28 MART 2017
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Fransız yazar Saint Exupéry’nin 1943’te yazdığı kült çocuk romanı Küçük Prens’in Türk hayranları, tutkuyla bağlı oldukları roman kahramanıyla ilişkilerini ve onun macerasını takip ederken oluşturdukları koleksiyonlarının hikâyesini anlattı...

HT CUMARTESİ / HEJA BOZYEL - PINAR ERBAŞ

İlk kez yayınlandığı 1943’ten beri efsane olmuş bir kitap. 200’den fazla dile çevrilmiş bir roman. Aynı zamanda tüm dünyada binlerce koleksiyonerin tutku nesnesi haline gelmiş bir kahraman. Fransız yazar Antoine de St. Exupéry, ABD’de yaşadığı dönemde yazdığı ve ilüstrasyonlarını çizdiği Küçük Prens romanıyla aslında çocukları hedeflemişti.

Aradan geçen 67 yılda Küçük Prens çocuklardan ziyade büyüklerin ilgisini çeken bir esere dönüştü. Bugün Küçük Prens çocuklar kadar yetişkinlere de hediye ediliyor. Her türlü eşyası satılıyor. Hele bir de o koleksiyonerleri yok mu! Yeni bir Küçük Prens baskısı bulabilmek için en ücra köşedeki sahaf dükkânını bile didik eden, seyahate çıkan arkadaşlarına duyulmamış dillerdeki Küçük Prens ısmarlayan, internetteki diğer koleksiyonerlerle takas yapan ciddi bir kitle söz konusu.

Türkiye’de de koleksiyonunu çok ileri boyutlara taşıyan Küçük Prens fanatikleri mevcut. Biz de Ankara ve İstanbul’daki Küçük Prens koleksiyonerlerini bulduk. Onlardan bu efsaneyle kurdukları maddi ve manevi ilişkiyi dinledik.

Tasarımcı, sanat yönetmeni ve yaratıcı yönetmen Mehmet Sobacı (47), yayın dünyasındaki kariyerinden sonra 1993’ten beri Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyor. Grafik tasarım ve reklam kampanyaları dersleri veriyor. Zamanının da büyük bölümü okulda, evde bilgisayar başında geçiyor. Ancak, onu bu dünyadan çekip çıkaran bir özelliği daha var. O aynı zamanda bir Küçük Prens koleksiyoneri. Hem de en sıkısından. Sobacı’nın evinde 98 ayrı dilde yayınlanmış 550 Küçük Prens kitabı var. Evet, doğru okudunuz. Kapak tasarımları, sayfaları birbirinden farklı tam 550 Küçük Prens kitabı.

"Küçük Prensi ilk kez 12 yaşında okudum. Ortaokuldaki Türkçe öğretmenimiz bize kitaplardan bölümler okurdu. Saint Exupéry’nin Küçük Prens kitabından okuduğu bölüm çok hoşuma gitmişti. Bir an önce kitabın tümünü okumak istedim, ama hiçbir yerde bulamadım. Bir arkadaşımın ağabeyi siyasi kaçak olarak İngiltere’ye gitmişti. Oradan bir Küçük Prens kitabı yolladı. Bu sayede kitabı okuyabildim."

Sobacı, 30’lu yaşlarına geldiğinde Küçük Prens kitaplarının bir koleksiyonunu yapmaya karar verdi. Önce Türkiye’dekilerle başladı. Ankara Üniversitesi’nde çalışmaya başlamadan önceki yıllarda da eğitimci arkadaşlarına Küçük Prens kitabını hediye ediyordu. 15 yıllık bir çabanın sonunda 300’e yakın Küçük Prens kitabından oluşan bir koleksiyon oluşturmayı başardı. "Çoğunu kitapçılardan, sahaflardan topladım. Yurtdışına neredeyse hiç çıkmadım, gittiğim tek yer Kıbrıs. Farklı ülkelere giden arkadaşlarıma sipariş veriyordum, onlar getiriyordu."

ÇİNCE KİTABI KİMİN YOLLADIĞINI HÂLÂ BİLMİYORUM
Zamanla Mehmet Sobacı’nın koleksiyon yaptığı duyuldu. O söylemeden de arkadaşları ona Küçük Prens kitapları taşımaya başladı. "Mesela bir gün masamda New York’tan gönderilmiş bir paket buldum. İçinde Çince Küçük Prens kitabı, yine Çince bir not ve yazının sonunda Vedat diye bir imza vardı. Bu kitabı kimin yolladığını hâlâ bilmiyorum. O Vedat bir gün ortaya çıkıp kendini bana tanıtırsa çok sevinirim, kendisine teşekkür etme fırsatım olur."

