ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

GAZETE HABERTÜRK / ÜMRAN AVCI

Yekta Kopan ile hem 41 öyküden ulaşan kitabı 'Kediler Güzel Uyanır'ı ve "edebiyatın gayrımeşru çocuğu: öykü" yü konuştuk...


Kitapta, kısa, çok kısa öyküler var. Ama ne çok şey anlatıyor...

Bu kitabın metinlerin bazısının kısalığına rağmen çok geveze olduğuna, bazılarının da bir öncekinden daha uzun bile olsa daha sessiz olduğuna inanıyorum.

Derleme bir öykü kitabının hazırlığında eski öykülerle yenileri birleştirme çalışması yaparken geriye dönük okumayla ortaya çıkan geçmişle yüzleşme nasıl bir duygu?

Eski defterleri karıştırarak yazı üzerinden yapılan yüzleşmenin iki boyutu var. Bir, profesyonel bakabiliyorsun. Geçmişte yazdığınız metinleri şimdiki zihninizle, yazarlık bilginizle, donanımınızla, geçmiş yıllarda edindiğiniz tecrübelerle değerlendirerek kendinizden not kırabiliyor veya bütünlemeye bırakabiliyorsunuz. İkincisi, o notların alındığı zaman, defterdeki bir leke, o defterin elinizde, çantanızda dolaştığı günleri hatırlamak falan gibi bütün geçmiş zamandan, hayattan not kırıyorsun.

"Kim Önce Kırpacak Gözünü" adlı öyküde atama bekleyen öğretmenler de var. Neden girdiler öyküye diye sorarak edebiyat üzerinden de olsa onlardan bahsetmiş olalım istiyorum...

Yazarken o anki en derin hissimi ararım. O anki en derin hissime kadar gitmek isterim. O öyküyü yazarkenki dönemde, atama bekleyen öğretmenlerin gayet içten bir şekilde gür çıkardıkları sesin bile duyulmuyor olmasının isyanı, öfkesi vardı içimde. İnsana göz kırptırmayacak derecede gözümüzü tümüyle açık tutmamızı sağlayacak ciddi bir konu. Çıkarılan içten, canhıraş, yüksek bir ses ve bu sesin duyulmasını engellemek için kulaklara tıkılan tıkaçlar. Bir yandan da neden az okuyoruz sorusunun karşılığı kültür sanat politikalarının eksikliği tamam ama eğitim politikalarındaki hatalar işte. O yüzden de gözümüzü kırpmadan oraya bakmamız gerekiyor.

Aynı öyküde, "şiirin kaderinde yanan şairler" var. Hemen aklıma Metin Altıok geldi. "Tekinsizim size göre, ibret için yakılması gereken" diyen ve Sivas'ta yakılarak öldürülen şair...

Elbette ki bir simge isim olarak Metin Altıok ama onunla birlikte Türkiye'de fikri yakılmaya çalışılan, bu başarılamayınca bedenine kibrit çakılan onlarca, yüzlerce ne yazık ki aydın. Metin Altıok bu kaderi doğrudan kelime tanımıyla yaşamış bir insan. Ki, o hem şair, hem de yaşamı şiir olmuş bir isim. Ayrıca ne güzel bir bağlantı ki, - yazdıktan sonra ilişkilendirmiştim - atama bekleyen öğretmenler ve bir öğretmen Metin Altıok. O eğitimcilerin belki de simge ismi. Belki de aralarında Altıok gibi çıkacak öğretmenleri de biz kendi kaderlerine gömüyoruz. Metin Altıok tüylerimi diken diken eden bir günün, bir kaderin, o dönemin hala isini, pasını, o yangın yağını üstümüzde taşımamıza neden olan bir zihniyetin bizden aldığı çok önemli bir isim.


EDEBİYAT İYİ GELİYOR

Bunlar bizim gerçekliklerimiz. Hemen arkasından tam da kitapta yer aldığı gibi "kitaplardan başka nefes alacağımız balkon kalmadı" galiba...

Bu gerçekler şehri bizi bizden o kadar alıyor ki. Bizim bu söyleşiyi yaptığımız gün, eksi 5 - eksi 10 derecede donan Van'daki insanlara uyanıyoruz. Bu röportajı yaptığımız gün, töre illetinin takip ettiği bir kurşunla ölmüş adamın cansız bedeni görüntüsüne uyanıyoruz. Kişisel hikayelerimizi insanların gündeminden ayrı tutamayız. Dolayısı ile o hikayeleri yarına ulaştırabilmenin neredeyse tek yolu oldu kitaplar, sanat... Gerçekten nefes almamız lazım ki bir yarın oluşturalım kendimize. Bizi sanattan daha iyi anlatacak birşey bilmiyorum. Birden konuşurken kendimi çok kibirli hissettim. Sanki birşeyleri anlamış, çözmüş de onlar üstüne büyük, küreklerle laf eden bir adam gibi hissettim kendimi. Ama aslında bunlar kibirden değil, çaresizlikten ettiğim laflar. Röportaj yaparken ben de, karşımdaki de ne halde olduğumu biliyor ama sonradan okuyunca o kadar soğuk ve kibirli geliyor ki. Yaşadığım gün karşısında kendimi çaresiz hissediyorum. Soğuktan ölen çocuk için kendimi çaresiz hissediyorum.

TÜYAP'ta "Edebiyatın gayrımeşru çocuğu öykü" adlı bir tartışmaya katıldınız Ayfer Tunç ve Murat Gülsoy ile bereber. Tanımlama üzerine konuşmak istiyorum.

Bu başlık Ayfer'in bulduğu bir başlık. Öykünün edebiyat algısı içindeki yeri, zaman zaman konuştuğumuz bir konudur. Şunun çok net farkındayız ki, öykü romanın yancısı ama şiire ulaşamayacak kadar da arada kalmış bir tür olarak gözü bağlanmış olarak - piyasa koşulları tarafından – kendi yolunda nereye gideceğini bilmeden yürümeye bırakılmış gibi. Bir yandan sorduğunuzda öyküyü çok severim, çok okurum diyen bir okur kitlesi görüyorsunuz, bir yandan Türkiye'nin gürül gürül akan iyi bir öykü damarı vardır. Ama bir yandan da öykü kitapları çok da okunur durumda değil. Çok da satmıyor. Ya da öykü basan dergiler çok büyük ilgiyle karşılaşmıyorlar. Ki, öykünün asıl yaşadığı yer benim bakış açımla dergilerdir. Öykülerin nefes aldığı yerdir dergiler. Ve şunu biliyorum ki edebiyat insana iyi geliyor. Bana iyi geliyor en azından. Öykü ana bakabilme yeteneğini kazandırır bize. Edebiyat dünyanın en eğlenceli şeyidir. Hüzünlü, acı, bizi bizle yüzleştiren bir kitabı okuduğumuz zaman da ruhumuzun bir yerinde bir eğlence kırıntısı vardır.

  • Kediler Güzel Uyanır
  • ÜMRAN AVCI
  • Yekta Kopan

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000