BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!
Paulo Coelho
Paulo Coelho

“Cengiz Han silah olarak en sevdiği şahinini kolunda taşıyormuş. Şahin bütün oklardan çok daha iyi ve çok daha isabetliymiş çünkü gökyüzüne uçup insanların göremediklerini görebiliyormuş.”

Cengiz Han ve şahini

21 Ağustos 2017 Pazartesi, 10:48:48

Orta Asya ülkelerinden Kazakistan’a kısa zaman önce yaptığım bir seyahatte, silah olarak şahinleri kullanan avcıları av yaparlarken yakından izleme fırsatı buldum. “Avlanmak” konusunu tartışmak istemiyorum, zira şunu söylemeliyim ki, buradaki olay tabiatın doğal döngüsünden başka bir şey değil aslında.

Avcılarla birlikteyken yanımda tercüman yoktu ama bu durum sorun yaratacağı yerde şans oldu. Onlarla konuşma şansım olmadığından yaptıklarını daha büyük bir dikkatle izleme fırsatı buldum: Beraber olduğum ekip durdu ve kolunda şahin olan adam birkaç adım öteye gidip kuşun başında takılı olan küçük gümüş maskeyi çıkardı. Neden tam o noktada durmaya karar vermişti, bunu sorma şansım yoktu.

Kuş havalandı, gökyüzünde birkaç daire çizdi, sonra kararlı bir şekilde belli bir hedefe doğru dalışa geçti, dağ geçidine doğru alçaldı ve indiği yerde kalakaldı. Hepimiz kuşa doğru yürüdük ve pençelerinin arasında bir tilki yakalamış olduğunu gördük. O sabah aynı sahne bir kez daha tekrarlandı.

Köye geri döndüğümüzde, orada beni bekleyen kişilerle buluştum ve onlara şahini bütün bu gördüklerimi yapması için nasıl eğittiklerini sordum. Buna sahibinin kolunda nasıl nazikçe durduğu sorusu da dahildi. (Şahin benimkinde bile durmuştu: Kollarıma deri bileklikler taktılar ve kuş oraya tutundu, keskin pençelerini görebiliyordum.)

Ama sorum boşunaydı. Kimse bunu nasıl açıklayacağını bilemiyordu. Bunun nesilden nesile geçen bir sanat olduğunu söylüyorlardı. Babalar çocuklarına, çocuklar da kendi çocuklarına öğretiyorlardı. Ama geri planda karlı dağlar, onun önünde atına binmiş bir avcının silüeti, kolundan havalanıp gökyüzüne yükselen şahin ve oradan tam onikiden hedefine dalışı sonsuza dek gözümün önünden gitmeyecek.

Öğle yemeği sırasında oradakilerden birinin anlattığı bir efsane de sonsuza dek hafızamda kalacak.

Bir sabah Moğol İmparatoru Cengiz Han ve adamları avlanmaya çıkmışlar. Ona eşlik edenler ok ve yay taşırken, Cengiz Han silah olarak en sevdiği şahinini kolunda taşıyormuş. Şahin bütün oklardan çok daha iyi ve çok daha isabetliymiş çünkü gökyüzüne uçup insanların göremediklerini görebiliyormuş.

Ancak o sabah av ekibi ne kadar istekli olsa da herhangi bir av bulamamışlar. Hayal kırıklığına uğrayan Cengiz Han, kampa dönünce sinirini adamlarından çıkarmamak için onlardan uzaklaşmış ve şahinini de alıp tek başına yürüyüşe çıkmış.

Ormanda düşündüğünden daha uzun süre kalmışlar, haliyle Cengiz Han yorulmuş ve susamış. Yaz sıcağı dereleri kuruttuğundan içecek hiçbir şey bulamamış -taa ki bir mucize olana kadar!- Hemen önündeki kayanınw üzerinden ip gibi bir suyun aktığını görmüş.

O anda şahinini kolundan salmış, hep yanında taşıdığı küçük gümüş kupayı çıkarıp suya uzatarak uzun süre dolmasını beklemiş. Tam suyla dolan kupayı dudaklarına götürecekken şahin birden olduğu yerden havalanmış ve kupayı Cengiz Han’ın ellerinden kapmış, götürüp uzak bir yere atmış.

Cengiz Han çok öfkelenmiş, ama o en sevdiği hayvanıymış, belki o da susamıştır diye düşünmüş. Gidip kupayı almış, üzerindeki tozları silkelemiş ve tekrar suyla doldurmaya başlamış. Kupa tam yarısına kadar dolmuşken şahin tekrar saldırmış ve tekrar suyu dökmüş.

Cengiz Han bu hayvanı seviyormuş sevmesine ama hiçbir şekilde kendisine saygısızlık yapılmasını kabul edemezmiş. Zira biri uzaktan izliyor olabilir ve sonra hanın askerlerine büyük imparatorun basit bir kuşu bile eğitmekten aciz olduğunu anlatabilir diye düşünmüş. Bu kez belinden bıçağını çekip çıkarmış, diğer eliyle de kupayı tutup bir kez daha suyla dolmasını beklemeye başlamış. Bir gözü suda, diğer gözü ise şahindeymiş. Kupası tekrar yeterince dolduğunda hemen içmeye hazırlanmış ama o sırada şahin de kanatlanıp ona doğru gelmeye başlamış. Han, tam doğru zamanda yaptığı hamleyle üzerine atılan kuşu göğsünden bıçaklamış.

Kupadaki suyu dökülen Cengiz Han bakınca kayadan incecik akan suyun kuruduğunu görmüş. Ne pahasına olursa olsun o suyu içmeye kararlı olan han, suyun kaynağını bulabilmek için kayanın üzerine tırmanmış. Gerçekten de kayanın tepesinde bir su birikintisi varmış ama hanı orada kötü bir süpriz bekliyormuş. Su birikintisinin tam ortasında o bölgenin en zehirli yılanlarından birinin ölüsü yüzüyormuş. Eğer suyu içmiş olsaymış Cengiz Han artık bu dünyada olamayacakmış.

Cengiz Han kolunda ölü şahiniyle kampa geri dönmüş. Sonrasında çok sevdiği kuşun altından bir heykelini yaptırmış. Bir kanadında şu sözler yazıyormuş:

“Bir dostun sana hoşuna gitmeyen bir şey yapsa bile, unutma o hâlâ senin dostundur.”

Diğer kanadında ise şu yazı varmış:

“Öfkeyle kalkan zararla oturur.”

(Çeviren: Mine Akverdi Denktaş)

YORUM YAP 1
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
2000
  • Misafir 15 Ağustos 2017 Salı 10:23 cengiz han hanların hanı
2000