26 ŞUBAT 2017
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, 15 Temmuz darbe girişimini araştırmak üzere kurulan Meclis Komisyonu'nun sorularına yazılı yanıt verdi. 

DAVUTOĞLU'NUN DARBE KOMİSYONU'NA 71 SAYFALIK YANITI (TAM METİN)

Eski Başbaşkan Davutoğlu, komisyona verdiği yazılı yanıtta hakkında gıyabi yakalama kararı bulunan FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ile görüşmesi hakkında şu bilgileri verdi:

"FETÖ, 2009 Davos zirvesi ve 2010 Mavi Marmara olayı sonrasında hükümetimizin yürüttüğü dış politikaya dönük açık bir karşı tavır sergilemeye başlamış ve MİT Müsteşarımızın 7 Şubat 2012’de ifadeye çağrılması ile hükümetimize ve devletimize yönelik dolaylı bir müdahaleye yönelmişti. FETÖ, Türkiye’nin yürüttüğü aktif ve etkin dış politikadan ve kardeş halkların demokrasi arayışları sürecinde iktidara gelen siyasi hareketlerin Türkiye’ye muzahir olmasından rahatsız olan uluslararası aktörlerle işbirliği içinde hükümetlerimize karşı yürütülen kampanyalara dahil olmaya başlamıştı. Bu yapının, içerde istikrarsızlık unsuru olma işaretleri verirken, dışarıda da Türkiye aleyhine yürütülen kampanyalara dahil olması, en üst düzeyde bir tedbir düşünülmesini gerekli kılmıştı.

Bu çerçevede, 2013 Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısına seyahatim öncesinde Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığımız değerlendirmede, bu yapının gittikçe artan bir şekilde Türkiye karşıtı çevrelerce kullanılmaya müsait hale gelmesi hasebiyle, Gülen’in daha önce yapılan çağrılar çerçevesinde Türkiye’ye getirilerek kontrol altına alınmasının gerekli olduğu kanaatine vardık.

Sayın Başbakanımızla yaptığımız bu değerlendirme neticesinde ve talimatı doğrultusunda, BM Genel Kurulu’na katılmak üzere ABD’de bulunduğum sırada, Gülen’le bir görüşme gerçekleştirdim. Gülen ile Eylül 2013’te gerçekleştirdiğim görüşme kişisel bir tercih sonucunda veya bir yakınlık gösterisi mahiyetinde şahsi bir ziyaret olmayıp Başbakanımız Sayın Erdoğan’ın bilgisi ve izni doğrultusunda, 7 Şubat sonrasında, söz konusu yapı mensuplarının o döneme kadar düşündüğümüz bir sivil topum örgütü olmanın ötesinde, devlet iradesinden bağımsız ve devlet hiyerarşisi dışında bir yapılanma içerisinde olduğu kanaatimizin oluşması üzerine, muhatabına somut mesajları doğrudan iletmek amacına matuftu. Bu görüşmede Sayın Başbakanımızla gerçekleştirdiğimiz istişare çerçevesinde açık bir şekilde gerekli uyarılarda bulundum.

Ülkemize dönüşümde bu görüşmeyi ve edindiğim intibayı Sayın Başbakanımıza aktardım. Bu çerçevede, kendisini samimi görmediğimi, zaman kazanmaya çalışır bir intiba verdiğini ve bu kritik süreçte dikkatli olmamız gerektiğini ifade ettim. Bu görüşme sonrasında, Gülen’in hükümetimize ve ülkemize yönelik operasyonların içinde olduğuna ve bu tutumundan vazgeçme niyetinde olmadığına yönelik kanaatimiz pekişti. Bu görüşme dışında, kendisiyle başka hiçbir görüşmem olmamıştır."

