ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Türkiye'yi gözyaşına boğan vahşeti soğukkanlılıkla anlatan Altındöken ifadesinde, Özgecan'a önce tecavüz etmek istediğini, bunu yapamayınca da bıçaklayıp, son darbe olarak kafasına levye ile vurup öldürdüğünü anlattı, "Cesedi ortadan kaldırmak için üzerine benzin döküp çakmağı çakıp yaktım. Çünkü gömmeye zamanımız yoktu" dedi.

Mersin'in Tarsus İlçesi'nde 11 Şubat günü ortadan kaybolan ve 13 Şubat'ta yakılmış cesedi bulunan Özgecan Aslan'ın öldürülmesi, tüm Türkiye'yi ayağa kaldırırken, katil zanlısı Suphi Altındöken, sorgusunda suçunu itiraf edip cinayeti nasıl işlediğini soğukkanlılıkla en ince detayına kadar anlattı.









'DİRENEREK TECAVÜZ ETMEMİ ENGELLEDİ'

Anlattıklarıyla sorguyu yapan görevlilerin bile kanını donduran katil zanlısı Suphi Altındöken, Özgecan Aslan ile kız arkadaşını Tarsus'taki AVM önünden aldığını, diğer kızın yolda indiğini belirterek, hava kararmak üzereyken vahşete uzanan korkunç dakikaları şöyle anlattı:

"Özgecan 'Mersin'e gideceğim' dedi. Ben D-400 karayolu yerine Hal Kavşağı'ndan otoban istikametine gittim. Özgecan ters yöne gittiğimi daha sonra fark etti, bana bağırmaya başladı. Ben de biraz gittikten sonra aracı kenarda durdurdum tecavüz etmek amacı ile saldırdım. Ancak boğuşmaya başladık, bu sırada cebinden çıkardığı biber gazını yüzüme sıktı, tırnakları ile de yüzümü parçaladı. Çok istememe rağmen direnerek tecavüz etmemi engelledi. Bu sırada tırnaklarıyla yüzümü parçalayarak canımı çok yaktı. Bir anda kendimi kaybettim. Araçta bulunan bıçağımı rastgele sallamaya başladım. Sinirden korkudan ne yaptığımı hatırlamıyorum. Kaç defa sapladığımı hatırlamıyorum. DNA testinde delil bırakmamak için de iki elini bileklerinden kestim, cesedi yaktım."



'LEVYE İLE DEFALARCA VURDUM' 

Bıçakladığı Özgecan'ın hemen ölmeyince bir anda paniğe kapıldığını belirten Altındöken, son darbeyi nasıl gerçekleştirdiğini de kılı kıpırdaman şöyle anlattı:

"Bıçakladıktan sonra ölmediğini gördüm ve araçta bulunan levye ile kafasına defalarca vurmaya başladım. Öldükten sonra da aracın içerisine gizlediğim cesetle tekrar Tarsus şehir merkezine geldim. Babamı ve arkadaşımı alarak, cesedin ortadan kaldırılması ve geride hiçbir ipucu bırakmamak için de yakmamız gerektiğini söyledim. Babam Necmettin ve arkadaşım Fatih Gökçe ile eski Ankara D-750 karayolu Çamalan Köyü'nün yakınlarında bulunan Alman Mezarlığı bölgesine gittik. Babam ve arkadaşımın yardımıyla araçtan cesedi indirip Cin Deresi kenarına bıraktık. Üzerine benzin döküp, çakmağı çaktım. Cesedi ortadan kaldırmak için yaktım. Çünkü gömmeye zamanımız yoktu. Cesedin yakılmasını ben istedim, çünkü bulununca tanınmaz diye düşündüm." 

YAKALANACAĞINI İNTERNETTEN ÖĞRENMİŞ

İfadesinde cesedi yaktıktan sonra dönüşte trafik denetimi yapan jandarmayla karşılaştıklarını belirten Suphi Altındöken, son olarak şunları anlattı: 

"Jandarma aracını görünce çok panikledik. Yakalanmamak için de sakin olmak için aramızda konuştuk. Kontrol noktasına geldiğimizde otobana nereden çıkacağımızı sorduk. Jandarma erinin tarif ettiği yön yerine başka tarafa gitmeye karar verdik. Bu sırada arkamızdan gelen jandarma, aracı kenara çekip, neden tarif edilen yön yerine başka yöne gittiğimizi sorup aşağıya indirdi. Aracın içinde bir yerinde kan lekesi gören jandarmaya, 'İki müşteri kavga etti, bu nedenle onların kanı' dedik. Ancak, kuşkulandıkları için gözaltına alıp Tarsus İlçe Jandarma Komutanlığı'na götürdüler. Jandarma yaptığı araştırmadan sonra sabah saat 05.00'te bizi serbest bıraktı. Daha sonra aracı babama teslim edip onlardan ayrıldım. Öğle saatlerinde ise telefonumdan internete girince babamın ifadesi ile Özgecan'ın cesedinin bulunduğunu öğrendim. Çok aşırı panikledim. Gün boyunca şehirde gezdim. Akşam saatlerinde yakalandım."

