Derin Amerika'dan hazin manzaralar
"Sır"ın ("Tall Man") DVD'si raflarda! Kerem Akça yazdı...
KEREM AKÇA / HABERTURK.COM
Slasher filmlerine, gang filmlere, metafiziksel slasher filmlerine, rehine gerilimlerine ve lanetli kasaba motifine saygı duruşunda bulunan, ancak bunlardan ‘farklı’ ve kara film algılı bir şey çıkaran bir eser. “Sır”, “İşkence Odası” ile tanıdığımız Pascal Laugier’nin toplumsal şiddet odağından canlandırdığı ‘alt tür karmaşası’ içeren omurgalarından bir yenisini sunuyor. Böylece İtalyan korku sineması hayranı yönetmenin ABD’de de kimliğinden taviz vermeyeceğini ispatlıyor. Elbette kan dozajı ve üslup konusunda değişim yaratarak… “Sır”ın DVD’si raflara girdi.
“Kutsal Bakire” (“Saint Ange”, 2004) ile ‘geleneksel korku filmi’ de çekebileceğini kanıtlayan Pascal Laugier, aslında türün kalıplarıyla derdi olan bir isim. “İşkence Odası”nı (“Martyrs”, 2008) izleyenler dediklerimizi anlayacaktır. Büyük oranda Mario Bava, Lucio Fulci, Dario Argento ve Clive Barker’ın düşünce yapısını arkasına alıp, değişken hikaye dünyasının belirsizliğinden beslenerek evreninin tuğlalarını üst üste yerleştiriyor yönetmen.
Karanlığın üzerine giderken 70’ler Amerikan korkusuna saygıda kusur etmiyor
Sözünü ettiğim 2008 tarihli eser de Fransız Şok Sineması ya da Üçüncü Fransız Yeni Dalgası’nda üreyen korku filmleri adına bir yumruk, bir dinamizm anlamına gelmişti. “Sır”da (“The Tall Man”) ise sanki dramatik yapıda o duruşu korurken görsel açıdan 2.35:1’de keskin bir berraklıkla boğuşuyor. Bu durum da ‘karanlık’ın üzerine odaklanan filmin kaydırmalarla ve sabit kamera kullanımıyla aldığı ivmeyi, sanki ormanda daha bir ‘eskitilmiş’ hissiyatıyla kavramasına yol açıyor.
Laugier, atmosferi ‘gizem’ ve ‘merak’ üzerine kurarken kan gölüne fazla kaymadan ilerliyor. Yüksek gerilim duygusuyla ‘çocuk kaçırma’ olaylarının yaşandığı kasabanın çevresine odaklanıyor. Ama bu tercihin ‘rehine gerilimi’ atmosferine yaklaşırken asla seyirciyi sömürmesine izin vermiyor. Bunu yaparken çok sevdiği 70’lerden “Bela” (“Duel”, 1971), “Teksas Katliamı” (“The Texas Chain Saw Massacre”, 1973), “Soldaki Son Ev” (“The Last House on the Left”, 1972), “Kurtuluş” (“Deliverance”, 1972), “Tepenin Gözleri” (“The Hills Have Eyes”, 1977) gibi eserlerin yapılarından uzak duruyor durmasına. Ancak onlara saygı duruşunda bulunmayı da ihmal etmiyor.
Fulci kasabasında “Bela” ruhlu bir tır
Nihayetinde kırsal kesim dehşeti korkusunda yeni bir şeylerin alevlenmesini hedefliyor. Bu doğrultuda atmosfer, yönetmenin kurgucusunu değiştirmemesi ve sinematografiyi bir Fransıza teslim etmesiyle büyük oranda canlanıyor. Donuk kare ile açılan filmin geriye dönüp 36 saat öncesini göstermesi daha en baştan bir merak unsurunu hareket geçiyor. Kasabanın belirsizlik duygusu Fulci’nin mekan motifine yaklaşımını öne çıkarıyor.
Bu noktada bir ‘uzun boylu laneti’ etrafı sarıyor. Çocukları kaçırıp sakladığı ve öldürdüğü söylenen bu ‘öteki’ büyük oranda merkezi konuma oturuyor. Laugier de bir süre klasik slasher filmi (kesme-biçme filmi) geleneklerine uyum sağlarken onu “Bela”nın ‘tır’ına benzer bir tehditle sarıyor. Bunun devamında bizleri ‘metafiziksel’ dünyaya ait ‘Freddy-Chucky’ arasından bir hissiyat bekliyor. Ancak yönetmen asla böylesi ‘körelmiş’ şablonların izini sürmüyor. İnadına ‘dolgun virajlar’ kullanmayı tercih ediyor.
ABD’nin derinliklerindeki çete sorunları
Lanetli kasabasının Derin Amerika’ya varan ‘çetecilik’le boğuşmasını ele almak istiyor. Çocukları “Who Can Kill A Child” (“¿Quién puede matar a un niño?”, 1976) ve “Onlar” (“Ils”, 2006) kadar tekinsiz hale getirmese de gerilimiyle ve arka planındakilerle kalıcı olmak istiyor. Rehine gerilimlerinin ‘çocuk kaçırma’ damarını filminin ortasına, ‘nefes borusu’ niyetine yerleştiriyor. Diyalog sıkıntıları yaşıyor belki. Ancak hedefinden asla sapmadan gang film ile kara film arasında bir yere bağlanan özellikli bir omurgaya uzanıyor son kalemde…
“Sır” da “İşkence Odası” gibi çok alt türlü/türlü ve işkenceye/şiddete yol açan bir kabilenin varlığıyla dikkat çeken bir eser. Yani gerçek bir kötüsü, ötekisi olmadan ‘kimlik arayışı’na yol açan suç çetesiyle ilerliyor. ‘Otel’ (‘Hostel’) serisinde Eli Roth’un yaptığını kansız bir vurguyla sosyolojik anlamlara açılır hale getiriyor.
Bu durum yönetmenin auteur duruşunu canlandırırken “Kutsal Bakire”den gelenekçiliğinden uzaklaşmasına da olanak tanıyor. Belli ki Laugier, kendi görüşünü önümüzdeki günler ABD veya Fransa ayrımı fark etmeksizin sürdürecek. O da İtalyan korkusunda gördüğümüz alt türsel deformasyonla yürüyen bir belirsizlik duygusu ve elbette köşeli kötülerin var olmadığı bir evrene çıkıyor. Bu da Derin Amerika’da ‘çete oluşturma’ sorunsalına dil uzatırken, “Kızımı Kurtarın” (“Gone Baby Gone”, 2007) gibi çocuk kaçırma meselesini sosyal sorumluluk projesine çevirip sömüren filmlerden de özellikle uzak duran bir omurgaya açılıyor.
FİLMİN NOTU: 6
Künye:
Sır (The Tall Man)
Yönetmen: Pascal Laugier
Oyuncular: Jessica Biel, Jodelle Ferland, Samantha Ferris, William B. Davis
Süre: 106 Dk.
Yapım Yılı: 2012
keremakca@haberturk.com