RUS UÇAĞININ DÜŞÜRÜLMESİ

Dönemin Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye ile Rusya arasında krize neden olan Rus uçağının düşürülmesi için şu bilgileri verdi:

"09.45 sularında Genelkurmay Başkanımız telefonla arayarak, Yayladağı sınırına yakın bir bölgede Bayırbucak Türkmenlerine dönük hava saldırısı yapan bir uçağın, yapılan bütün uyarılara rağmen hava sahamızı tehlikeli bir şekilde ihlal ettiğini ve devriye  görevi yürüten uçaklarımızın angajman kuralları gereği uçağı düşürmek zorunda kaldığını bildirmiştir. Kendisine uçağın kimliğinden emin olup olmadıklarını sorduğumda ise uçağın kimlik bildirmeksizin sınır ihlali yaptığını, ancak Rus uçağı olma ihtimalinin bulunduğunu söyledi. Kendisine Dışişleri Bakanımız ve MİT Müsteşarımız ile derhal bir araya gelerek durum hakkında kesin bir rapor hazırlamaları, başta Rusya olmak üzere yapılacak diplomatik ve askeri temasları planlamaları ve Sayın Cumhurbaşkanımıza bilgi arz etmeleri talimatlarını verdim. Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanımız ile görüşeceğimi ve konuyu kendisiyle istişare edeceğimizi, o vakte kadar uçağın aidiyeti ile ilgili açıklama yapılmamasını, eğer Rus uçağı olduğu kesinleşirse Rusya Federasyonu yönetiminin bunu ilk olarak Hükümetimizden duyması gerektiğini söyledim."

Davutoğlu, Rus uçağını düşüren pilotun bağlantılarının araştırılması hakkında da, "Nitekim Sayın Genelkurmay Başkanımız daha sonraki görüşmemizde pilotun geçmişini ve ilişkilerini araştırdıklarını ve somut bir irtibat tespit edilemediğini bildirmiştir" ifadelerini kullandı.

DAVUTOĞLU'NA HANGİ SORULAR YÖNELTİLMİŞTİ?
Darbe Komisyonu'nun Davutoğlu'na yönelttiği 25 soru şöyle:

1) Bakanlık ve Başbakanlık yaptığınız süre içerisinde FETÖ örgütlenmesi hakkında resmi veya gayri resmi herhangi bir istihbari bilgi aldınız mı? Aldıysanız bu bilgilerin niteliği, içeriği ve kapsamı ile bu bilgiler çerçevesindeki girişim ve çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

2) Bakan ya da Başbakan olarak görev yaptığınız süre zarfında FETÖ yapılanmasına karşı, çalıştığınız cumhurbaşkanları, başbakanlar ya da genelkurmay başkanlarıyla herhangi bir değerlendirmeniz oldu mu? Bu değerlendirmeler kapsamında FETÖ’yle yürütülen mücadeleler hakkında bilgi verebilir misiniz

3) 15 Temmuz 2016 gecesi neredeydiniz, darbe girişiminden nasıl haberiniz oldu, darbe girişimi ile ilgili neler yaptınız? Darbecilerden size yönelik bir tehdit veya saldırı oldu mu?

4) Örgütün henüz bir cemaat, hizmet vb. isimlere anıldığı legal faaliyetler döneminde söz konusu örgütle herhangi bir ilişkiniz oldu mu? Başbakan sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bilgisi ve izni dahilinde Fethullah Gülen ile bir görüşme yaptığınızdan bahsedilmektedir. Bu konuya açıklık getirir misiniz?

5) Örgütün Türkiye ve dünya çapındaki nihai gayesi hakkındaki kanaatiniz nedir?

6) Örgütün diğer ülkelerdeki faaliyetlerinin sınırlandırılabilmesi ve Türkiye aleyhine çalışmalarının etkisiz kılınabilmesi için alınabilecek tedbirler hakkındaki önerileriniz nelerdir?

7) Rus uçağının düşürülmesi hadisesinin Türkiye-Rusya ilişkilerini sabote etmek üzere düzenlenmiş manipülatif bir vaka olduğu yönündeki düşünceler hakkındaki kanaatiniz nedir?

8) Darbe girişimi öncesinde örgütün bu veya buna benzer bir teşebbüste bulunabileceğine dair bir kanaat, duyum, bilgi veya şüpheniz var mıydı? 17-25 Aralık öncesi FETÖ tehlikesinin bu boyutlara varabileceğini değerlendirmiş miydiniz?

