Ve işimiz bitti...
Bu hafta rotayı, Gümüşsuyu'ndan Adalar'a oradan da her gece İstanbullular'a tiyatro şenliği yaşatan Kadıköy'e çeviriyoruz. Arka fonumuzda da; Ortaçgil ve Kızılok'un "Bir Nihavend Yalnızlık" şarkısı
memisbetul@gmail.com
“Devir yolunu bulma devriydi, çağ ıvır zıvır çağı... Dünya internetten akan parayla dolmuştu ve biz de kendi payımıza düşeni alıyorduk." Bu sözler Joshua Ferris’in “Ve İşimiz Bitti” kitabından. Hafta sonu, geçtiğimiz sezon tiyatro rotasını benimle kolaçan eden (Bkz: 9 Haziran tarihli yazımda dillendirdiğim zat-ı muhterem.) Ökkeş Dayı’nın ömür sayacına bir gün daha eklemesi sebebiyle Gümüşsuyu Park Cafe’deydik. Masamdaki mey muhabbetinin sahipleri; medya alemini dört bir koldan sarmış bünyeler olunca ve yaşlar da eh artık kemale erince, mevzu bu devir ve bu çağ oldu.
Herkes derin bir koşturmacadan ve bir yerlere yetişme telaşından dem vur(uyor)du. Büyük plazaların içinde, kapı önü sigara molalarından, telefon mesajlaşmalarında sesli harflerin yokluğundaki sosyalleşmelerinden, kocaman kocaman egoları-mızı daha da şişirmeye endeksli yaşadığımız bu devirden bahsettik. Yüce ideallerle çıkılan bu yolda üç kuruşa sağıltılan hayallerle yüz göz olma hallerinden ve daha ıspanak-ın tadını tanımlayamayan türlerin kardeşliğinden yakındık. Meyin devamında, iki katlı pastanın mumları üflendi, dilekler tutuldu. Nietzsche’nin aksine bizim buralarda-yalancı cennetimizde, umut süründürmüyor, daha da şevklendiriyordu galiba. Tam da Ferris’in “Ve İşimiz Bitti” kitabında da dediği üzere; “Şimdi tam da belki çalışmak modern bir intihar yöntemidir. Çalışan insan bir anlamda kendi ipini kendi çekiyor olabilir mi?” Ya siz, bu yolunu bulma devrinden ve ıvır zıvır çağından ne kadar nasiplenip, umutlu-mutsuzluğa bir adım daha yelken açıyorsunuz?
‘ADA SAHİLLERİNDE BEKLİYORUM’
Hafta içi ev taşıma telaşındaydım. Ne kadar basiretli bir serüvenmiş, bir evden diğer eve geçme serüveni. Anladığım prosedür denen uğraştırmalık (elektrik, su, doğalgaz, ikametgâh) olaylar sadece bir insanın asabiyet ölçüsünü sınadığı cetvel olabiliyor. (Hoş benim o cetvelim, bayağı bir kabarık ve sicilim haşırtılarla kaplı ama…) Algılamada yetersizlik hat safhada olunca, bir kez daha anlıyorum ki detaylar cumhuriyeti burası.
