26 NİSAN 2017
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Evli ve bir çocuk babası olan Sedat M., (28) 2014 yılında babası Kemal M.’ye, “Beklediğim gün geldi. ‘İslam Devleti’ne yaşamaya gidiyoruz. Bizi unutmayın babacığım” yazılı not bırakarak kızı ve eşini de alıp Suriye’ye giderek DEAŞ’a katıldı. Bir yıl boyunca oğlu, gelini M. ve torununu geri getirmek için elinden geleni yapan baba Kemal M., başvurmadık yer bırakmadı. Oğlunun öldüğü haberinin gelmesinin ardından Kemal M. yaşanan süreci HABERTÜRK’e anlattı:

‘OĞLUN ÖLDÜ, GELİNİN İLE TORUNUN İYİ’

“DEAŞ’a katıldıktan sonra ilk 4 ay içinde oğlum ve gelinimle sık sık telefonda görüştük. Geri gelmeleri için çok yalvardım ama ikna edemedim. Bir gün telefonum çaldı ve arayan, oğlumun öldüğünü, gelinim M. ile 3.5 yaşındaki torunumun iyi olduğunu söyledi. Dünyam başıma yıkıldı. Gelinim ve torunumu kurtarmam gerekiyordu. Oğlumun ölüm haberini aldıktan sonra gelinimle defalarca telefonda görüştük. Türkiye’ye dönmesini istedim. Gelinim ‘Burada İslam’ı yaşayacağım. Asla dönmem’ diyerek isteğimi geri çevirdi. Tam ümidimi kesmiştim ki, gelinim arayıp, ‘Baba yalvarırım beni buradan kurtar. Eve dönmek istiyorum’ dedi.

‘İSTANBUL’DAKİ ARACILAR KANALIYLA ULAŞTIM’

Araştıra araştıra İstanbul’da bu işlerle uğraşanların olduğunu öğrendim. Bu adamlarla irtibata geçip durumu anlattım. İsimleri alıp araştıracaklarını söylediler. 4 gün sonra arayıp gelinim ve torunumun DEAŞ’lıların eşlerinin kaldığı bölgede olduğunu belirtip hem kendileri hem DEAŞ için 150 bin lira istediler. Miktarı aşağı çekmeye çalıştım ama olmadı. Parayı Konya’da bir yakınıma bırakıp Hatay’da verilen adrese gittim. Suriyeli 2 kişi Rakka’daki gelinim ve torunumu Halep üzerinden getirdi. Bozuk aksanlı Türkçeleri ile paranın Konya’daki adamlarına teslim edilmesini istediler.

Kemal M. gelininin (26) Suriye günlerini anlatmadığını, psikolojik tedaviyi reddettiğini söylüyor.

Akrabamı arayıp gelen şahsa parayı vermelerini söyledim. Onlar da paranın adamlarına verildiğini teyit ettikten sonra açık koyu renkli bir arabada tuttukları gelinim ve torunumu getirip bana teslim ettiler. Onları alıp Hatay’dan ilk otobüsle ayrıldık. Gelinim M., orayla ilgili hiçbir şey anlatmıyor. Oğlumun ölüp ölmediği hakkında bile konuşmuyor. Psikolojisi çok bozuk. Tedaviyi de reddediyor.”

Oğlunun öldüğüne inanmayan ve 2 yıldır Sedat M.’den haber alamayan acılı baba Kemal M. şöyle konuştu: “Öldüğüne dair en ufak kanıt yok. Biri ‘Öldü’ diyor. Ben buna inanmam, oğlum yaşıyor. Bulabilmek için uğraşıyorum. Oğlumun yerini bildiğini söyleyen bazı şahıslara 2 ay önce 100 bin lira kaptırdım. Umudun olduğu zaman her şeye inanıyorsun. Şimdi de ‘60 bin lira ver getireceğiz’ diyorlar. Gönderdikleri fotoğraf fotomontaj çıktı.”

 

EL BAB’DAN ÖZGÜRLÜĞE

Terör örgütü DEAŞ’ın elinde bulunan ve sivillerin kan kustuğu El Bab’ın kuzeyinde yaşayan 3 yaşındaki İlef’in ailesi ölümü göze alıp TSK ve ÖSO’nun yardımıyla zulümden kaçtı. Kaçarken DEAŞ saldırısına uğrayan 18 kişilik aileyi Türk askerleri ve muhalifler kurtardı. Saldırıda 3 yaşındaki İlef ağır yaralandı