9) Darbe girişimini tam olarak nerede ve nasıl öğrendiniz? Girişim hakkında bilgi almak ya da telkinde bulunmak için kimleri aradınız ve neler konuştunuz?

10) Darbe girişiminin arkasındaki dış güç ve aktörler ile darbe girişiminin asıl hedef ve gayesi hakkındaki kanaatleriniz nelerdir?

11) Dışişleri Bakanı olduğunuz dönemde makamınızın dinlenmesine ilişkin değerlendirmeniz nedir?

12) Darbe öncesi tehlike konusunda Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile görüştünüz mü? Başbakanlığınız süresince bürokratları FETÖ konusunda uyardığınız ve yapı hakkında detaylı bilgi istediğiniz basına yansıdı. Uyardığınız bürokratlardan yapı hakkında tatmin edici kapsam ve nitelikte bilgiler geldi mi?

13) Başbakanlığınız döneminde FETÖ ile mücadele konusunda bir özeleştiriniz var mı?

14) Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık yapmış bir devlet adamı olarak, 15 Temmuz darbe girişimini anlatmak için yurtdışında temaslarda bulundunuz mu? Ne tür girişimlerde bulundunuz?

15) FETÖ/PDY'nin 40 yıla dayanan bir geçmişi var. Bu örgütün kurumsallaşması ve finansal olarak süratle büyümesi ise 90'lı yıllarda gerçekleşmiştir. 1979 yılında kurulan Kaynak Holding ve 1996 yılında kurulan Bank Asya, 90'lı ve 2000'li yıllarda örgüt sermayesi ile hızla büyümüştür. Sonuç itibariyle; küçük şirketler, devasa holdingler haline gelmiştir. Devlet aklı, himmet paraları ile örgüte böyle devasa finansal güç oluşturulmasını nasıl tespit edememiştir? Tespit edebildiyse, gereğinin yapılması konusunda nerede sorun yaşanmıştır?

16) Akademisyen ve devlet adamı niteliklerinizle FETÖ yapılanmasını nasıl değerlendirirsiniz? FETÖ’yü, siyasi tarihimiz ve dini geleneğimiz açısından nasıl bir çerçeveye oturtursunuz?

17) FETÖ’nün elebaşı Fethullah GÜLEN’in, “fert” olarak kişilerin ve “gruplar” olarak toplumun dinî duygularına hitap ederek onları ikna ettiği, bir müddet sonra, bu samimi duyguları, şahsının veya cemaatin / örgütün menfaatleri doğrultusunda kullandığı müşahade edilmiştir. Din eğitimi ve dinin topluma anlatımında eksiklik ve/veya yetersizlikler olduğu, bu eksiklik ve/veya yetersizliklerin ortaya çıkardığı boşluğun, cemaat ve/veya tarikatlar tarafından doldurulduğu iddia edilmektedir. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?

18) FETÖ’nün elebaşı Fethullah GÜLEN’in, 1970’li yılların başından itibaren örgütlenmeye başladığı bilinmektedir. Örgütün ortaya çıkışı ve özellikle 1970’li yılardaki niyeti ve kuruluş maksadı sizce farklı mıydı? Kanaatinize göre örgüt, devleti ele geçirme hedefini ve darbeci kimliğini sonradan mı edinmiştir?

19) Komisyonumuz tarafından dinlenen genelkurmay başkanlarının tamamı, bu yapıya ilişkin uyarılarda bulunduklarını, ancak hükümetlerden destek alamadıkları anlamına gelen ifadeler kullandılar. Siyasetin bu yapıya göz yumduğunu iddia değilse de ima eden bu görüşe yönelik düşünceleriniz nedir?

