"Başbakan ve eşinden özür dilerim"

"Eski kocam, Başbakan ile yakınlığını anlatabilmek için eski karısını sofraya meze yapmıştır" Balçiçek İlter yazdı...

21 Eylül 2012 Cuma, 12:42:52Güncelleme: 12:46:36
Onaylanmadı Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
Habertürk'e facebook veya
twitter hesabınızdan hızlı bağlantı yapabileceğiniz gibi e-posta hesabınızla da  yeni üyelik yapabilirsiniz.
Can Ataklı'nın eski eşinden sitem Sonra Oku

BAŞLIKTAKİ cümle Ayşe Ataklı'ya ait. Ayşe, gazeteci Can Ataklı'nın eski eşi. "Eski eşi" derken, öyle küçük bir süreden değil tam 24 yıldan bahsediyoruz. Can ile Ayşe geçtiğimiz aralık ayında ayrıldılar. Temmuz ayında Can Ataklı yeniden evlendi. Ayşe'nin bugün Başbakan'dan özür dilemesine Can Ataklı'nın şu sözleri sebep oldu: "Tayyip Bey'le teke tek yemek yiyoruz. Ben Tayyip Bey'le içki de içerdim. Ama yemeği ben veriyorsam... Yemeği o veriyordu. İçki içmedim. Bana dedi ki, 'Can Bey bir şey iç', 'Olmaz siz davet ettiniz, sevmiyorsunuz içmem. Ben davet versem belki içerim' dedim. Nitekim onunla aynı masada içki içtik. Bir yemek sonrasında, 'Yenge de maşallah ne içiyor ama' dedi. O zamanki karım aşka geldi votkayı dolduruyor da dolduruyor. 'Sağlığınıza Tayyip Bey' diyor. Rauf Tamer'in karısı, bir de Hüsnü Özyeğin'in karısı üçü aldılar Emine Hanım'ı, 'Yahu ne güzel kadınsın sen şu başını açsan, kocan Başbakan olur' diye. Vallahi billahi! Şimdi böyle de bir hukukumuz var."

*

Konuyla ilgili kalem oynatınca Ayşe Ataklı'yı da aramak gerekti. Öfkeli bir kadın bekliyordum, kırgın ve üzgün bir kadın buldum. 24 yıllık eski eşinin söylediklerine inanamamış, anlattıklarının hiçbirinin doğru olmadığını söyledi. Aslında çok da konuşmak istemedi, ben ısrar edince bir açıklama yolladı. Telefonu kapatırken, aklımda o uzun konuşmadan kalan iç paralayıcı bir cümle vardı, samimiyetine sığınarak, sadece o cümleyi yazmakta beis görmüyorum.
"Eski kocam, Başbakan ile yakınlığını anlatabilmek için eski karısını sofraya meze yapmıştır!"
Ağır değil mi?
Nasıl olmasın?
Ayşe Ataklı'yı tanıyanlar bilir, 90'lı yıllardan beri ağzına içki koymuyor. Üstelik yakın arkadaşı Canan Barlas'ın deyimiyle o ve onun gibiler, Barlas da buna dahil, sofradakiler için utanç kaynağı oluyorlar. O derece içmiyorlar yani... Üstelik bir Belediye Başkanı'na, içmeyen bir Başkan'a "Hadi şerefe, sağlığınıza" deyip kadeh kaldırmak Ayşe Ataklı'nın bilgisine, görgüsüne hiç ama hiç uymayan cinsten...
Neyse uzatmayayım, Ayşe Ataklı'nın açıklaması şöyle:
"Can Ataklı'nın, Sayın R.T. Erdoğan'la İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı sırasındaki tanışıklığını kamuoyuyla paylaşma isteğini belirtmek isterken, 24 yıl birlikte yaşayıp türlü zorluklara göğüs gerdiği 'o zamanki eşi' olarak beni, asılsız ve yakışık olmayan kelimelerle ifade etmesi, bende ve çevremde derin hayal kırıklığı ve üzüntü yaratmıştır. Saygın olarak bilinen bir köşe yazarının böyle bir söyleşiyi yaparak gerçek dışı olayları malzeme yapıp ifşa etmesinin, kendisinin bir zihin bulanıklığında olduğunun işareti olduğunu düşünüyorum. Benim için ziyadesiyle üzücü ve hazin bir durumdur. Suni gündem yaratılmasına, isteğim ve bilgim dışında malzeme olduğum için Sayın Başbakan ve değerli eşlerinden özür dilerim."

*

Gelelim şu baş açma mevzuuna...
İlkay Tamer, Ayşen Özyeğin ve Ayşe Ataklı, Emine Erdoğan ile evet, güzel kadınlığı üzerine konuşmuşlar, başörtüsü üzerine sohbet etmişler. Ama hiçbirinin ağzından "Açsana başını kocan Başbakan olur!" cümlesi çıkmamış. Hatta dünden beri her sorana, "Bize mi kalmış canım, böyle terbiyesizlik olur mu" diye yanıt vermişler.
Uzun lafın kısası, iki gün önce yazıyı kaleme alırken "Ben Can Ataklı'nın yalancısıyım" demiştim. Hâlâ yalanlanma gelmedi kitaba, anlattıklarına...
Acaba diyorum çıksa da bir konuşsa?
(Dün bizim kanaldaydı ama nedense bu konu hiç açılmadı.)

CBG Error (502)
Web Server

nginx/1.2.9