Sobacı, giderek genişleyen koleksiyonuna yeni Küçük Prens kitapları katabilmek için yıllar içinde internetten da faydalanmaya başladı. Son yıllarda Facebook gibi sosyal ağ sitelerinden diğer Küçük Prens hayranları ile irtibat kurdu. "Fransa, Brezilya ve Arjantin’deki koleksiyonerleri buldum. Bu sayede elimizdeki kitapları takas etmeye başladık. Ben onlara Türkçe baskılarını buldum, onlar bende olmayanları tamamlıyordu. Özellikle kapağında küçük zenci bir çocuk olan, Bambara dilindeki kitabı çok aradım. Benim gibi Küçük Prens toplayan bir arkadaşım o kitabı bulup ikimize de fotokopi çektirdi."

KÜÇÜK PRENS HAYATA BAKIŞIMI DEĞİŞTİRDİ
Geçen yıl ise Mehmet Sobacı’nın koleksiyonu için adeta bir patlama yılı oldu. Sadece bir yıl içinde koleksiyonuna 250 kitap daha katmayı başardı. "Bildiğim kadarıyla kitabın dünyada 190 ayrı dilde baskısı yapılmış. Şu anda bende 98 ayrı dil ve lehçedeki toplam 550 kitap var. Bunların 104’ü Türkiye’den, kalanı yurtdışı baskıları." Son 20 yılda Küçük Prens’le bu kadar haşır neşir olmak Mehmet Sobacı’yı manen de etkilemiş. Koleksiyoner olarak aldığı tatminin yanı sıra hayata bakış açısını değiştirmiş. Elde edilen şeylerin değerini daha iyi bilmesini sağlamış.

"Kitapta, insanlığa ve hayata dair çok ilginç örnekler var. Örneğin, halkı olmayan kral, hiç askeri olmayan general, işlevi olmayan matematikçi gibi... Yani birtakım uvanlara sahip olabilirsiniz, ama altı boşsa unvanın hiçbir kıymeti yoktur. Bazen, unvanları ile var olan insanları gördüğümde Küçük Prens’teki tipler geliyor aklıma. İsimlerinin başındaki adları çektiğinizde geriye çok az şey kaldığını düşünüyorum."

Küçük Prens, Sobacı’nın kızıyla ve öğrencileriyle ilişkilerini bile etkiliyor. Örneğin üniversitede, öğrenim yılının ilk dersine tıpkı kendi hocaları gibi Küçük Prens’in ilk bölümünü okuyarak başlıyor. "Kitapta pilotun Küçük Prens’le ilk karşılaşma anını hiç aklımdan çıkarmam. Pilot uçağını onarmak zorunda, çünkü hayata, yuvarlağa geri dönmesi lazım. Derken küçük prens geliyor ve ‘Bana koyun çizer misin’ diyor. Ben de bir işle meşgulken, onu bitirmeye çalışırken kızım ya da bir öğrencim yanıma geldiğinde önce hışımla yerimden dönecek gibi oluyorum. Sonra aklıma bu hikâye geliyor. Her şeyi bir yana bırakıp benden koyun çizmemi isteyen öğrencime dönüyorum. Bu okulda ne için var olduğumu hatırlıyorum."

BU BİR ÇOCUK KİTABI DEĞİL
"Küçük Prens, Fransa’da 20. yüzyılın çocuk kitabı seçildi. Fakat, bana göre bu kitap çocuklara göre değil. Kızım 10 yaşındayken Küçük Prens okumaya başladı ve bitiremedi. Aynı durumu başka çocuklarda da gözlemledim. Aynı şey benim için de geçerli. Kitabı 30’lu yaşlarımda ikinci kez okuduğumda, aldığım tat bambaşkaydı."

İSPANYOLCA BİR BASKISI 5 CM
Koleksiyonumda pek çok değişik Küçük Prens kitabının bulunması büyük şans. Farklı diller, alfabeler, tasarımlar gözümü zenginleştiriyor. Aynı sayfayı değişik dilde yazılmış kitaplardan açıp karşılaştırma yapıyorum. Harflerin birbirleriyle ilişkilerine bakıyorum. Asıl işim tasarım olduğu için topladığım kitapların kapak dizaynlarına dikkat ediyorum. Mesela kitabın dünyadaki ilk baskısının kapağını çok güzel bulurum. Cildiyle, kapak rengiyle, çok özenilmiş bir kitaptır.

