığı açısından tehlikeli.

Cari açıktaki artış dikkat çekici. Artışın frenlenmesi için sıcak para girişinin frenlenmesi gerekiyor.

Merkez Bankası parasal sıkılaştırmayı hızlandırmalı. Faiz artırımlarının son çeyreği beklemeden başlatılması daha doğru.

Ani ve yüklü sıcak para girişleri çok riskli. Önleyici tedbirler alınmalı.

Türk Lirası’nın değerlenmesi ithalatı ve cari açığı artıracağı için engellenmesi gereken bir gelişme.

Büyüme ve enflasyonun bütçe öngörülerinin üzerine çıkmasıyla bütçe
gelirleri artacak, ama buna bakarak harcamalar kesinlikle artırılmamalı.

Mali sıkılaştırma mutlaka gerekli ve burada bir aksama olursa para politikasında daha sert sıkılaştırma gerekecek.

Mali kuralı olumlu ancak önemli olan uygulamanın nasıl olacağı ve hükümetin kararlılığı. Ayrıca uygulanmayı güçlendirmek için
mekanizmalara ihtiyaç var.

GAZETE HABERTÜRK


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Tüm yorumları göster(7)
Kalan karakter : 2000
Kredi hesaplama, kur çevirici, "bir depo kaça dolar?" ve fazlası için tıklayın.
Sermaye Piyasası Araçları Vergilendirme