SORUŞTURMA ÇOK YÖNLÜ SÜRÜYOR 

Geçmişte kuyumculuk yapan babasının varlığını kaybetmesiyle minibüste şoförlük yapmayı kendisine yediremediğinden sürekli çevresine şikâyetçi olduğu ifade edilen zanlı Suphi Altındöken ile ilgili soruşturma çok yönlü sürüyor. 

Suç ortakları babası 50 yaşındaki Necmettin Altındöken ile arkadaşı 20 yaşındaki Fatih Gökçe'nin başka suçlara karışıp karışmadığı yönündeki soruşturma da sürüyor.

ADLİYEYE SEVK EDİLEMİYORLAR

Online sisteminden avukat talebine olumsuz yanıt alan Tarsus İlçe Jandarma Komutanlığı, son çare olarak baroya talebini yazılı olarak bildirirken, Baro Başkanı Alpay Antmen son kararı yönetim kurulunun vereceğini söyledi.

Özgecan'ın katil zanlıları minibüs şoförü 26 yaşındaki Suphi Altındöken, babası eski kuyumcu 50 yaşındaki Necmettin Altındöken ile arkadaşı 20 yaşındaki Fatih Gökçe'nin jandarma tarafından sorgulanmaları tamamlandı. Zanlılardan birinin ifadesi uzaktan akrabası olan avukatın nezaretinde, diğerinin ifadesi ise baro nöbet sistemi tarafından otomatik olarak görevlendirilip savunmayı kabul eden ancak olayın içeriğini gittiği jandarmada öğrenen bir başka avukatın huzurunda alınırken, ismi açıklanmayan diğer zanlıyı Mersin Barosu'ndan hiçbir avukat savunmak istemedi. Tarsus İlçe Jandarma Komutanlığı, bilgisayar sisteminden defalarca avukat talep etti ve sistem tarafından bir avukat atandı. Ancak atanan avukatların hepsi de savunmayı reddetti. Kanun gereği ifadenin avukat nezaretin alınması gerektiğinden jandarma, son çare olarak sistemi devre dışı bırakıp Mersin Barosu'ndan yazılı olarak avukat talebinde bulundu. Özgecan Aslan'ın ailesini ziyaret eden Mersin Baro Başkanı Avukat Alpay Antmen, çıkışta gazetecilerin sorularını yanıtlayıp yaşanan süreci değerlendirdi. Avukatların zanlıları savunmak istemediğini vurgulayan Antmen, şunları söyledi:
"Mersin Barosu'nun 1600 avukatı rızalarıyla böyle bir caninin yanında olmak istemediklerini beyan etti. Toplumda kadına karşı artan şiddetin en vahşi ve acımasızlarından biriyle karşı karşıyayız. Zanlılar, Tarsus İlçe Jandarma Komutanlığının yoğun çabası ve hassasiyetiyle yakalandı. Tarsus ve Mersin'deki avukatlarımızın yoğun talepleri üzerine biz de avukat arkadaşlarımızın yanında durduk ve bu zanlılara avukat tayin etmedik. Ceza Muhakemesi Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gereğince herkesin avukatla temsil hakkı bulunuyor. Bunu da biliyoruz ama hiçbir avukatımız buna kendi rızasıyla gönüllü olmadı."