Suriye’nin Halep kentine bağlı El Bab kasabasını kuşatarak batı ve doğu kırsalındaki birçok noktayı temizleyen TSK ve ÖSO birlikleri bölgede ilerlerken, terör örgütü DEAŞ, canlı kalkan olarak kullandığı sivillerin bölgeden çıkışına izin vermiyor. Önceki gün El Bab’dan kaçmaya çalışırken 30 kişinin hayatını kaybettiği kasabanın kuzeyinde oturan 3 yaşındaki İlef’in ailesi, her şeyi göze alarak DEAŞ’ın zulmünden kaçmayı başardı. Muhaliflere yakın bölgede oturan aile mayınlı bölgeden geçerek muhaliflerin kontrolündeki Çobanbey’e ulaşmak istedi. Kaçarken DEAŞ saldırısına uğrayan 18 kişilik aileyi Türk askerleri ve muhalifler fark edip kurtardı.

DEAŞ’IN YARALADIĞI İLEF HAYATA TUTUNDU

Türk askerlerinin yardımıyla Kilis’e getirilen ve saldırıda ağır yaralanan 3 yaşındaki İlef, doktorların müdahalesiyle yaşama döndürüldü. Kilis Devlet Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Mustafa Tuşat minik İlef’in hastaneye geldiğinde çok kötü durumda olduğunu, aşırı kan kaybı yaşadığını, karaciğerinin zarar gördüğünü ve iç organlarında yaralanma olduğunu söyledi. Tuşat, “4 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra 5 ünite kan verdik, gerekli ilaç bakımlarını yaparak vücut fonksiyonlarının normale dönmesini sağladık. 20 gündür tedavi altında tutuyoruz ama kısa süre içinde taburcu edeceğiz” dedi.

‘ÖLÜMÜ GÖZE ALDIK’

İlef’in amcası Ahmet F.(30) ise El Bab’daki DEAŞ’ın işkencelerini ve özgürlüğe kaçışlarını HABERTÜRK’e anlattı: “El Bab’ın kuzeyinde savaş cephesine yakın bir bölgede DEAŞ’ın esareti altında yaşıyorduk. DEAŞ evimizin yakınına tünel kazmıştı. Evimiz cepheye yakındı. Bizi evden çıkartıp evi karargâha dönüştürdüler. Orada kalmamız güvenli olmadığı için gitmek istedik, ancak izin vermediler. Bab’dan çıkış zor, her taraf tuzaklı. Ölümü göze aldık ve kardeşimin ailesiyle bölgeden kaçtık. DEAŞ aracımıza saldırdı. Araçta ailemden 18 kişi vardı. Yeğenim ağır yaralandı. Türk askerleri ve muhaliflerin yardımıyla Çobanbey’e ulaştık. Yeğenimi baygın olarak kanlar içinde Türkiye’ye getirdim. Türk doktorları İlef’i kurtardı.

‘HER ŞEY YASAKTI’

Bab’da hayat çok zor. Yiyecek, içecek çok pahalı. Market, fırın ve yüzlerce dükkan DEAŞ kontrolünde. Pahalılıktan yiyecek ekmek alamıyorduk. Her şey 3 katına satılıyor. Okullarda eğitim kalmadı. DEAŞ okulları karargâh yaptı. DEAŞ günah diye televizyonu yasakladı. Biz evde gizlice izliyorduk ama bozulunca yaptıramıyorduk. Sakal bırakmak zorundaydık. Kadınların peçesiz, çarşafsız sokağa çıkması ve erkekle konuşması, erkeklerin kot pantalon giyinmesi yasaktı. Kendileri gibi giyinmemizi istiyorlardı.

El Bab’da ağır yaralanan 3 yaşındaki İlef’in tedavisi iyiye gidiyor. Doktoru Mustafa Tuşat, kısa zaman sonra taburcu olacağını söyledi.

‘KARŞI GELENLERİN KAFASINI KESİYORLAR’

DEAŞ kendisine karşı gelenlere mahallenin ortasında işkence yapıyor. İnsanlar çarmıha gerilip eli, ayağı kafası kesiliyordu. Birçok vahşeti gözlerimle gördüm. Amcamın 2 oğlunu muhaliflere casusluk yaptığı gerekçesiyle infaz ettiler. Birinin kafasını kestiler, diğeri çarmıha gerildi. Herkes görsün diye meydanda kafa kesiyorlar. Bab’da binlerce insan DEAŞ’ın işkence, infaz, ceza ve baskıları nedeniyle korku içinde yaşıyor. Türkiye , muhaliflere verdiği destekle inşallah topraklarımızı özgürleştirerek bizleri DEAŞ’ın zulmünden kurtaracak. 6 yıldır Suriye’de umutla barışı bekliyoruz.”

 

Nurcan İNAL-Zafer Zamancı / GAZETE HABERTÜRK


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000