Bu kadar koşturmadan sonra bünyeye iyi niyet göstergesi olarak da cumartesi günümü, Ada fanı bir bünyenin şenlik davetiyle ödüllendirdim. Zira Adalar, güzel bir kültür sanat aktivitesinin heyecanını yaşıyor; İstanbul’un ilk çağdaş kent müzesi olan Adalar Müzesi’nin stardı verildi. Ön açılışı yapılan Adalar Müzesi merhabasını, “Ada Sahillerinde Bekliyorum” ve “Adalılar” başlıklı sergileriyle verdi. 2009’un Mart’ında çalışmalarına başlanan müze; Adalar’dan esinlenerek yaratılan kültür ve sanat eserlerini, yaşanan sürgünleri, göçleri ve anıları, çağdaş müzecilik tekniğiyle bugüne ve geleceğe taşımayı, aynı zamanda Adalar’daki diğer müzelerle ilişkilendirip, bir “müzeler kompleksi” oluşturmayı hedefliyor. Adalar Müzesi eski Büyükada İlkokulu -diğer adı ile Taş Mektep- binasında kuruluyor. Bu binada ulusal ve uluslararası paylaşım zemininde Adalar’ın tüm zenginlikleri, tarihsel birikimleri sergilenecek. Hedef her türlü belge, hatıra, obje, film ve fotoğrafın toplanması... Müze; Adalılar’a ve kamuoyuna yönelik “paylaşma çağrısı”nı, 8 Ağustos-12 Eylül tarihleri arasında, Büyükada İskele Meydanı’nda düzenlenecek bir açık hava sergisi aracılığıyla duyuracak. “Nasıl bir müze” sorusuna ipuçları vermeyi amaçlayan serginin teması ise “Anılar Yok Olmasın, Paylaşılsın, Geleceğe Aktarılsın”. Kısaca; geçici sergilerle müze açılışı arasındaki 40 gün boyunca gerçekleştirilecek konserler, yarışmalar, belgesel-film gösterileri, söyleşiler ve toplantılarla Büyükada'yı hareketli günler bekliyor. Hadi siz de bir Ada vapuruna atlayın (vapurda önümüze değil, denize ve İstanbul’a bakacağız, rica edecğim, gazete ve kitapları sonra da okuruz.)! Sonrasında bu şenliğin ve Ada’nın tadını çıkarın! (Güzel olmaz mı, İstanbul’un bunaltıcı ve karamsar sıcağından, Ada’nın püfür püfür esen rüzgârına teslim olmak.) www.adalarmuzesi.org
KADIKÖY’DE HER GECE TİYATRO
Her şey ve her yer “matrix” söyleminden mütevellit (Bkz. “ekşisözlük”teki matrix- tanımlarına ve 2001 yılında gösterime giren Komiser Şekspir’de ‘Tatü’ karakteri -oynayan Okan Bayülgen-, Tarlabaşı-Şişhane cadde ortasında; “Yoksunuz… Ne bu binalar, ne bu şehir. What is matrix ulan…” repliği), yolumuzu sokağa çevirmişken, sırada 8.’si düzenlenen Kadıköy Belediyesi Tiyatro Festivali var. 10 Ağustos’a kadar, her akşam saat 21.00’de, Özgürlük Parkı’nda meraklılarını ağırlayacak olan festivalin programı şöyle;
Bu gece: Tiyatro Dialog / Evliliğe Gelinceee!
4 Ağustos: / Kartal Sanat Tiyatrosu / Sınır
5 Ağustos: / Tiyatro Kedi / Bir Yaz Gecesi Rüyası
6 Ağustos: / Asuman Dabak Tiyatrosu / Harika Doğum Günü
7 Ağustos: / Tiyatro İstanbul / Altı Haftada Altı Dans Dersi
8 Ağustos: / Dostlar Tiyatrosu / Marx’ın Dönüşü
9 Ağustos: / İstanbul Halk Tiyatrosu / Alevli Günler
10 Ağustos: / Sadri Alışık Tiyatrosu / 72. Koğuş
SONUNDA…
Yazı tam bitti derken, İKSV’den şahane bir haber alıyorum. Heyecanımı da tavşan hızıyla paylaşmak istiyorum. 2000’lerin ortasında, “insan haklarının ihlal edilmediği ülkelerde konser veriyoruz” gerekçelerinden yola çıkarak, konser rotasında memleketim coğrafyasını es geçen U2’nin biletleri nihayet satışa sunuldu. (Demek Türkiye’de ihlallar konusunda bir ilerleme olmuş ya da tamamen duygusal.) U2’nin ‘360° Turnesi’nin Avrupa ayağı kapsamında gerçekleşecek olan konser, 6 Eylül Pazartesi, Atatürk Olimpiyat Stadı’nda. Dün satışa sunulan biletlerin 750 ve 550 TL’lik locaları tükenmiş. (Anlaşılan kriz, birilerini pek incitmemiş galiba…) Neyse ki 375 ve 50 TL arasındaki biletler için hâlâ bir şansımız var… Haydi pamuk eller cebe! Tel: (216 556 98 00)
NE DİNLİYORUZ? (Bir Nihavend Yalnızlık)
Fikret Kızılok ve Bülent Ortaçgil’den; “Evveli günün ağırlığı / Gözkapaklarımda /
Bugün daha başlamamış / Cep elimle dolu / Bir telaş var etrafımda / Gazeteler aynı, politika sayfası / İçtiğim sular, güzel kadınlar gibi / Rüzgâr var mı, bulut yok / … Kanımca her şey boşuna” sözleriyle beni benden alan Bir Nihavend Yalnızlık adlı şarkı. Bugünlerde iyi gider kanısındayım…