Katiller neye benzer?!
Haberturk.com kültür sanat yazarı Betül Memiş yazdı...
BuluTiyatro’nun ilk oyunu Tetikçi’nin yazarı Ebru Nihan Celkan: “Tetikçi’yi sadece bir olayla örtüştürmek, 1900'lü yıllardan bu yana süre gelen yazar-aydın-gazeteci suikastlerini ıskalamak demek. O nedenle oyunumuzun tecrübe edilen tüm suikastleri ile paralel okunmasını istiyoruz.”
memisbetul@gmail.com
Bilge Karasu’nun “Usta Beni Öldürsen E!” adlı öyküsünde genç cambaz sorar: “Usta; bir yerde, yaşamanın yolunu da bulmakta ustalaşmış değil midir ki?” diye… ‘Usta’laşmaktan çok, yolu aramaktır ya bir yolcunun yahut idealistin serüveni, o minvalde yine üstadın “Günlerden deniz, sulardan salı, yürürden vatos, yüzerden kedi...” hissyatının çemberinde, ‘gerçek ve kurmaca’nın arasındaki farkı algılama oyunlarına devam. Haybin deşifre!
“- Katiller neye benzer?
- Denge meselesi... Bugün onlar, yarın siz.
- Uyuşturucudan beterdir kan kokusu, torbacıdan alamazsın, kendin üretir ürettiğini tüketirsin.”
Tam da Hrant Dink davası “Örgüt yokmuş” hükmüyle karara bağlanmışken ve 19 Ocak 2007’den bu yana “Hepimiz Ermeni’yiz” diye haykıranlar için “Henüz hiçbir şey bitmemiş”ken; tiyatro aleminin, daha ilk raund’unda beyin loplarına “dur-un bir dakika” diyerek, merhabasını çakan BuluTiyatro’nun ‘Tetikçi’ adlı oyunuyla, bugün bana ayrılan deşifreye başlıyorum.
BULUTİYATRO’NUN KADRAJINDAN TETİKÇİ
BuluTiyatro’nun beyni ve beylik bir söylemle de -bu yılın- ‘en oyunlarım’dan ‘Tetikçi’nin yazarı ve yönetmeni Ebru Nihan Celkan… Dünyayı algılayış biçimindeki dertlenmesinden ve bu derdi sahneye taşıyış biçiminin asilliğinden olsa gerek, kısaca kendisinin, hastası olmuş bir fanıyımdır bundan sonra, böyle biline! Neden diye sormayınız, yavaştan BuluTiyatro’nun ve Tetikçi’nin nidasına kulak vermek üzere yola koyulunuz! Bu ikinci oyunu olan Celkan’ın amacı; Türkiye’nin her yerinde sahneleme yapmak, tiyatroyu yaygınlaştırmak ve tiyatroyu İstanbul sınırları dışına taşımak.
‘ERKEKLİK’ VE ‘KAHRAMANLIK’ HALLERİ
Bir silah sesiyle ve radyodan yükselen bir kadın spikerin anonsuyla başlayan oyun; Hrank Dink ve benzeri cinayetlerde (üşenmeyelim hatırlayalım, pek kıymetli tiyatro tutkunu okur; Rahip Santoro, Zirve Yayınevi, Kahramanmaraş, Çorum, Sivas, Başbağlar, Mardin Bilge Köyü, gazeteci – yazar, sanatçı, bilim insanı, parti mensubu ve daha nice adını unuttuğumuz insanlar-ımız…) kullanılan ya da kendini kullandıran insanların alt yapılarının ne olduğunu, bu düzenin çarklarının nasıl yürütüldüğünü, gerçek ve kurgunun işleyişini, küçük bir şehirde başlayıp büyük bir cinayetle sonuçlanan bir suikasti, yoksulluk ve yoksunluğun ‘memleket meselesi’ ile ‘erkeklik’ ve ‘kahramanlık’ ile çizilme-örülme hallerini, ‘sen aslansın, sen büyüksün, sen yaparsın’ gaz-söylemlerinin etkilerini, kısaca hiçbir detayı atlamadan, sade bir anlatım ve keskin bir gözlemle anlatıyor. İsimler değişiyor, Ogün, Yasin, Erhan, İbrahim, Üzeyir veya Umut oluyor belki ama tarih yine yazıya düşecek dejavu esaretinde, yüzümüze vurmaya devam ediyor. (Tabii bizim hâlâ bunu karşılayacak yüzümüz kaldıysa?!) Oyun boyunca her bir kare, yüzümüzün kızarmasını sağlıyor, hayat döngüsünde nedenleri-niçinleri döküyor gözümüzün önüne… Utandığım kendim ve insanlık hallerimiz… (Vicdanlı olmak yahut sadece insan olabilmek, bu kadar mı zormuş arkadaş!) Bu hissiyatın sıkıştırdığı 30 küsür yıllık, sol göğüs kafesimin dibinde peydahlanan yürek çarpıntısı… Bir utanç, bir gözyaşı, bir özür; herşeyi yok edebilir mi dersiniz? Ebru N. Celkan, tüm bu detayların yamacında bir güzellik daha yapmış; ‘Tetikçi’-‘erkekler’in dünyasının arka fonuna, kadınların da nefesini iliştirmiş. Hani o büyük büyük adamların, göz kırpmadan can kıyanların da anneleri-kızkardeşleri ve sevdalı oldukları kadınları var ya, işte bu defa sahnede onlar da dile geliyor.