20) Türkiye’deki güvenlik ve istihbarat hizmetlerinin MİT, Genelkurmay Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ile Jandarma Genel Komutanlığı arasında bölüşülmüş olması ve dağınık bir görünüm arz etmesinin muhtelif hizmet aksaklıklarına sebep olduğu iddia edilmektedir.
a. Genelkurmay Başkanlığı, MİT'ten istihbarat alamadığını,
b. MİT, asker kişiler hakkında istihbarat toplanmasının kendi mevzuatı açısından mümkün olmadığını,
c. Genelkurmay Başkanlığı ise Emniyet ve Jandarma'dan istihbarat temin etmenin güçlüklerini gündeme getirmektedir.
d. Ayrıca bazı üst düzey bürokratlarca Komisyonumuza verilen beyanlarda kurumsal taassup ya da yetersiz eşgüdüm ve işbirliği sebebiyle kurumların ellerindeki istihbarî bilgileri zaman zaman başka kurumlarla paylaşmaktan imtina ettikleri ifade edilmiştir.
e. Tecrübeleriniz ışığında güvenlik ve istihbarat alanındaki cari kurumsal düzenin eksiklik ve zafiyetleri nelerdir? Bu zafiyetler nasıl giderilebilir? Kurumsal yeniden yapılanma kapsamında güvenlik ve istihbarat kurum ve kuruluşlarının görev ve teşkilatları ile bu kurumlar arasındaki ilişkiler hakkındaki tavsiyeleriniz nelerdir?

21) FETÖ mensuplarının, başta emniyet teşkilatı ve orduya ait kadrolar olmak üzere, bütün kamu kurumlarına sinsice sızdığı ve 15 Temmuz öncesinde bazı birimlerde söz sahibi olduğu değerlendirilmektedir. İnanç, ibadet ve vicdan özgürlüğü önündeki bazı engeller sebebiyle, insanların dinî inançlarının icaplarını yerine getiremedikleri, kendilerini gizledikleri, bu sebeple kamu kurumlarına ancak takiyye yaparak girebildikleri ve halk nazarında da bu tür bir usulün takip edilmesinin belli ölçülerde kabul gördüğü, bu durumun FETÖ’nün devlete sızmasını kolaylaştırdığı ileri sürülmektedir. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

22) Milli İstihbarat Teşkilatı'nın 1990’lı yılların başından itibaren sivilleştirilmesinin özellikle askerî istihbaratın toplanmasında zafiyete sebep olduğu yönünde iddialar ileri sürülmektedir. Komisyonumuza beyanda bulunan bazı eski genelkurmay başkanları MİT’in askerî yönetici ve personelden tamamen arındırılmasının sakıncalarından söz etmiştir. MİT’te tekrar askerî yönetici istihdam edilmesi, örneğin MİT Müsteşar Yardımcısının bir asker olması önerisi hakkındaki kanaatiniz nedir?

23) Yetkili makamlarda bulunduğunuz süre boyunca FETÖ’nün kayıt dışı para kaynakları ve transferleri hakkında şüpheleriniz oldu mu? Bu konunun araştırılması talimatı verdiniz mi? Ne tür bilgiler elde ettiniz?

24) Darbe girişimleri, bürokratik makamların siyasi veya ideolojik gayelerle sistematik olarak ele geçirilmesine yönelik faaliyetler, kamu yetki ve otoritesinin usulsüz ve hukuksuz bir şekilde gasp edilmesi ve siyaset ile kamu hayatına yönelik diğer gayrimeşru müdahale teşebbüslerinin tekerrür etmesini önlemek bakımından, bilgi, gözlem ve tecrübeleriniz ışığında; hukuk, eğitim, din-devlet ilişkileri, güvenlik ve istihbarat gibi alanlarda alınması gereken tedbirler ile kurumsal yeniden yapılanma önerileriniz nelerdir?

25) Komisyonumuzun çalışma alanı ile ilgili başkaca tespit ve önerileriniz var mıdır?


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
  • Misafir 12 Ocak 2017 Perşembe 15:09
    adam gibi adam
  • Misafir 12 Ocak 2017 Perşembe 13:33
    dürüst adam davutoğlu
  • Misafir 12 Ocak 2017 Perşembe 11:30
    Ama bu kitap olmuş..
Kalan karakter : 300