Bu haber aslında neyi anlatıyor biliyor musunuz?

Türkiye paşaları ve profesörleri dolandıran bu köyü konuşuyor

14 Haziran 2012 Perşembe, 11:31:02Güncelleme: 12:21:49
Onaylanmadı Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
Habertürk'e facebook veya
twitter hesabınızdan hızlı bağlantı yapabileceğiniz gibi e-posta hesabınızla da  yeni üyelik yapabilirsiniz.
Şanlıurfa'daki kontör çetesinin dolandırdığı kişiler arasında profesör ve paşalar bulunuyor Sonra Oku

Ahmet Yukuş - AHT Diyarbakır

Şanlıurfa'da jandarma ve polis, telefonla şantaj yaparak aralarında general ve profesörlerin de bulunduğu yüzlerce kişiyi dolandıran tam 9 çeteyi çökertti. Yaklaşık 200 kişiyi 10 milyon TL dolandıran 55 kişi gözaltına alınarak tutuklandı.

HABERTÜRK, son günlerde “telefon dolandırıcılığı”yla gündeme gelen Şanlıurfa’nın Suriye sınırındaki Akçakale İlçesi’nde vatandaşlarla konuştu. İlkokul mezunu bile olmayan telefon şebekesi üyelerinin, general, profesör hatta savcıları bile nasıl dolandırdığını araştırdı. Akçakale ve Harran’a bağlı Kılıçlı, Bulutlu, Ceylanharabesi, Öncül, Güneren, Bolotlar, Hacı Ekber köyleri ve bağlı mezralar başta olmak üzere yaklaşık 70 köyde 3500 kişinin “telefonla dolandırıcılık” yaptığı iddia ediliyor. Kendilerini savcı ve emniyet amiri gibi tanıtan şebeke üyelerinin yaptığı dolandırıcılığı artık bir sektör haline geldi.

‘DUBAİ İNŞA EDİLİYOR’
Ergenekon ve Balyoz gibi davaların isimlerini kullanarak şantaj yapanlar, günlük 50 ile 150 bin lira arasında haksız kazanç elde ediyor. Kara parayla Harran Ovası’ndaki kerpiç evlerin yerine son 3 yıldır lüks beton evler inşa ediliyor. Evlerde klima başta olmak üzere tüm elektronik eşyaları görmek mümkün. Kılıçlar Köyü, hızlı yapılaşma nedeniyle yöre halkı tarafından “Dubai” diye anılmaya başlandı. Çete üyeleri, özellikle Mersin, İstanbul, Antalya ve Ankara gibi kentlerde ev ve arsa alıyor. Yörede “kontörcü” lakabı verilen dolandırıcılar genellikle 34 ya da 06 plakalı lüks araçları tercih ediyor. Bölgede hızla yaşanan zenginleşme gözle görülür bir şekilde yansıyor. Köylerde süper market ve mağazaları görmek mümkün.

TELEFON ÇETESİ NASIL ÇALIŞIYOR?
- Gazete ve televizyon haberlerini yakından takip ediyorlar. Özellikle terör davalarında ismi geçenleri arayıp, “Terör örgütü PKK-KCK ile bağlantınız var, vereceğimiz hesaplara para yatırırsanız dosyadan isminizi sileriz” diyorlar. Aralarında profesör, savcı, siyasetçi ve avukatların da bulunduğu yüzlerce kişi böyle dolandırıldı. I

- Ergenekon ve Balyoz gibi önemli davaların adı kullanılarak aralarında generallerin bile bulunduğu onlarca kişi aynı yöntemle milyonlarca lira dolandırıldı.

- Çoğunluğu ilkokul mezunu bile olmayan ve kendilerini emniyet amiri, savcı gibi tanıtan çete üyeleri, özel bilgisayar programlarıyla emniyet, jandarma ve savcılığa kayıtlı telefon numaralarının başına “0” gelmesini sağlayıp, bir yandan da telsiz sesiyle kurbanları kolay ikna ediyor.

- Hafta içi 09.00-17.00 saatleri arasında çalışan dolandırıcılar, aradıkları kişilerden parayı banka hesaplarına yatırılmasını istiyor. Çete üyeleri bir taraftan da parayı alacak arkadaşlarını bankaya yönlendiriyor.

- Para bankadan çekildikten sonra ödemeyi yapan kurbana, “İşleminiz tamamlandı, bir sıkıntı olursa arayın, teşekkürler” deyip telefon kapatılıyor.