‘BEBEKTEN KATİL YARATAN KARANLIK’
Es notu: 2008’de, Mitos-Boyut Yayınları 3. Oyun Yazma Yarışması ‘Özendirme Ödülü’ kazanan ‘Tetikçi’, aynı yıl Mitos Yayınevi tarafından yayımlanmış. Yine 2008’de, Aksanat tarafından düzenlenen Mehmet Ergen yönetiminde, 2. Uluslararası Oyunyaz Festivali Açılış Oyunu olarak seçilen oyunun okuması Plato Sahnesi’nde yapılmış.
Gelelim ‘Tetikçi’ye can veren doğal ve şahane oyunculuklara: Barış Gönenen, Özgürcan Çevik, Eyüp Emre Uçaray, Güney Zeki Göker, Fatih Özkan, Özge Ertem, Gülce Oral, Ararat Mor ve Aslican Kortan. Bu genç yeteneklerin-oyuncuların her biri oyunculuğunu konuşturuyor adeta… Sinemasal bir aktarımla biz izleklere yansıttıkları performans takdire şayan… (Fazla söze ne hacet; ekip, şahanesiniz, oyuna devam!)
Rakel Dink’in o hiç aklımızdan silinmeyecek “Bebekten katil yaratan karanlık” tanımlamasından yola çıkarak, “katil olmadan önce bu çocuklar kim?” sorusu üzerine kafa yorarak, bu oyunu ete kemiğe büründürdüğünü söyleyen Ebru N.Celkan, 2007’den bu yana parça parça baktığımız yahut görmeye çalıştığımız fotoğrafı, önümüze apaçık seriyor, hem de bu dava sonuçlanmadan hemen önce sahnelemeye başlayarak. Yazım tarihi 2007 olan oyun, ‘örgüt bağlantısı bulunamadı’ sözünü dava sonuçlanmadan çok önce yazmış, bu kısmı es geçmeyelim.
“BİR İNSAN BİR İNSANI NEDEN ÖLDÜRÜR?”
“Her şey Uğur Mumcu’yla başladı. 14 yaşındayım… Sonra Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok... Abdi İpekçi’yi öğreniyorum okuduklarımdan. Sonra Hrant Dink. Peşine düşüyorum; üç-beş günde unutulup gitmesin istiyorum. Hrant Dink’in öldürülmesinden az bir süre sonra katilin yakalandığı haberi tüm kanallardaydı. Bir fotoğraf hatırlıyorum. Esmer, çok zayıf bir çocuk, sağında ve solunda gülümseyen kolluk kuvvetleri, elinde Türk bayrağı, arkasında kocaman bir söz: ‘Vatan toprağı kutsaldır. Kaderine terk edilemez.’ Herkes konuşuyordu. Yetkili, yetkisiz, rütbeli, rütbesiz, sivil, polis, kadın, erkek, dost, düşman... Ama o fotoğraf susarak çok fazla şey anlatmıştı. Gerisi laf kalabalığı. Bağıran bir fotoğrafın peşinden gitme öyküsü yani, merak: ‘Bir insan, bir insanı neden öldürür?’ diyen oyunun yazarı Celkan, şöyle devam ediyor: “Tetikçi oyununu sadece bir olayla örtüştürmek 1900'lü yıllardan bu yana süre gelen yazar-aydın-gazeteci suikastlerini ıskalamak demek. O nedenle oyunumuzun tecrübe edilen tüm yazar-aydın-gazeteci suikastleri ile paralel okunmasını istiyoruz. ‘Tetikçi’nin en temel dertlerinden bir diğeri ise erkeklik ve kurşun askerler yani yine es geçilmiş örselenmiş ihmal edilmiş gençlik potansiyelinin suistimali. Oyunu izleyip, tek bir olay üzerinden vicdanlarımızı temize çekersek çok daha büyük bir yerden aksak kalmış oluruz. Biz seyircinin, oyun sonunda bütün suikast tecrübelerini didiklemesini hedefliyoruz. BuluTiyatro'nun öncelikli amacı ‘Tetikçi’ oyununu farklı şehirlerde sergileyebilmek. Tiyatronun son yıllarda yaşadığı İstiklâl Caddesi verimliliğini, caddenin dışına taşırmak, hatta İstanbul sınırları dışına taşırmak istiyoruz.”
Oyun sonrasında, gecemin misafirinin dillendirdiği üzere; ‘Kendi çocuklarını yiyen bir ülke...’ Ben, yine de bağın ve bostanınla hemhal olmaya talibim her daim söyleminin verdiği hararetle ve “Do dreamers ever sleep?” (hayalperestler hiç uyur mu?) sözüyle de balatayı çoktan sıyırmış bi bünye olarak, bir suikastin perde arkasını tiyatro dilinden işitmek isterseniz niyetine, güzergâhınızı veriyorum: Beyoğlu’nda konuşlanan İkinci Kat, program için: (212 292 32 47 / 0 545 462 45 28)