Türkiye’de çıkan ilk baskı da çok güzeldi, geçen yıl yayınlanan üç boyutlu baskılar da öyle. Bunun dışında İspanyolca bir baskı var. 5 cm büyüklüğünde bir kitap. Ciltli, üstünde kabartma şeritleri vardır. O da çok hoşuma gidiyor. Yine İspanya’da 50. yıla özel bir Küçük Prens bastılar, giriş bölümünde yazar SaintExupéry’nin 20’ye yakın eskizi var. Bazı yerleri suluboya ile çalışmış, bir yerde kahve lekesi var, başka bir sayfada sigara yanığı. Uygun bir zamanda, her dilden bir cümleyi art arda koyarak yazılmış, evrensel bir Küçük Prens kitabı yayınlama projem de var. Kızımın resimlerini çizip kendi el yazısıyla yazdığı Küçük Prens kitabı da benim için çok kıymetli.

YÜKSEK LİSANS TEZİNDE KÜÇÜK PRENS'İ YAZDI
Çevirmen Damla Kellecioğlu da ortaokul yıllarından beri tam bir Küçük Prens tutkunu. Küçük Prens’i ilk kez 6 yaşında okumuş ama her çocuk gibi o da Küçük Prens’i sevmek için büyümeyi beklemiş. 14 yaşındayken bu kez bir öğretmenleri okulda Küçük Prens’i okutup tartışmaya açmış. "O dersi veren öğretmen sonradan manevi annem oldu" diyor.

Evinin her yerinde Küçük Prens posterleri var. Mutfağında çerçeveli bir önlüğü, oyuncakları, 48 farklı dilden kitabı, pulları, kartpostallarıyla hatırı sayılır bir Küçük Prens koleksiyonuna sahip. Kitaplarını internetten satın almıyor çünkü koleksiyonundaki her Küçük Prens kitabının bir hikâyesinin olmasını istiyor. Kellecioğlu’nun koleksiyonunun en önemli kitabı ise 1943’e yani ilk basıldığı yıla ait sararmış bir Küçük Prens. "Koleksiyonumun en gözde parçalarından biri Fransızca 100. yıl edisyonu. Bunun yanı sıra Danca, Katalanca, Sırpça, Taice, Japonca, Baskca, Portekizce, Ermenice, Arapça, İbranice, Urduca, Çekçe, Yunanca, Farsça, Hırvatça, İsveççe, Flamenkçe, Bulgarca, Macarca Küçük Prens’lerim var. Mesela geçenlerde Baskça’sını anlamak için oturup Baskça dilbilgisini inceledim."

2005’te bir arkadaşı İrlanda’da İrlanda dilinde Küçük Prens’i aramış ama artık basılmadığını öğrenmiş. Başka bir arkadaşı Gürcistan’da kitapçıya Küçük Prens’i sorunca adamın gazabıyla karşılaşmış. Kitapçı arkadaşını "Kimin için arıyorsun? Her hafta birisi Gürcüce Küçük Prens kitabı soruyor, bu ne böyle, yok kitaptan" diye azarlamış.

Kellecioğlu’nun merakı sadece kitaplar ve objelerle sınırlı değil. Dahası da var: Sol kolunda, içinde Küçük Prens’teki koyunun bulunduğu kutu şeklinde bir de dövmesi var. "Fransa’da o kutunun aynısından buldum. Kutu koyunuyla birlikte satılıyordu ama ben inat ettim ve sadece kutuyu satın aldım. Şimdi bir de fil yutmuş yılan dövmesi yaptırmak istiyorum."

Kellecioğlu, yüksek lisans tezini de Küçük Prens üzerine hazırlamış. Üniversite mezuniyetine de, ailesinin her üyesi, kuzenlerinden babaannesine kadar herkes Küçük Prens tişörtleri ile gitmiş. Hatta Bulgaristan’dan gelen kuzenine kral baskılı tişörtü giydirmişler.

Aslıhan Kandemir (Tiyatro Oyuncusu)
‘Ne kavranılmaz bir yer şu gözyaşı ülkesi’ 

Aslıhan Kandemir’in kürek kemiğinin altında, Küçük Prens’in dünyaya geldiği ve kaybolduğu noktanın dövmesi var. Kandemir daha çok Küçük Prens baskılı giysiler ve aksesuvarlarla ilgileniyor. Kitabı ilk kez, tam anlayarak lisede okumuş. Şimdi de ara ara açıp okuyor. "Üç boyutlu baskısı o kadar güzel ki; her gün okunabilir zaten.” Aslıhan Kandemir’i Küçük Prens kadar yazar SaintExupéry’nin hikâyesi de etkiliyor. Kitaptan en sevdiği cümle ise: “Ne kavranılmaz bir yer şu gözyaşı ülkesi."

 


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300