"Sivas katliamı beni kahreden bir faciadır!"

Sivas katliamı sırasında dönemin İçişleri Bakanı olan Mehmet Gazioğlu yaşadıklarını anlattı

20 Mart 2012 Salı, 11:40:24Güncelleme: 12:17:43
Onaylanmadı Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
Habertürk'e facebook veya
twitter hesabınızdan hızlı bağlantı yapabileceğiniz gibi e-posta hesabınızla da  yeni üyelik yapabilirsiniz.
İçişleri eski Bakanı Mehmet Gazioğlu Sonra Oku

Sivas katliamı sırasında dönemin İçişleri Bakanı olan Mehmet Gazioğlu, "19 yıl önce yaşanan Sivas katliamı bana hayatı zindan eden bir olaydır. 4 ay içerisinde 7 kilo verdim. Beni kahreden bir faciadır" dedi.

Bursa'da yerel bir televizyon kanalının programına katılan İçişleri eski Bakanı Mehmet Gazioğlu, Sivas katliamı ve davanın zaman aşımı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. 50'nci Hükümetin İçişleri Bakanı olduktan bir hafta sonra Sivas'ta olayların yaşandığını anlatan Gazioğlu, Biz daha güven oyu almadan, atandıktan bir hafta sonra 2 Temmuz 1993'te bu olay yaşandı. Milletimizin büyük bir üzüntüsüne, bizlerin kahrolmasına neden olan bir faciadır dedi. Olayın yaşandığı gün saat 13.45'te dönemin Sivas Valisi'nin kendisini telefonla arayarak, ilk etapta 500 kişinin daha sonra bin kişilik irticacı bir grubun kültür merkezinden Madımak Oteli'ne slogan atarak yürüdüğünü haber verdiğini anlatan Gazioğlu:

"Bu durumu hemen Emniyet Genel Müdürü ve Müsteşarla görüştüğünü bildirdi. Ancak, olayın çok önemli olmadığına ilişkin bilgi aldığını söyleyen Gazioğlu, Cuma namazından çıkılmış. Ben de namazdan çıktım. Bakanlıktayım telefon geldi. Durumu Sivas Valisi anlattı. 'Bin kişi oldular ama bizim için önemli değil' dedi. Yeni bir bakan olmam nedeniyle son derece tedirgindim. Emniyet Genel Müdürü ve Müsteşarı çağırdım. Onlar benden daha tecrübeliler. Konuştuk. Ben dedim ki, 'Bu topluluk, büyüme istidadı gösteriyor. Ne yapalım' Müsteşar Bey bu olayın, olabilir bir durum olduğunu gitmeye gerek olmadığını söyledi. Sonra saat 17.00'de olayların önlenemez noktaya geldiği söylendi. Hemen uçakla Sivas'a gittik. Vilayete gittik, görüşmeler yaptık. Olayı anlatmak mümkün değil. Herkes, tüm yetkililer çok perişan. Sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Televizyonlara çıkıp taziyelerde bulunduk ama tabi hiç biri acıyı dindirecek bir durum değildi bu. Sonra olay adliyeye intikal etti" diye konuştu.

NE KADAR TİTİZ DAVRANIRSANIZ DAVRANIN OLMAYINCA OLMUYOR

Olayların kısa sürede engellenememesinde istihbarat anlamında bilgilerin yanlış olmadığını ancak Sivas'taki yetkililerin takdir hakkını kullandığını vurgulayan Mehmet Gazioğlu, şöyle devam etti:

"Oradaki kamu görevlileri, Sivas'ın şartlarını benden çok daha iyi bilirler. Zaten 'gücümüz yetmiyor' denilmedi. Böyle bir talep gelmedi. Üzücü olay yaşandı. Garnizon Komutanının geçenlerde gazetelerde bir demeci vardı. Vali Beyin kendisine müracaat etmediğini söyledi. Acaba komutan bu olaya el koyabilir miydi Bunlar acabalarla dolu durumlar. Daha evvel sokağa çıkma yasağı ilan edilebilir miydi Tabi bunlar takdir hakkı. 19 yıl önceki olayı bugünkü şartlarla değerlendirirseniz doğruyu bulamazsınız. Devletin bir insana verebileceği en büyük paye valiliktir. O dönemde Vali, İçişleri Bakanlığı olarak bizim mensubumuzdu. Bu nedenle bir şey söylemek istemiyorum. Hayatımın en acı olaylarındandır bu olay. Keşke hiç olmasaydı. Ne kadar titiz davranırsanız davranın, olmayınca olmuyor."

ZAMAN AŞIMININ KAMUOYUNA KASITLI OLARAK YANLIŞ OLARAK AKSETTİRİLDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM

Sivas olayının unutulmayacak, hafızalarda hep taze kalacak bir olay olduğunun altını çizen Mehmet Gazioğlu, "19 yıl önce yaşanan Sivas katliamı bana hayatı zindan eden bir olaydır. 4 ay içerisinde 7 kilo verdim. Beni kahreden bir faciadır. Ancak geçtiğimiz hafta zaman aşımı ile ilgili bir tartışma başladı. Zaman aşımının kamuoyuna kasıtlı olarak yanlış aksettirildiğini düşünüyorum. Olay 1993 yılında oldu. 1994 yılında karara bağlandı. Toplu suçlarda bu kadar hızlı karar verildiği çok enderdir. 120 sanık var. Yargılanmasına hemen başlandı ve sonuçlandı. Bu karar temyiz edildi. 1994 yılının sonunda Yargıtay bu kararı bozdu. 1997 yılında yeni bir karar çıktı. DGM tarafından 33 kişi idama mahkum edildi. İdam cezası kalktığı için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çevrildi. Halen cezaevindeler. 1999 yılında Rahşan affı çıkmıştır. Bu, af kapsamına da sokulmadı. Devlete karşı işlenen suçlar kapsamına girdiği için. Diğerleri de 15 yıla kadar hapis cezası aldılar. Milletimizin kafasını şu karıştırıyor. 1993 yılında bu olay oldu. 2012'de 2'si yaşamını yitiren toplam 5 sanık yakalanamadı ve zaman aşımı nedeniyle affolundu." şeklinde konuştu.

İLLA BİR SUÇLU ARAMAMAK GEREKİR

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın 'Bu dava zaman aşımına uğramıştır. Ancak kamu görevlileri hakkında herhangi bir kusur varsa, ihmal varsa, koruması varsa bu dava açmayı engellemez' şeklindeki açıklamalarını da değerlendiren Gazioğlu,sözlerine şöyle devam etti:

"Herhalde Sayın Arınç kamuoyunun dikkatini dağıtmak, 'idarenin, adliyenin kusuru yoktur' demek için bu açıklamayı yaptı. Arınç'ın ortaya attığı bu tez çok tartışıldı. Gündem arayan medya, buna sarıldı. Bizi 2-3 gün tahakküm altında tuttular. Bütün basın bizi arıyor, 'Arınç böyle dedi, siz ne diyorsunuz' diye. Şunu belirtmek istiyorum. Suistimal, ihmal veya himaye göstermiş olanlar olmuştur belki bilemiyorum. Eğer bir soruşturma açılırsa ne yapacağım Türkiye'yi terk eder, kaçarım mı diyeceğim Bir gazeteye 'o halde bende bildiklerimi söylerim' dedim. Sanırım yanlış anlaşıldı. Sanki ben tehdit ediyorum gibi. Hiç böyle bir şey yok. Sayın Arınç'ın da bunları bilmemesi mümkün değil. Kaldı ki aradan 19 yıl geçmiş. 11 hükümet geçmiş. 100'lerce görevlinin hepsi mi himaye suçu işledi İlla bir suçlu arama durumunda olmamak gerekir."

 

DHA

Gündem Haberleri

Tüm Gündem Haberleri