"MUHTAR OLMASAYDIM BEN DE YAPARDIM"
ÇETENİN merkezi olarak gösterilen Akçakale’nin Bulutlu Köyü Muhtarı İbrahim Alak, şunları anlattı: “Bizim köy kontör işinde en masum olan yer. Çok iyi paralar kazanıldığı için bu iş meslek haline getirildi. Çocuklar bile ‘Büyürseniz ne olacaksınız?’ diye sorduğumuzda ‘Avukat, doktor, öğretmen ve kontörcü olurum’ diyorlar. Bu işten ayda 1 milyon lira kazanan kişiler de olduğunu duyuyoruz. Toplumda ciddi bir ahlaki çöküntü oluştu. Kimse harama-günaha bakmıyor. Bunun önüne geçilmesi lazım. Bizim cahillere inanıp para veren eğitimli yöneticileri duydukça gülüyoruz. Haksız olarak ciddi bir zenginleşme var. Muhtar olmasaydım ben de kontör işine girerdim. Devlet yapılan bu işten haberdar.”


04.30'DA YENİ BASKIN
TELEFON dolandırıcılarına yönelik son operasyon ise dün gece Adıyaman ve Şanlıurfa polisi ile jandarma işbirliğiyle düzenlendi. Saat 04.30’da 400 polis ve askerin katılımıyla düzenlenen operasyonda Akçakale’ye bağlı Ohali, Keçili, Zenginova, Alınak, Ekinyazı köylerinde 15 kişi gözaltına alındı. Adıyaman’da ise 5 kişi gözaltına alındı. Operasyonda zanlılara ait 2 otomobil, 2 traktör, 3 motosiklete ve bir miktar para ile altına el konuldu.

Gazete Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı önceki günkü yazısında bu konuya değinmişti:

- Yine bir şantaj çetesi çökertilmiş.
Çetenin merkez üssü Şanlıurfa’nın Akçakale İlçesi’nin Bulutlu Köyü.
İnsanları arayıp “Biz MİT’teniz. Ergenekon’la ilgin var. Şu kadar para verirsen seni kurtarırız” diyorlar.
Arananlar da “Manyak mısınız lan! Benim Ergenekon’la falan ilgim yok. Defolun!” demiyor.
En azından bazıları demiyor ve kurtulmak için parayı basıyorlar.
Üstelik de ne Ergenekon’la ne de başka bir şeyle alakaları olmadığı halde.
İçlerinde generaller var, profesörler var, emniyet müdürleri var. Ne ararsan var.
Bakıyorum da herkes bu arayanlara inanıp parayı verenlere gülüyor ama bu durum gülünecek bir durum değil.
Tam aksine ülke adına ağlanacak bir durum.
Çünkü bu durum bir “işaret”, bir “gösterge”.
Neyin göstergesi biliyor musunuz?
Memlekette bir korku imparatorluğunun oluştuğunun ve hukuka inancın, güvenin bittiğinin göstergesi.
İnsanlar masum bile olsalar, suçla, çetelerle bağlantılarının olmadığından emin bile olsalar, “Ne olur ne olmaz. Başım bir belaya girerse kendimi kurtaramam” diye korkuyorlar.
Okumuş, yazmış, eğitimli, bilgili vatandaşlar dahi aleyhinde bir delil olmasa bile delil üretilebileceğine, delil üretilmese bile yargıya meramını anlatamayacağına, anlatsa bile yıllarca tutuklu kalacağına inanıyor.
Bu yüzden de “Ne olur ne olmaz” diyerek bu çetelere para veriyor.
Bu çetelerin başarısı devletin çürüme kokusudur.
Bu kokunun nedeni ise tecelli etme güçlüğü içindeki yargıdır.


Hürriyet Gazetesi yazarı Ahmet Hakan bugünkü köşesinde aynı konuyu yazdı:

- HABER şu:

-  Kendilerini “polis” ve “özel yetkili savcı” olarak tanıtan çete üyeleri yakalanmış.
-  Çete üyeleri üniversite profesörlerini “KCK bağlantınız tespit edildi, biraz para verirseniz sizi kurtarabiliriz” diye tehdit edip para sızdırmışlar.
-  Aynı çete üyeleri generalleri de “Ergenekon bağlantınız dinlemeye takıldı” diye korkutup dolandırmışlar.
-  Çete bu yöntemle 10 milyon TL çarpmış.

* * *
Size bir şey söyleyeyim mi?
Ben “Özel Yetkili Mahkeme” meselesini bu kadar çarpıcı bir şekilde anlatan başka bir metne rastlamadım.
Bu haber, binlerce makaleye, söyleve bedel bir haberdir.
Hatta şunu bile söyleyebilirim:
Ekrem Dumanlı’nın ya da Hüseyin Gülerce’nin günlerdir yazıp çizdiklerini şu beş on satırlık haber yer ile yeksan edebilmiştir.

Gündem Haberleri

Tüm Gündem Haberleri