'AİLENİN AVUKATIYIZ'

Sürecin tıkanmaması ve adli sürecin işlemesi için bir avukat gözetiminde zanlıların ifadesinin alınması gerektiğini, jandarmanın kendilerinin yazılı bir talepte bulunduğunu belirten Antmen, şöyle devam etti:"İfadeleri tamamlanamadığından dolayı zanlılar adliyeye sevk edilemiyor. Savunma hakkı kutsal ama Mersin avukatları zanlıları savunmak istemiyor ve Türkiye'de de avukat bulacaklarını zannetmiyorum. Son olarak jandarma avukat talebini yazılı olarak bildirdi ve yönetim kurulu olarak kendi aramızda görüşüp değerlendireceğiz. Bugün de burada acılı aile, Mersin Barosu'na başvurarak müdafiliklerini yapmamızı istedi. Biz de baro olarak avukatlık kanunun verdiği yetkiyle Tarsus ilçe temsilcimizi, kadın hakları merkezi başkanımızı ve bir kaç kadın arkadaşımızı görevlendirdik. Mersin Barosu'nun tüm avukatları sonuna kadar ailenin yanında olacak. Tarsus'ta bulunan CMYK avukatlarımız zanlılara müdafilik yapmak istemediler. Anayasanın İnsan Hakları Sözleşmesi görevi nedeni ile avukat ile temsil edilecekler çünkü adliyeye çıkıp ifadelerinin alınıp yasal işlemlerinin yapılması gerekiyor. bakacağım üstlenen olacak mı. Yoksa baro gereğini yapacak. Acımız büyük. CMYK gereğince mecbur olduğumuz halde savunmak istemiyor. Bir cani de olsa suçu sabit olana kadar, mahkeme tarafında suçu kesinleşene kadar masumluk karinesinden bahsediliyor. Ama biz baro olarak dik duruşumuzu gösterdik. Mersin barosu her zaman ezilenden yanadır. Buz bu gün ailenin avukatıyız. Zanlı adliyeye çıkarılınca o andan itibaren adliyedeyiz ve ailenin haklarını sonuna kadar savunacağız."

"YASA GEREĞİ 3 ZANLIYA AVUKAT VERİLDİ"

Yaşanan kriz sonrası Mersin Baro Başkanı Antmen, 3 zanlıya avukat verildiğini açıkladı. Antmen, "Her ne kadar avukatlarımız istemese de  yasa gereği 3 zanlıya avukat verildi. 3 şüpheli adliyeye sevk edildi.



 
Baro üyesi avukatımız sadece  sorguda yer alacak, herhangi bir savunma yapmayacak" dedi.
Antmen, Mersin Barosu olarak katil zanlılarını savunmak  istemediklerini daha önce açıkladıklarını hatırlattı.

Zanlıların sorgusunun ardından adliyeye sevk edileceğini belirten  Antmen, "Her ne kadar avukatlarımız istemese de yasa gereği 3 zanlıya avukat  görevlendirildi. Biri baro üyesi olmak üzere iki CMK avukatı, bir de özel avukat  sorgularda yer alacak. Baro üyesi avukatımız, sadece sorguda yer alacak, herhangi  bir savunma yapmayacak" diye konuştu.
   
Antmen, olaydan büyük üzüntü duyduklarını belirterek, zanlıların hak  ettikleri cezaya çarptırılmaları için çalışacaklarını söyledi. 


DİKKATLİ JANDARMALARIN BAŞARISI

Kayıp başvurusunda bulunulan Özgecan Aslan'ın cinayete kurban gittiğinin anlaşılması ve failin yakalanmasında gösterdikleri büyük dikkat sayesinde kısa sürede ortaya çıkaran Tarsus İlçe Jandarma Komutanlığı yol devriyesi ekibi herkesin takdirini kazandı.

Jandarma, faillerin jandarmadan sorduğu yola değil de başka bir yola girmesi üzerine şüphelenip arkalarından giderek arama yapması ile vahşeti ortaya çıkarmıştı. Aralarında erlerin de olduğu jandarma ekibine takdirname verileceği belirtildi.

KATİLLER TUTUKLANDI!

Mersin'in Tarsus ilçesinde üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'ı öldürdükleri iddiasıyla adliyeye sevk edilen 3 zanlı tutuklandı.
 

İlçe Jandarma Komutanlığı'ndaki sorgularının ardından Tarsus Adliyesi'ne sevk edilen Ahmet Suphi A. ve babası Necmettin A. ile Fatih G, cumhuriyet savcısınca ifadeleri alındıktan sonra tutuklanmaları istemiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi.

Mahkemeye çıkartılan zanlılardan Ahmet Suphi A, "canavarca hisle öldürme", Necmettin A. ile Fatih G. ise "suça iştirak, yardım ve yataklık" suçlarından tutuklandı. Zanlılar, güvenlik gerekçesiyle adliyeye getirilen cezaevi aracı ile farklı cezaevlerine gönderildi.

DHA/AA

  • mersin
  • Özgecan Aslan
  • suphi altındöken
  • ifade
  • cinayet

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Tüm yorumları göster(211)
Kalan karakter : 2000